banner114

Trabzonspor Teknik Direktörü Eddie Newton pafta içinde Trabzonspor’u takip eden muhabirlerle sabah kahvaltısında bir araya geldi. Canlı olarak yayınlanmayan ancak kayıtlara alınan bu buluşma için öncelikle gerçekten çok samimi bir havada geçtiğini söylemek isterim.

Aslında uzun zamandır böyle bir programa ihtiyaç vardı. Uzun süren virüs salgın sürecinde takımından uzak kalan sadece taraftar değil, takımı takip eden basın mensuplarıydı aynı zamanda. Antrenmanların haftada bir kez olmak üzere basına açılmasıyla da bu özlem yavaş yavaş giderilmeye başlandı.

Aslında bizimkisi elbette işimizi yapabilmek adına önemliydi.

Zira kaynağından beslendiğiniz zaman hem habercilik adına daha verimli olabiliyorsunuz, hem de doğru bilgilerle kamuoyuna aydınlatabiliyorsunuz.

Newton’un toplantısında izlenen yöntem de bize göre çok doğruydu. Zira önce kayda alınan soru-cevap... Ardından samimi bir sohbet ortamı.

Öncelikle Trabzonspor Kulübü yönetimi özellikle toplantıda yer alan Futbol Şube Sorumlusu Özer Bayraktar ile Medya İletişim Birimi’ne böylesi bir organizasyondan ötürü teşekkür etmek istiyoruz. Zira buluşmanın sohbet bölümünde dahi haber anlamında çok önemli konulara değinildi ve bu konuların işlenmesi konusunda da anlayış gösterildi.

SAMİMİ VE İÇTEN...

Şimdi gelelim Newton’un sohbet toplantısından edindiğimiz izlenimlere;

Bu sezon bir antrenman öncesinde soru-cevap bir araya geldiğimiz Teknik Direktör Newton içinde bulunulan durumu, transferleri özetledikten sonra soruları açık yüreklilikle cevapladı.

Samimiydi-sıcakkanlıydı.

Sorulara verdiği cevapların hiçbirisinde, çok fazla düşünmeden, kelime oyunu yapmadan konuştu.

Yani olduğu gibiydi ve o konudaki düşüncesi neyse onu söyledi.

Trabzonspor Kulübü’nde çalışmayı ise, ‘Hayallerimi yaşıyorum’ olarak ifade etmesi çok anlamlı ve özeldi bize göre.

Zira Trabzonspor Kulübü büyüklüğünü tarihiyle anlatırken, ispata ihtiyaç bırakmıyor. Ancak İngiltere’nin köklü kulüplerinden Chelsea’de görev yapan bir ismin bu şekilde bir benzetme yapması çok önemli olduğu kadar da anlamlıydı bize göre.

Eskiden beri hep şunu söylerim;

Trabzonspor’da, Trabzonspor’u seven ve kendi şehriymiş gibi benimseyen futbolcular oynadığı zaman başarı gelir.

Bunun örneklerini geçmişte gördük. Bu şehre benimseyerek gelen ve seven çok futbolcu başarılı olarak gitmiştir.
İşte Eddie Newton’un da bunu dillendirmesi çok önemliydi.

Sadece samimiyet elbette yetmez bunun bilincinde ve ilk 4 haftada futbol oyun sistemlerini bir bir denediklerini söyleyecek kadar da açık yürekliydi Newton...

Kolay değil elbette. Neredeyse takımın yarıdan çoğu yenilenmiş, farklı ülkelerden farklı oyuncular ve nasıl bir sistemin başarıyı getireceğini anlayabilmek için de bunun yapılmasının gerekliliğini anlattı.

Türk eşinden dolayı Müslüman olmayı seçen Newton, çocuklarının yarı Türk olduğu için de onların Türkiye tarihini öğrenmeleri gerektiğini söylerken de ince bir mesaj veriyordu.

