banner114

Şimdi var mıdır bilmiyorum.

Eskilerde kişi lakabıyla anılırdı!

İsmini söylediğiniz zaman, karşı taraftan alacağınız cevap, kimden bahsediyordunuz olurdu.

Ancak isminin yanına lakabını koyup söylediğinizde direkt adrese ulaşmış olursunuz.

Konuyla ilgili, şu an sizlere adrese teslim bir hikâyeyi anlatmaya çalışırken, bakalım o hikâyeyi başka bir hikâyeye nasıl bağlayacağım?

İnanın bunu ben de merak ediyorum!

Trabzon’umuzun güzel bir mahallesindv, lakabı Ambar olan Mehmet abimiz vardı.

Yani büyüğü-küçüğü kendisine Ambar Mehmet diye seslenirdi mahallede.

Biraz Ambar Mehmet’ten sizlere bahsetmek istiyorum.

Ambar Mehmet mahallesinde sevilen sayılan bir ağabeydi.

Renkli bir kişiliği vardı.

Şakacı ve espritüeldi.

Ayrıca ambar Mehmet Trabzonspor maçlarında, kısacası Trabzonspor’un esip gürleyip, şampiyon olduğu dönemlerde Avni Aker’de kale arkası kapısında bilet kesiyordu.

Tabi ki Ambar Mehmet’in kapıda görevli olduğunu mahallenin gençleri de biliyordu.

Yine Trabzonspor’un maçı olduğu bir günde mahallenin gençleri toplanıp, Ambar Mehmet’in görevli olduğu kapıya giderlerdi.

Kapıya gelen gençler Ambar Mehmet’e ‘Bak biz buradayız’ dercesine el-kol hareketi yaparlar, kapıdaki taraftar trafiği sakinleşince, Ambar Mehmet mahallenin gençlerinin kapıya doğru gelmeleri için işaret eder, gençler bir hevesle kapıya hareket ederlerdi.

Mahallenin gençleri kapıya geldiklerinde Ambar Mehmet bütün gençleri bir araya toplayarak onlara; “Lan mahallede Ambar Mehmet, kapıya gelince Mehmet abi he” diyerek espritüel bir gönderme yapardı.

Benim anlatacağım hikâye de Ambar Mehmet’in hikâyesiyle benzerlikler taşıyor.

Burhan Bektaş diye yazsam, öyle zannediyorum ki, benim ve benim jenerasyonumun üzerindeki çoğu kimse Bektaş’ı tanır.

Ama Şoför Burhan ya da Usta oteliyle birlikte ismi söylendiğinde, herhalde tanımayan çıkmaz Burhan Bektaş’ı.

Aslında Bektaş ile Ambar Mehmet tıpa-tıp aynı özellikleri taşımaktadır.

Neyse konuyu fazla dağıtmadan sadede gelelim.

Yakın dostumuz Haluk Şahin’den Gümüşhanespor-Hekimoğlu FK maçına gitme yönünde bir teklif aldık.

‘Hep birlikte sabah saat 10’00’da yola çıkar, maçı seyredip döneriz’ diye Cuma akşamı için sözleştik.

Gelin görün ki sabah sözleştiğimiz saatte buluşmamız gerekirken, her zaman yaptığı gibi Burhan Bektaş kıble kaçığı yapmıştı.

Gelmemek için her türlü entrikayı cevirdi!

Biz Haluk Şahin’le yola çıktık, Maçka’ya ulaştığımız esnada, telefonumuz çaldı, telefonun ucunda Burhan Bektaş vardı. Bektaş ”Gelin alın beni” diyordu.

Tabi ki biz yolumuza devam ettik, Burhan Bektaş ise Trabzon’da kaldı!

Bu gibi konularda naz üstüne naz yapan Burhan Bektaş, nasılsa biz dönmedik, kendisini haklı çıkarmak için bu kez bir başka hamle yapar!

Yine beni arayarak ”Niye gelip almadınız beni” der.

Ben ise kendisine Haluk Şahin devam etmemiz yönünde ısrarcı olunca, daha bir şey yapamadık dedim.

Bu kez Bektaş” Burhan abi gelmiyorsa bende gelmiyorum deseydin Haluk a” der.

Dedim ya Ambar Mehmet ile benzerliği tıpa tıp aynısıdır Bektaş’ın…

Burhan Bektaş’ta yola çıkana kadar gelmeme konusunda her türlü filim, fırıldağı yapacak, yola çıktıktan sonra da ‘Beni niye almadınız’ diye sitem edecek!

Biz de yedik ya!

Hemen belirteyim, telefonumuza attığı mesajları ise burada yazmak istemiyorum.

Bektaş’a zaman diyorum…

Burhan Bektaş konusunda bir başka konuda nasıl yanıldığımızı da, bir örnekle sizlere aktarmak istiyorum.

Hani ya futbol konusunda ahkam keser ya zaman zaman Bektaş…

Biz de kendisini bundan dolayı ombudsman diye lanse etmiştik kamuoyuna.

Meğerse ombudsmanlığı da hikâyeymiş!

Bektaş Trabzonspor’un oynadığı her maç sonrası oğlu Hakan ile oynanan maçın istişaresini yapıp, Hakan’dan aldığı bilgileri, kendisinin bilgisiymiş gibi bizlere satıyormuş!

Vay anasını be!

Bunlara gözlerimiz ve kulaklarımızla şahit olduk!

Şahit olanlardan birisi de yakın dostu olan Haluk Şahin’dir.

Açık-seçik yazıyorum; ben bundan sonra Burhan Bektaş’ın Trabzonspor’la ilgili yaptığı hiçbir yorumunnu dinlemeyeceğim ve değer vermeyeceğim!

