banner114

Bu kültüre alışılmalı…

Bu uygulanmadan vatandaş olarak faydalanılmalı.

Ve en önemlisi ‘fazla öderim’ korkusundan kurtulmalı…

Korkmayın, binin, tepe tepe kullanın!

Korkmayın, yapacak olduğunuz yolculuğunuzun güzelce keyfini çıkarın!

Şehrin bir kaç yerine taksi durakları koyuldu.

Bana göre bu uygulama hem vatandaşın rahat yolculuk yapmasına vesile olacak hem de vatandaşı beklemekten kurtarıp, gitmesi gereken yere daha çabuk ulaşımını sağlayacak.

Kısacası olması gereken bir uygulamadır.

Kısacası şehrimizin bu önemli eksiği, birkaç durak daha ilave eklemekle birlikte giderilmiş oldu.

Yeri gelmişken, Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta’nın hakkını teslim edelim,

Bu projenin hayat bulması için çok uğraş verdi.

Sonunda başardı…

Başkan Usta sayesinde sizi bilmem ama bana göre Trabzon önemli bir sorununu daha gidermiş oldu…

Taksi sisteminde tek sıkıntı bana göre insanların kafalarında oluşan pahalılık psikolojisidir.

İnanıyorum ki insanlarımız zaman içerisinde taksiyi sıkça kullanmaya başladığında bunu da rahatlıkla yenecektir.

O pahalılık psikolojisini yenmek için bana göre bir iki kez taksiye binmeyi deneyiniz.

Birde taksici size kafadan ücret söylemiyor.

Araca bindiğiniz anda taksimetre açılıyor, yolculuğunuz sonunda taksimetre ne yazıyorsa sizden o talep ediliyor.

ZATIALİNİZDEN NE ALINSAYDI?

Sosyal medyada yazıldı.

Şuan kimin yazdığını hatırlamıyorum.

Ama aklımda kalanı sizlerle paylaşıp yazılana kısada bir yorum getireyim…

Vatandaşın birisi şehrin bir ucundan bir diğer ucuna taksi kullanmış…

Öyle zannediyorum ki yolculuk keyifli geçmiş.

Çünkü yolculuğundan hiç bahsetmemiş yazısında…

Neden mi bahsetmiş?

Tabii ki ücretinden!

Vatandaş şikayetinde, yine yanılmıyorsam “oradan oraya 30 tl ücret alınır mı?” demiş..

Yahu arkadaş, taksi kullanıyorsun, TAKSİ!

Üstelik, bir başına yolculuk yapıyorsun!

Varacak olduğun yere de dur durak demeden varıyorsun.

Neymiş efendim 30 tl olur muymuş?

Ne olsaydı efendiciğimiz?

Siz zatıalinizden ne alınsaydı?

Ee mübarek… Sen, mazot, benzin, gaz fiyatlarından bihaber misin?

Ee mübarek o araba su ve hava ile çalışmıyor!.

Ee mübarek, o araba elektrik yani aküyle gitmiyor.

Ee mübarek bilirsin ki o aracın muhtelif giderleri de var.

Ee mübarek müsaade et de üzerindeki şoför kardeş, çoluk çocuğuna bir ekmek parası kazanabilsin.

Ama yine de sen fiyatı pahalı buluyorsan.

O zaman bekleyeceksin kara trenin gelmesini.

O seni ücretsiz istediğin yere taşır!

Az daha unutuyordum.

Hani bir hikaye vardır halk dilinde…

 “Az para veririm ama koltuğum en ön sırada ve cam kenarı olacak”

Seninki de işte bu misal!

BİNDİK BİR ALAMETE!

Taksilerden bahsetmişken, şehrin asıl yükünü çeken dolmuşçuları es geçersek onlara haksızlık etmiş oluruz.

Yaşadığımız bu günlerde pandemi salgınında mağdur olanların en başında şoför esnafı gelmektedir.

Bunu kimse inkar edemez.

Birkaç kez bu konuyu yazdım ama ne ilgililer ne de yetkililer şoför esnafının yaşadığı önemli sorunlara bir el attılar.

Yazık… Vallahide yazık billahi de…

Şoför esnafı ne istiyor?

Yine de kısaca bu konulara değinmek istiyorum...

-‘Ücrete zam yapın’ diyorlar cevap ‘yok olmaz’ oluyor?

‘Neden olmaz’ deniyor? ‘Salgın var halkımız darda. Şimdi şu zamanda zammı olur’ söyleniyor?

-‘Dolmuş esnafına mazot desteği verin’ talebinde bulunuyorlar! Cevap ‘Yok yapamayız!’