Futbolla yatıp futbolla kalkan, tam bir futbol şehri olarak tanımladığı Trabzon için savaşacaklarını söylemesi kafasındaki düşüncenin özeti gibiydi.

Herkesin desteğine bu yolda ihtiyaç duyduklarını dillendirmesi ise önemli mesajlarındandı. Bu yönetimi, teknik ekibi, basını, taraftarı, şehri ile bir bütün olunması gerektiği mesajıydı.

Yönetim sabredecek...

Teknik ekip daha çok çalışacak...

Basın yapıcı olacak...

Taraftar hem sabırlı olacak hem desteğini daha da fazla verecek...

Şehir bir bütün olarak hareket edecek.

Sonrası mı... Sonrasında elbette başarı gelecektir...

TSYD’nin misyonu

Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Trabzon Şubesi daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi gerçekten son yıllarda Trabzon’da en başarılı dönemini geçiriyor. Elbette bu başarıdan kastımız, biz üyeleri yani spor muhabiri olarak görev yapanları için hayata geçirdiği ve geçirmeye çalıştığı projeleri...Trabzonspor Teknik Direktörü Eddie Newton ile buluşmada TSYD Trabzon Şube Başkanı Selçuk Kılıç’ın mesajları da önemliydi. Zira spor basınının işi kolay değil gerçekten... Doğru bilgi ile doğru habere ulaşmak zaman zaman zor olabiliyor. Bunu kolaylaştırma ve çalışanların daha verimli olmasını sağlama adına destek çok önemli. TSYD bu dönem gerçekten adeta kendi kimliğine bürünerek bu misyonu başarıyla üstlenmiş yürüyor. Sessiz ancak derinden misali... Hem fiziki anlamda TSYD Trabzon Şubesi’ne güzel bir yer kazandırma adına çalışmaları sürdürürken bir yandan da hayatın akışında spor basınının işini en iyi ve doğru şekilde yapabilmesi için girişimleriyle destek vermeye devam ediyor. Bizim de üyesi bulunduğumuz derneği teşekkür edip destek vermek en önemli görevimiz diye düşünüyoruz.

TSYD Başkanı Selçuk Kılıç’ın Newton’la buluşmada verdiği mesaj da çok anlamlıydı. Kılıç son olarak söz alarak “Birbirini anlama ve anlatma açısından bu toplantıları önemsiyoruz. Nasıl bir yönetim kurulu kulübün idare noktasında en iyi çalışmayı gösteriyorsa, teknik direktörü de karşılaşacağı takımı yenmek için nasıl bir çaba sarf ediyorsa medya iletişimde de aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor. Kulübün sportif faaliyetlerinin okurlara ve kamuoyuna sağlam bir içerik ve güçlü bir iletişimle aktarılmasına ihtiyaç var. Bu anlamda da bu tür toplantıların faydalı bir şekilde devam etmesini temenni ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Taraftar’ın

Yüzde 10’luk heyecanı

Korona virüs salgın hastalığının gölgesinde geçtiğimiz yılın Mart ayından beri oynanan maçlar ve taraftara kapanan statlar...

2020-21 sezonu başında Türkiye Futbol Federasyonu önce, “Statların kapasitesinin yüzde 30’u kadar taraftar maçlara girebilecek” dedi. Sonrasında sanıyoruz özellikle Bilim Kurulu’nun da tavsiyeleri ve henüz buna hazır olunmadığı yönündeki görüşler sonrası bu karardan vazgeçilmişti.

Şimdi yeniden yapılan bir değerlendirme sonrası bu kez stat kapasitesinin yüzde 10’u kadar taraftarın maçlara girebileceği yönünde taraftara güzel bir haber verildi.

Tabi bu haber sonrası herkes hesap yapmaya başladı. Ancak şöyle de bir tartışmayı beraberinde getirdi bu karar;

Statlara alınacak taraftar nasıl belirlenecek?

Bilet mi satılacak? (Yüklenip alan ilk yüzde 10)

Taraftar gruplarına (ağırlıklı olarak) verilecek?

