banner114
banner146

Bazı alışkanlıkları göz ardı ettik ve sebebi olarak da dünya değişti, biz değiştik, kuşak farkı yani gençlerimiz istemiyor.

Oysa hiç değişen bir şey yok, her şey yerli yerinde ya da biz değiştirdik yerlerini. Biz geç iken yapmadıklarımızı çocuklarımıza yaptırmadık. Biz özgür değildik kanısı ile onların elinden hiç tutmadık özgürlük niyetine. Böylece güzel olan ne varsa bir kenara attık ve şimdi tadı damağımızda kaldı arar olduk.

Bu göz ardımızın arkasında kalan birçok değer aslında yaşamın neşesi ve huzuru idi. Bizler farkında olmadan güzellik olsun, yenilik olsun diye elimizin tersi ile kenara koyduk. Sonra zaman geçti ve mutsuzluklarımız yavaş yavaş bize dokunmaya başladı.

Zaman geçtikçe de bu mutluluğu aramaya çıktık. Lakin oturup irdelemeden kaybolanı aramak daha çok kaybetmeye sebep oldu. Kaybettikçe kaybolduk, kayboldukça da mutsuzluğumuzu perçinledik. Ve artık bu durum kişiliklerimize etki yaparak zaaflarımız arttı.  

Sonra bir gün baktık ki dün binlerce yıl tecrübe edilenler bugün hala yeniden aranan ve bulunmaya çalışılanlar olmakta.

Sevgi değerini kaybedince arar olduk, dostluk değersizleşince yoluna revan olduk. Sevda parmak uçlarında tuşlarla olunca gönüller hasret kaldı. Derken dün kıymetini bilmediğimiz alışkanlıklar bu gün kıymetli ve hasreti çekilen olmuştur.

Hayvanlardan uzak kaldık, onlara bakmayı zor, kötü iş gördük ve boş iş gördük. Sonra nesilleri tüketince onları sevmeyi, onların verdiği dinginliği, doğallığı yaşamayı özlemeye başladık.

Bahçeleri, çayırları, yaylaları bıraktık, doğa istila etti ve biz bir gün döneriz demedik-düşünmedik. Ve gün geldi özlemle, hasretle aramaya başladık. En sevdiğimiz yerler de yeller değil dikenler, çalılar, ağaçlar konak yapmış.

Dün batan dikenler şimdilerde aranan güller, laleler, sümbüller oldu gözümüzde. Çöken evler, çürüyen çatılar, yıkılan duvarlar kıymet buldu. Sevilmeye, seyredilmeye, gezip, görmeye hatta yaşanmaya, yaşamaya değer bulduk.

Sevdalarımız, dostlarımız, dostluklarımız, yar ve yarenlerimiz. Gençliğimiz, çocukluğumuz kim bilir belki de ömrümüz kaldı bir yerlerde. Unutuldu diye düşünürken bir baktık ki geriye medeniyet diye, yenilik diye, teknoloji diye biz koyduk kenara ne varsa önemsenen ne varsa yaşama dair nefes veren beklemiş beklemiş ve kalmış çürümüş dünde.

Geçmiş olsun bugün, hüzünlesin gelecek. Çünkü bu kaybedişin geri dönüşü zor arayışı çok. Yeniden keşfe çıkmış insanlık.

En çok gönülleri yoran, kaybolan

En derin yaralanan unutulan

En çok ağlayan kıymeti yaralayan

En fazla aranan önem vermeyen

En çok kendini kaybeden hayallere kapılan…

Ey cihan ne uyu ne de uyan ya da ister uyu ister uyan senin derinlerini tüketen yine sende olan insan….

Sağlık, Huzur ve mutluluğunuzu yok etmemeniz dileği ile…

    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.