banner114

Bu kadar basiretsiz!

Bu kadar iradesiz!

Bu kadar vurdumduymaz!

Bu kadar sorumsuz!

Bu kadar kararsız!

Bu kadar ne yaptığını bilmeyen!

Bu kadar işleri öteleyen!

Bu kadar zig-zag yapan!

Bu kadar oynayan!

Bir TFF yönetimine bu güne kadar şahit oldunuz mu?

Veya tanıklık ettiniz mi?

Yazım çıktığında TFF yapılan baskılar sonucu belki ligleri askıya almış olacak.

Ama ben şuna vurgu yapmadan geçemeyeceğim.

Şampiyonlar ve Avrupa Kupası’nın ertelenmesinin yanında. Avrupa’da bütün ligler askıya alındı.

Buna rağmen Nihat Özdemir ve avanesinin Türkiye liglerinde maçların seyircisiz oynanması kararını devam ettirmesindeki gayesi, amacı neydi?

Acaba diyorum Özdemir ve avanesinin kafalarında bir proje vardı da, ligde liderin değişmesini mi bekliyordular?

TFF ve uzantısı MHK miadını doldurmuştur.

Bundan sonra Türk futbolunu yönetmeleri zordur.

Çünkü güven kaybına uğramışlardır.

Koronovirüs salgını ülkemizde halledildiğinde, halledilmesi gereken konular arasında öncelik TFF ve MHK’da olmalıdır.

Türk futbolunun buna çok ihtiyacı var.

ART NİYET OLMAMALI

Eleştirimizi yapıyoruz.

Yapmalıyız da.

Yapılan yol gösterici eleştirilerin doğru olduğuna inanlardanım.

Doğrudur, Trabzonspor’u kötü oynadığından dolayı eleştirdik, eleştiriyoruz.

Haliyle bu eleştirilerimizden nasibini Hüseyin Çimşir hocamız da almaktadır.

Kesinlikle yaptığımız bu eleştirilerde art niyetli olmadık.

Olmayız da.

Biz her zaman tavrımızı Trabzonspor’dan yana koymuşuzdur.

Trabzonspor dur bizim önceliğimiz ve kıymetlimiz olan.

Kısacası derdimiz kulübümüzdür.

Elbette çalıştıran hocalara , yönetim kurullarına saygı ve sevgimizden bu güne kadar asla imtina etmedik.

Etmeyiz de.

Ne var ki futbolun fıtratında olan tek şey başarılı olmaktır.

Yani başarmak.

Eğer ki hedeflenen başarı yakalanmışsa, bu kez eleştiri değil övgülere mazhar olur bu iki taraf.

Ve diyorum ki, yaptığımız eleştirilerden dolayı kimse “öküzün altıda buzağı aramaya kalkmasın.”

CEVAP ARAYAN SORULAR!

Ben de başarılı olmasını isterim.

Daha ileri gidersek “işte ben buyum” demesini çok arzu ederim.

Ancak kazın ayağı öyle değil!

Ünal Karaman Rizespor ile anlaştığında, herkes gibi bizim de gözümüz kulağımız Rizespor’un maçlarında olmaya başladı.

Talihsizlik mi diyelim!

Yetersizlik mi diyelim!

Adını ne koyarsak  koyalım.  Karaman ile birlikte yeşil-mavililer oynadığı maçlarda Rizespor iki mağlubiyet bir beraberlik aldı.

Evet buradan Ünal Karaman’cılara seslenip soruyorum

Şu tabloda Ünal Karaman size göre başarısız mı?

Şu tabloda Ünal Karaman’ın teknik direktörlük kariyerini nereye koymalıyız?

Şu tabloda sizlerin söylediği gibi Karaman hala büyük hoca mı?

Şu tabloda Ünal Karaman’ın ne yapması gerekir?

Şu tabloda kılçıktan, mılçıktan söz edilebilir mi?

Şu tabloda sopa altından değnek gösterilir mi?

Sorulara cevap bekliyorum.

