banner114

Gümüşhane kadim bir şehirdir. Tarihi ve tarihi dokusu, konumu ile gümüş, altın ve bakır madenleri ile geçmişten günümüze kıymet bulmuş yaşanası bir şehirdir.

Gümüşhane bir o kadar da anaç bir şehirdir. Kendi halkına da gelen misafir halka da vermeyi bilmiş karnını doyurmuştur. Ayrışmalardan da bir başka güzel şehir Bayburt’u doğurmuştur.

Trabzon, Bayburt, Erzincan ve Giresun ile çevrili şehir halen bir çok ilimiz için sahile geçiş kapısıdır. Doğanın doğal yapısı geçmişten günümüze gelen değerleri ile turizm için kıymetli bir şehir olması elzemdir.

Lakin bu güzel şehir hak ettiği gibi yönetilmemiş ve hak ettiği gibi yaşanılmamıştır. Halkın dar gelirli olması bir o kadar da şehrinin kıymetinin farkına varmaması sebebi ile hiçbir dönem hak ettiğini halkından alamamıştır.

Varlık içinde yokluk çeken bir halk. Altın ve gümüşün derininde yokluğu ve dışarıya özlemi yaşamış bir toplum oluşturulmuştur.

Hiçbir zaman var olan maddi manevi değerlerin ehemmiyeti öne çıkartılmamış. Halkın hizmetine sunulmamıştır. En büyük hazine, hazine aramak ile geçmiş toprak altında ki rezervler hiç düşünülmemiş işlenmeye koyulmamıştır. Son yıllarda ise dışarıdan gelen şirketlerin kullanılması ile önem kazanmış lakin yine yerli halkın katılımı sağlanmamış bakısı yönlendirilmemiştir.

Bu sebep ile gelen işletmeler faydası kadar değer görmüş, önemsenmiştir. Fırsatçıların çıkar sağlaması dışında kimse kimseyi görmemiş, gereken ilgi gösterilmemiştir. Halk seçimden seçime hatırlanmış sadece oy almak ve şehrin şehir olması için nüfus kalabalığı kıymeti verilmiştir.

Mevsimsel geçinmenin dışında hiçbir hesap, hiçbir yatırım yoktur. Bir ailede bir maaş olduğu zaman başka bir arayışa ve de başka bir yatırım çalışmasına girilmemiştir. Hayvancılık tüketilmiş, tarım unutulmuştur. Birkaç ilçe dışında hiçbir uyanış olmamış hep günün kurtarılması politikasına gidilmiştir.

Yerel yönetimler ise hep özenti içinde olup başka şehir görüntülerini şehre monte etmeye çalışmışlardır. Oysa bu şehir bunları hak etmemekte kendi özüne uygun yapılanma ve yaşam alanları oluşturulmasını hak eden bir şehirdir. Önce yüksek binalar şehrin girişine dip dibe yerleştirilmiş daha sonra yukarı doğru aynı görüntü uygulanması yapılmıştır.

Oysa dağlara doğru teras evler kurularak hem yatay yapılaşma oluşur hem de doğa bozulmadan farklı görünüm elde edilebilirdi. Halen bu konuda kolunu kıpırdatan yok.

Süleymaniye olarak geçen eski şehir yerleşimi ise terk edilmiş özüne uygun çalışma yapılmamış yıllarca viran beklemiş şimdilerde aslına benzer bir çalışma furyası başlamıştır. Kim bilir şehir uyanır mı, ölür mü bekleyip göreceğiz.

Dokunduğunuz her köşe bir değer olan şehre yapılan yatırımlar görsel şölen ve günlük kurtarışlardan öteye geçmemektedir.

İş imkanı olan pestil köme klasik üretimin dışına çıkmış, lezzetini tüketmiştir. Kullanılan malzemeler adeta hunharca harcanıp kalitesiz gıda malzemesine dönüştürülmektedir.

Bakkal, market ve bunun gibi hizmet vermeye çalışan esnaf ise, adam seçmekte bu seçki ile fiyat belirtmektedir. Her şeyin iki üç çeşit fiyatı vardır. Öğrenci fiyatı, yatırımcı fiyatı, köyden gelen, başka ilden gelen gibi bin bir çeşit fiyat vardır. Etikette yazan fiyat hep unutulmuş değişmemiş fiyattır. O gördüğünüz fiyat değil pardon. Diyerek istenen rakam alınmakta.

Her şeyi hor görülmüş, hor harcanmış, hala halkı uyanmamış yada uyanmayı ekstra bedel gören bir şehrin, küsmemesi o şehrin ne denli kıymetli olduğunu ortaya koymaktadır.

Dilerim bir gün hak ettiğini yaşarsın güzel şehir, kadim şehir, geçmiş insanları altın şehir… Ne desek az  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.