Öyle zannediyorum ki, Haluk Şahin ve Şener Eyüpoğlu’nun da konuyla ilgili düşünceleri benimle örtüşüyordur.

Bundan asla şüphe duymuyorum!

UTANIN BE!

Allaha aşkına delilerin zoruna bakar mısınız?

Şenol Güneş nasıl Trabzonluymuş?

Şenol Güneş Trabzonspor düşmanıymış?

Şenol Güneş’e yazıklar olsun!

Şenol Güneş adam değilmiş!

Şenol Güneş teknik adamlıktan anlamıyormuş!

Dedim ya delilerin zoruna bakınız diye!

Yahu sizler bunları söylediniz diye Şenol Güneş itibar kaybına uğradı he!

Sizler istediniz diye Şenol Güneş teknik adamlığı bırakacak he!

Sizler istediniz diye Şenol Güneş Trabzonlu ve Trabzonsporluluğundan vazgeçecek he!

Allah akıl -fikir versin sizin gibilere.

Allah ıslah etsin sizleri.

Ulan arkadaş sizler neymişsiniz be?

Yusuf Yazıcı’yı oynatmadı diye adam için demediğinizi bırakmadınız.

Ayıptır…

Sizler bunu yaparsanız, Trabzonspor’u karşıtı olanlar acaba ne yaparlar?

Bunları hiç düşündünüz mü?
Sonra Trabzonspor zora düşünce, aklınıza ilk gelen, ‘Şenol Güneş neden görev kabul etmiyor’ deyip diğer taraftan veryansın yapıyorsunuz!

Utanın be!

Yusuf oynuyor da hoca bilerek mi oynatmıyor onu?

Yusuf ile hocanın alıp veremediği ne olabilir ki?

Ulan adam bugünkü performansıyla Milli takıma hiç alınmaması gereken Abdulkadir Ömür’ü alıyor.

Ona neden sesiniz çıkmıyor?

TABANCA GİBİ OLMUŞ!

Cumartesi günü Gümüşhane’deydik.

Gümüşhane’ye gitmemizin nedeni ise Gümüşhanespor-Hekimoğlu FK spor maçını izlemekti.

Öncelikle şunu belirteyim.

Bu sezon ilk kez Hekimoğlu FK’yı seyretme fırsatı yakaladım.

İyi bir kadro oluşturmuşlar.

Bu kadroyla hedefledikleri amaca ulaşacaklarını umut ediyorum.

Aksayan ve eksik olan yönleri yok mu derseniz?

Konu ile ilgili kısa ve öz bir görüş ortaya koyacağım.

Anlayan anlar.

Hekimoğlu FK’nın orta alanının, Trabzonspor’un orta alanından hiçbir farkı yok!

Ne demek istediğim anlaşıldı diye umuyorum.

Yine de, Osman hoca aksayan orta alanı derleyip, toparlarsa, takımının yenemeyeceği rakip olamaz.

Abartmıyorum, her şeye rağmen tabanca gibi bir takım olmuş Hekimoğlu FK…

İnşallah diledikleri hedefe ulaşırlar.

DOST DOĞRUYU SÖYLER AMA

İşi oldukça zor…

Zor bir sınav bekliyor Demirkanlı’yı.

Ancak Bülent Demirkanlı zoru başarmayı seven bir teknik adamdır.

Çok zor yaşadığı serüvenlerden bugüne kadar başarıyla çıkmayı başarmıştır.

Neden işi zor dedim Bülent hocanın?

Gümüşhanesporu Hekimoğlu FK karşısında seyrettim.

O kadar eksiği var ki, neresine el atsanız inanın elinizde kalır cinsten.

Bu saatten sonra adam olur mu, derseniz, zor olur derim.

Demem o ki, Allah Bülent hocanın yardımcısı olsun.

Demem o ki, Allah Gümüşhanespor’un yanında olsun.

Bölgemizin yöremizin takımıdır.

Daha doğrusu bir parçamızdır.

Kötü olmasını asla istemeyiz.

Ancak kanayan yaraya da parmak basmak bizlerin görevi olsa gerek!

Dost doğruyu söyler ama acı söyler.

Bizimki de o misal!

DOĞRUSU BU MUDUR?

Gümüşhane’den açılmışken yine oradan devam edeyim.

Hekimoğlu FK, çiçeği burnundaki hocası Osman Özköylü’yü hepimiz tanırız.

Trabzonspor’da yıllarca top oynayıp formasını terletmiştir.

Teknik adam olarak yolu şu an Hekimoğlu FK ile kesişti.

İddialı bir hoca...

İddialı olduğu kadar hırslı bir teknik adam…

Başarıya odaklanmış, o nedenle başarılı olmak için de sahaya varını-yoğunu koymakta.

Osman hocayı Gümüşhanespor maçında kulübenin önünde seyrettim.

Hocayı seyrederken tribünde ben yoruldum.

Arkadaş, takımı korner kullanırken, defansta kalan oyuncuların nerede durması gerektiğine bile, Osman hoca müdahale ediyor.

Ne biliyim sahada müdahale etmediği herhalde bir alan bırakmıyor.

Neye şaşıyorum biliyor musunuz?
Hekimoğlu FK’ya gelen bütün oyuncular liglerin tozunu yutup, çamurunu yemişlerdir.

Eğer ki, sahada durmaları gereken pozisyonlarda, hocalarının müdahalesi oluyorsa ki, oluyor, demek ki onlar bu liglerin tozunu fuzuli yutmuşlar.

Demek ki onlar çamuru iş olsun diye yemişler!

Ne yalan söyleyeyim ben hocanın oyunun her alanına müdahale etmesinden bunu anladım!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.