İKİ ANEKDOT

Futbol unsurları yetenekli, kaliteli, özellikli olup, bütünleşip, bir araya geldikleri zaman başarı kaçınılmaz olur.

Veya içerisinde olan her kurul bunlardan dolayı başarıyı yakalar.

Buradan nereye gelmek istiyorum?

Ne kadar iyi teknik adam olursanız olun?

Eğer sahadaki materyaliniz, yani oyuncularınız kaliteli ve yetenekli değilseler, başarılı olmanız mümkün değildir.

Buna örnek vereyim.

Türk futbolunda devrim yapan Ahmet Suat Özyazıcı’nın başarılarını yazmaya kalksam,  neler yazmam ki?

Ama Türk futbolunda tarih yazan aynı Suat hoca Trabzonspor’dan ayrılıp, Sarıyer’i, Bursaspor’u, Vanspor’u çalıştırdığı dönemlerine baktığımızda, hiç de iç acıcı tablo olmadığını açık seçik görürüz.

Yine Fatih Terim UEFA Kupasını kaldırdığı dönemlerde ardı ardına üç lig şampiyonluğu kazanmıştı.

Sonrasında yani dördüncü döneminde gözünün yaşına bakmadan. “Sen UEFA kupasını kazandın, üç lig şampiyonluğu aldın” demeden yönetim kurulu tarafından  gönderilmişti.

Bakın nereye geleceğim?

İki hoca da o dönemlerde müthiş bir oyuncu kadrosu yakalamıştı.

İki hoca da yakaladıkları o kadroları iyi motive, iyi organize ve iyi yönettikleri için o başarıları hep birlikte yakalamış oldular.

Kısacası masanın dört ayağı da o dönemlerde yerlerindeydi.

Masanın bir ayağını eksik bıraktığınızda başarı zor gelir.

Demem o ki masanın en güçlü ayağı sahada olacak oyunculardır.

Bazı hocalar da, oyun, sistem, yönetim anlayışında her ne kadar yetersiz  kalsalar da, sahadaki materyaller sayesinde teknik direktörlük kariyerlerini yıldızlaştırırlar.

O materyaller sayesinde “Ben iyi teknik adamım” derler.

Bu futbolun bir gerçeğidir.

ŞİMDİ SIRA SENDE

Bak güzel kardeşim.

Bu sana kaçıncı yazımdır bilmiyorum.

Ahan yine şans kapını çaldı.

Obi Mikel’in gitmesiyle muhtemelen hocan sana şans verip seni oynatacak.

Bak benim güzel kardeşim Abdulkadir Parmak.

Seni tanımam.

Seninle hiçbir merhabalığım da yok.

Ancak seni tanıyan, seni çalıştıran hocalarınla konuştum.

Yetenekli olduğunu, istediğinde takımına büyük katkılar yapacak kalibrede bir oyuncu olduğunu söylediler.

Ben de hocalarının söylediklerine katılıyorum.

Bu dönem sıkıntılar yaşadın.

Futbolun içerisinde bunların olması kadar doğal bir şey yoktur.

Biz de bir dönemler senin gibi meşin yuvarlağın peşinden koşarken aynı şeyleri yaşadık.

Sen bu konuda bizden daha şanslısın.

Neden diye soracak olursan?

Bu zor gününde seni motive eden, sana moral veren, sana sahip çıkan birileri var ve olmaya da devam edecek.

Sana bir abin olarak tavsiyem, bugüne kadar yaşadığın bütün olumsuzlukları bir kenara bırak.

Ve şunu unutma; beyninin bir köşesine de yer et.

Trabzonspor’un sana ihtiyacı var, senin de Trabzonspor’a.

Senden isteğimiz geçtiğimiz sezon oynadığın yürekli futbolundur.

Yine senden isteğimiz. Sana Allah’ın lütfettiği yetenekleri sahaya yansıtıp takımına katkı yapmandır.

Senden başka ne isteyebiliriz ki?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.