‘Neden yapamazsınız efendim’ söyleniyor? cevap, ‘Para yok devletimiz zorda!’

-Bu kez ‘tamam bu isteklerimizi kabul etmiyorsunuz, o zaman işler zaten kötü (4 günde bir çalışıp % 50 yolcu alıyoruz) bırakın tam kapasite çalışalım…’ ‘Haşa onu da yapamayız.’

Neden yapamayacaklarını soruyorlar… El cevap, ‘salgın var virüs bulaşır’

Her nedense AVM’ler, kuaförler, berberler torpilli galiba. Virüs buralardan bulaşmıyor!

 Acaba bu ‘olmaz’ diyen etkili ve yetkili kişi ve kurumlar, siz hiç sordunuz mu; 2 aydır bu dolmuş esnafının çoluğu çocuğu ne yer ne içer, halleri nedir diye!

Dolmuşçuya hiçbir katkı sunmayan, dertlerine çözüm bulmayanlar, her nedense elektrik, doğal gazda ki artışlara seslerini çıkarmazlar.

Neden acaba?

Ya marketlerdeki uçuk kaçık fiyatlara ne demeli?

Cem Karaca söylüyor ya “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” diye…

Şoför esnafı da ne yalan söyleyeyim bir kıyamete doğru gidiveriyor!

Allah yar ve yardımcıları olsun.

MACERA ARAMAYA GEREK YOK

Trabzon’da bürokraside aman sakın bir koltuk boşalmasın.

O boşalan koltuk için öyle papatya falları açılıyor ki...

Açılan papatya falının yanında, bir de siyasiler operasyonu başlatılıyor.

Gücü olan, kapı ardında ışık gören kim varsa, o boş kalan koltuğa kendisine yakın bir ismi getirmek için ben diyeyim, Çanakkale Savaşı siz deyin Sakarya Meydan Muharebesi gibi mücadele ediyorlar.

Herkesin malumu Trabzon Turizm ve Kültür İl Müdürü Ali Ayvazoğlu’nun hiç beklenmedik bir anda Ankara İl Müdürlüğü’ne atanmasıyla koltuk için mücadelenin startı verilmiş oldu.

Bu güne değin birkaç isim yazıldı bu boş kalan çerçeve, pardon koltuk için…

Bilgisi ve becerisiyle, Trabzon için yaptığı projelerle, tarihi eserlerin restorasyonlarıyla, o tarihi eserlerin hayat bulmalarına önemli katkı veren  Ankara’da görevli hemşerimiz Nermin Uzunali’nin ismi, kendisini hiç tanımama rağmen bu boş olan koltuk için idealin ötesinde olduğunu düşünüyorum.

Diyeceksiniz ki Uzunali’yi tanımamanıza rağmen bu kanıya nereden vardınız?

Doğrudur, ancak sizlerde benim gibi Nermin Uzunali’nin neler yaptığını bir araştırırsanız, aynen benim fikrim doğrultusunda fikir yürütüp, ‘evet bu isim Nermin hanım olmalıdır’ diyeceksiniz…

Kim ne düşünür?

Kim ne der?

Hiç umurumda değil.

Ama senenin 12 ayı neredeyse turizmle yatıp turizmle kalkan bir şehrin, çalışkan, üretken, işin ehli olan bir isme teslim edilmesine kim karşı çıkabilir ki.

Turizm ve Kültür Müdürlüğü’nde adres ve isim belli.

Macera aramaya gerek yok.

HA GAYRET AZ KALDI

Pandemi salgının perişan etmediği bir sektör kaldı mı?

Hemen hemen bütün sektörler salgından etkilenmiştir.

Kimi az kimi ise çok yaşamıştır pandemi salgının verdiği zararı.

Şu an salgın neredeyse bitme noktasına geldi.

Bitme dediğimi de sakın kimse yanlış anlamasın.

Yani kontrol altına alındı.

Açıklanan vakalardaki azalan sayıları gördükçe hepimiz mutlu olup moral buluyoruz…

Haliyle bu durum hepimizi sevindiriyor.

Aman ha, çıkan bu tablodan dolayı sakın gevşemeyelim.

Virüs hala aramızda dolaşıyor.

Virüs karşısında yapılması gerekenler açık ve net anlatılıyor.

Maske, sosyal mesafe ve hijyen olmak.

Bu kadar basit virüsle savaşmamız.

İnşallah Haziran ortalarında ülkemiz rahat bir nefes alıp, aşısı ve ilacı bulunana kadar bu süreci sağ sağlim getirecektir.

Bütün sorumluluk kendimizde, bu unutulmamalı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.