banner114

Covid-19 pandemisinin dünya üzerindeki etkisi azalan bir dalgalanmayla devam ediyor. Farklı ülkelerde dönemsel olarak vaka sayıları alarm seviyesine çıkarak, normalleşme çabalarına geri adım attırıyor. En son Almanya, Hollanda ve Rusya bunun örneği oldu. Rusya çareyi bir hafta tatil vererek, Almanya ve Hollanda maske kullanımını sıkılaştırarak bulmaya çalışıyor. Çin’de ise bir takım hareketlenmeler var, fakat sistem açık olmadığı için neyin nasıl yapıldığı resmi açıklamalarla sınırlı kalıyor.

Dünya geneli için bakıldığında, tanı konulmuş vaka sayısı 250 milyonu, ölüm sayısı beş milyonu geçti. Dünya genelinde günlük ortalama vaka sayısı 500 bin ve vefat sayısı 7 bin civarında gerçekleşmeye devam ediyor. Amerika 47, Hindistan 35, Brezilya 22, İngiltere 9, Rusya 9, ve Türkiye 8 milyon vakayla sıralanıyor. Vefat sayıları açısından bakıldığında Amerika 757, Hindistan 461, Brezilya 610, İngiltere 142, Rusya 243 ve Türkiye 70 bin olarak sıralanıyor. Türkiye’nin günlük ortalama vaka sayısı 30 bin civarında ve vefat sayısı 200 civarında gerçekleşiyor.

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de üretim, eğitim ve seyahat faaliyetleri maske kullanımı tedbiriyle devam ediyor. Günlük yaşam aktivitelerinin yoğunlaşması nedeniyle sosyal mesafeye uyulduğu söylenemez. Sosyal mesafe uygulamasına en iyi uyulan mekânların camiler olduğunu söylemek doğru olur.

Vaka sayılarının yüksek olmasıyla birlikte yoğun bakım sayıları ve ölüm sayılarında aşı uygulamalarıyla oransal azalma yaşanıyor. Aşı uygulamalarında üçüncü dozun yaygınlaştırılması sürecin kontrol altında alınması açısından önemini koruyor.

İlköğretim ve lise okullarımız eğitim-öğretim döneminin ilk çeyreğini çok büyük bir sorun yaşamadan atlattı. Üniversitelerde eğitim devam ediyor ve kamuoyuna yanşayan ciddi sorunlar yok. Üretim tesisleri, çarşı ve pazar faaliyetlerine devam ediyor. İki yılın sonunda, tünelin ucundaki ışık görüldü. Yine de dümdüz bir yol yok, inişli ve çıkışlı…

Diğer yandan bizler tünele girdiğimiz gibi değiliz, değiştik ve dış çevrede değişti. Fizyolojimiz, psikolojimiz ve sosyolojimize kadar ne varsa bildiğimiz, dijital teknolojilerle yeniden tanımlandı. Herkes bir şekilde akıllı telefonla, dijital alışverişle, esnek çalışmayla, sosyal medya ile tanıştı. Anksiyete ve depresyon düzeyleri artı. Nedensiz kavgalar, çatışmalar, aile içi şiddet, ayrılmalar ve üçün sayfa haber malzemeleri çoğaldı. Öyle ki her televizyon kanalında gün boyu, bir reality şovda, kaçanlar, öldürülenler… Yanlışlıklar, hatalar ve ahlaksızlıklar öyle tasvir olunuyor ki, safi zihinler sadece bulansa neyse, iğfal oluyor (saded hariçi).

Covid salgınıyla birlikte kuraklık, üretim ve arzdaki azalmalar bütün dünyada ekonomik dengeleri altüst etti. Üretim düştü, arz azaldı, enflasyon yükseldi. Öyle ki İngiltere’den kıtlığın ve darlık buhranlarının ayak sesleri gelmeye başladı. Bu durum, kırılgan olan ülkemiz ekonomisine de fazlasıyla yansıdı.

Özellikle parasal gücü olan batı ülkeleri, bütün dünyadaki arzı kendine doğru çekerken, bizim gibi imalatçı olan ülkelere dış pazara çalışma fırsatı, ihracatını artırma imkânı verdi. Bu fırsat çok iyi değerlendirmeli, fakat bu sefer de iç pazarda fiyatlar anormal şekilde arttı. Salgın sürecinde gelirleri düşen, işini kaybeden kişiler ve aileler zorlu bir dönemi yaşıyorlar. Bu nedenle, iç pazardaki fiyat artışlarının etkisi sadece ekonomik bir gösterge olarak kalmayacaktır. Ekonomideki bu durum karar ve tercihleri etkileyebilecek güçtedir. Bu ekonomik olumsuzluklardan aile ve toplum hayatının aşırı etkilenmesini önlemek için sosyal önlemlerin sıkılaştırılması gerekir.

Geçen yüz yıl kendi kabulleriyle geçti, yeni bir yüz yıla uyandık. Salgın, zihnimizdeki birçok önyargıyı da yıktı attı. “Öyle olmaz, böyle olmaz” söylemlerinin yerine “böylede olabilir mi, şöylede olabilir mi” anlayışlarını getirdi. Böylece en zor olan zihinleri, algıları, ön kabulleri değiştirme, hayatı yeniden tanımlama ve kurgulama fırsatını verdi. Artık, eğitim, sağlık, yönetim gibi birçok alanda her şey yeniden kurgulanabilir. Zaten yeniden kurgulayanlar önümüzdeki yüzyılın söz sahipleri olacaktır. Onun için salgından önceye dönmeye çalışmak yerine geleceği inşa etmeye koyulalım.

Bizim için gelecek gökteki güneşten daha parlak olacaktır. Unutmayalım, “eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal…”

  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.