banner114

Bitmeyen sürecin kitabını yazmak o sürecin anlatımına yeter mi? Henüz başlamış bir savaşın kitabını yazıp bitirmek savaşın nasıl biteceğini bilmek ya da kitaptaki kahramanların neler yapacağını beklemeden onlara gönlünce bir son hazırlamak.Aslında durum odur ki başlayan bir süreç içinde yakalanmış bir hikâyeyi aktarmaya çalışırken sürecin bitmesini beklemeden. Ne olacakları görmeden ne de sonucun nereye varacağını öğrenmeden. Yaşanmış bir başka olayda benzer hikâyenin sonucuna bağlamak.Oysa acele etmeden sonucu bekleyerek. Savaşın veya olayın getireceklerini net olarak görerek yazmak daha kıymetli olsa gerek.Bir başkası yazmasın bizi geçmesin diye alelacele yazıp sonucu erken bağlamak belki de birçok gerçeğin yazılmamasını ve yarınlara taşınmamasına sebep olur.Oysa belli bir toplum, ülke veya insanlığın yaşamakta olduğu afat, savaş gibi olağan durumları ve o durumlarda oluşan hikayeleri yazıma dökmek kitaplaştırmak için sonucu beklemek daha elzem ve de daha etkin olur.

Bir başkası yazarsa, aynı hikâyeyi başkası yakalayıp kaleme alırsa gibi endişelerin kaleme alacaklarımızı erkene alırsa.

Masaya koyduğumuz sonuç kesinlikle eksik bir sonuç olur. Olgunlaşmamış ham bir yazı olmuş olur. Bu tür zaman ve olaylarda öncelikle günlük tutarak ve olayları bölümleyerek makale halinde kaleme alıp olayın sonunda kitaplaştırmak daha etkin sonuçlar ve sunumlar getirir.

Yazar sabırlı bir şekilde gözlemleyerek süreci tamamlayarak kitabını yazmaya geçmeli. Sabırsız ve kıskanç kalem hiçbir zaman olgun bir sunum getirmez. Daima ham olmamış bir sunum ortaya koyar.Yaptım oldu demekle olmaz. Özellikle de yazmak yarınlara sunmak için mutlaka olmuş olmalı. Reel bir sonuca varmasa dahi sürecin sonucunda yazdıklarımız ters köşe olmamalı.Birçok yazar için bu tür durumlarda en sağlam sonuç öldürmek olur. Acıklı son olarak hem etkili olmuş olur hem de sorgulanmayan sonuç olur.Fakat asıl sonuçta ana olayda neler olmuş hangi taraf savaşı kazanmış, hangi tedbir afatı durdurmuş sorularına cevap bulmak asla mümkün değildir. Çünkü yazarda kitabını yazarken o sonuçtan bihaberdir.Bu tür olayların sonuçlarını hayal dahi edemeyeceğinden. Tahmin ile yazamayacağından ham bir yazım olmuş olur. Olurda yazar bir hayale kapılarak bir tahmini sonuç yazmaya kalkar ise. O yazımın ömrü çok kısa olur. Afatın bittiği günlerde yazımında ebediyete doğru rafı belirlenir.

Çok etkin ve tezat bir sonuç ile yazılmış olursa o zaman da her seferinde örnek olarak eleştiri noktasında ortalarda dolaşmış olur.Emeğe saygı daima ön planda olsa da emeği kıymetli sunmak da emekçinin asli görevidir. Asli görevini noksan yapanlar daima eleştiriye maruz kalırlar. Eleştiriden öte unutulmaya mahkumdurlar.

Yazılacak mevzu yaşanmış veya yaşanıyor bir konumda ise doğru incelenip hayali karakter de olsa konu mutlaka oluşan olayın etrafında dönmeli ve sonuç mutlaka oluşan sonuca yakın olmalı ona aykırı olmamalı. Sonuca aykırı bir final yaparsak yazdıklarımızın tamamı yok olur. Yazılan konu ve zaman geçmişte yaşanmış ve biz araştırmacısı isek en detaylı ve en geniş yerlerden öğrenmeli. Olayı en çok yaşayan, maruz kalanlardan öğrenmeliyiz.  İşimize gelenlerden öğrenmeye kalkarsak. O zaman da taraflı öğrenmiş ve anlatmış oluruz. Tarafsız olmak sadece yorumunda taraf tutmamak değildir. Olayı her yönden incelemek ve her noktasından bilgi edinerek yazıma alınmalıdır. Sesli ve görsel dahi olsa her düşünceden yaşanmış olanları dinlemek gerekir.

Siz siz olun aralanmış kapıdan, kapı gözlem dürbününden hayata bakmayın. Her açıdan bakın ve her açıdan hayatı algılayın. Ondan sonra o algıların içinde yaşayın, yorulun ve öyle kaleme alın…

Selam saygı ve sevgi ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.