Kombine sahiplerine mi verilecek?

Yeni kombine satışı mı olacak? (İlk alan kazanır misali)

Evet şimdi bu sorular cevap bekliyor. Taraftarlar merak ediyor. Ve az da olsa takımının yanında olacak olan taraftarın etkisi çok önemli. Zira adeta sessiz tiyatro misali oynanan maçlarda en çok taraftarın eksikliği hissediliyordu. Şimdi maçları takip edecek olan taraftarlar konusundaki bu soru işaretleri de cevap bekliyor.

Çekirdekçi tayfa olmasın!

Söz taraftardan açılmışken iki konuyu daha belirtmeden geçmek istemedik. Taraftarlar arasında ‘Çekirdekçi tayfa’ olarak nitelendirilen ve maçlarda sadece çekirdek yiyerek maçı izleyen (etkisiz-tepkisiz) taraftar kitlesinin maça gitmesinin hiçbir faydasının olmayacağı savunuluyor. Özellikle sosyal medyada bu durumu dile getiren taraftarlar, “Bağıran-takımını motive eden taraftar grupları arasında bölüştürülsün biletler” şeklinde bir öneri geldi.

Çünkü süreçte takımın en çok ihtiyaç duyduğu şey taraftar desteği, baskısı...

Gerçekten bu süreçte çekirdek yiyecek olan ve izlemeye gelecek taraftara ihtiyaç olmayacak.

Sayıları her ne kadar az olacak olsa da tezahüratıyla o statta kendisini hissettirebilecek taraftarlara çok ihtiyaç olacak...

Hatta öylesine tezahürat yapıp motive edecek ki takımını bu taraftarlar, sesi kısılıncaya kadar devam edecek. Bir sonraki maçta da yerini aynı şekilde takımına destek verecek diğer gruba devredecek...

Localar da taraftara

açık olsun

Kayserisporlu bir yönetici ya da işadamının paylaşımı da bu anlamda bize çok mantıklı geldi. Türkiye Futbol Federasyonu’nun statların kapasitesinin yüzde 10’u kadar taraftarın maça girebileceği yönündeki kararı açıklamasının ardından Kayserisporlu işadamı, sosyal medya hesabından, “Kayserispor’umuzun maçları artık seyircili oynanacak.

Her hafta 5 taraftarımızın özlemini giderebilmek için onları locamda misafir etmek istiyorum. Eski günlerdeki gibi coşkusuyla üzüntüsüyle hep birlikte” şeklindeki paylaşımı büyük ilgi gördü.

Trabzonspor’un loca sayısı da oldukça fazla. Bütün loca sahipleri localarını bu şekilde bir sayı belirleyerek taraftara açarsa ki çok mantıklı bu da takım için önemli bir destek olacaktır.

Ancak locaların kullanımına genel anlamda baktığımızda akraba, eş-dost, aile tercih edildiği için ne kadar hayata geçirilir bilemiyoruz.

Ancak bize bu önerinin çok mantıklı geldiğini söylemeden geçmek istemedik.

Çok şükür...

Çok şükür dedik 5 Ekim günü... Transfer sezonu sona erdi... Aslında transfer sezonları en çok biz spor muhabirleri için zor geçiyor. Zira yönetimler transferler için terlerken son yıllarda sosyal medyada taraftar baskısının da etkisiyle spor muhabirleri olarak isimleri ilk olarak öğrenme ve verme gibi bir misyon ortaya çıktı.

Yazılan bir ismin olmaması sonrası ise yine sosyal medyadan linç diye tabir edilen ağır eleştirilere maruz kalabiliyorsunuz.

Hele ki takımdan biri gidecekse ve bunu yazmışsanız o zaman sizden daha haini yoktur sosyal medyadaki taraftarın gözünde.

Neyse ki bu transfer sezonunu da olanı-olmayanı ile tamamladık.

Şimdi söz de sahne de günlerce yazılan-çizilen ve takımlara katılan oyuncularda.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.