banner114
banner146

Günümüzde "Ukrayna" yüzünden kafası karışan... "Tarafsızlık" ilkesini bir kenara bırakıp NATO’nun kapısını çalan İsveç...
Bundan 315 yıl önce...
Yani 1707’de...
Yine Ukrayna üzerinden Rusya’ya savaş açıyor.
Fakat işler istediği gibi gitmiyor.
Poltava’da, Deli Petro komutasındaki Rus ordusu karşısında yenilince soluğu Osmanlı topraklarında alıyor.
Ve Türkler, uzun süre kaldığı için "Demirbaş Şarl" dedikleri İsveç Kralını şanına yakışır şekilde ağırlıyor.
"Hadi git", gitmez...
İsveç’ten isterler, "gel kralım", gelmez.
Moldova sınırları içindeki Bender şehrinde askerleriyle birlikte beş yıl kalır.
Tüm masrafları da Osmanlı karşılar.
***
"Kral" sözcüğü her ne kadar Sırpçadan Türkçemize geçse de...
‘Karl’dan (Carl) türemiş.
Şu anda da İsveç Kralı Carl Gustaf...
Neyse sözü uzatmayalım.
Sonunda Demirbaş Şarl’ın ülkesine dönme vakti gelir çatar. Fakat kral borcuna sadıktır, kaldığı süreyi kapsayan tüm masraflar için senetler imzalar. Bir grup alacaklı ve Osmanlı askeri de hem krala refakat etmek hem de senetleri tahsil için İsveç’e gider.
Türkler, Demirbaş Şarl’la birlikte İsveç’e giderler gitmesine de bir türlü geri dönemezler.
Yol uzun, hem de savaş yılları...
Kral Carl, Türkleri iyi tanımıştır artık.
Tahtını ve canını borçlu olduğu askerlerle alacaklıların oturduğu kasabanın adını "Askersund" koyar.
Bizimkiler, dönemin karmaşası içinde adeta unutulur, İsveç halkı içinde kaynayıp giderler.
***
Demirbaş Şarl, Osmanlı topraklarında misafirken tam bir kahve tiryakisi olmuş.
Kara lahana dolmasını da pek sevmiş.
Ve İsveç halkı da kralları seviyor diye sevmiş kahveyi, lahanayı.
Yalnız kahve ve lahana dolması değil... Birkaç kelime de katmış diline...
Kalabalık, köşk, sofa, yıldırım, yaramaz, divan ve yoğurt gibi...
***
Biz, bu İsveç’e ne yapmışız iyilikten başka?
Her ölüm yıldönümünde  törenlerle anılan krallarını kurtarmış, korumuş ve sağ salim teslim etmişiz.
Rus yayılmacılığına karşı işbirliği yapmışız.
Oysa Demirbaş Şarl’ın torunları, ne kadar Türk düşmanı varsa kol kanat germiş.
Fonlarla desteklemiş.
***
Gelelim Fin halkına...
Bir kere aslımız neslimiz aynı...
Onların çoğu inanmasa da biz öyle biliyoruz.
Tarihlerine bak, dillerine; bize çok yakınlar.
Orta Avrupa’daki Macaristan’ın, Türkiye ile birlikte hareket etmesi her türlü takdirin üzerinde iken...
Kuzey Avrupa’daki Finlandiya’nın, komşusu İsveç’le birlikte yaptığı ortada...
"Türk Türk’e karşı."
Olacak şey değil ama oluyor işte.
***
Ve geldik 2022’ye...
Yine Rusya-Ukrayna meselesi yüzünden...
İki eski düşman, iki İskandinav ülkesi...
"Kurtar bizi NATO" diyerek kapıyı çalınca...
Ortalık karıştı, düzen bozuldu.
Türkiye, haklı gerekçelerini bir bir sıralayınca...
ABD’nin o anlaşılmaz demeci patladı: "Türkiye’nin endişelerini giderebiliriz!?"
"Gider."
Halbuki en büyük endişe kaynağı oydu ve yakın tarihte yaptıkları da müttefiklikle filan asla bağdaşmazdı.
***
Biz, "VETO" edeceğimizi ifade edince Stoltenberg, "bu işin kısa sürede sonuçlanacağına inanıyorum" diyor.
Bekleyip göreceğiz.
Eninde sonunda anladık ki NATO’nun en güçlü mekanizması VETO.
Birliğin ikinci büyük askerî gücü olan Türkiye, kendine kurulan tuzakların hiç olmadık kadar farkında.
Uzun vadede Rusya’nın da NATO şemsiyesi altına girebileceğini düşünürsek...
Bu senaryo Putin sonrası hiç de şaşırtıcı olmayacak.
Ve bir gün "Türkiye mi yoksa Rusya mı" sorusunun cevabı aransa...
Avrupa’nın cevabı gün gibi aşikâr.
"Biz otuz kişiyiz, birbirimizi biliriz."
***
Top Türkiye’de...
Bu ‘oyun’u iyi oynaması gerekiyor.
"Gol atmak" gibi bir derdimiz de yok.
Yeter ki yeni bir gol yemeyelim.
"Ukrayna, İskandinavya" derken...
Top çevir, dar alanda kısa paslaşmalar...
Zaman kazan, hazır dünya ‘kuzey’e odaklanmışken belki ‘güney’de ileri bir hamle...
Geçmişte Yunanistan ve Fransa konusunda çok "hızlı" yanlışlar yaptık.
Yıllarca bu yanlışlar ve yalnızlıklarla yaşadık.
Ve anladık ki ‘NATO VETO’dur.
Not: Son dönemde en uzun süreli Dış İşleri Bakanlığı yapan Mevlüt Çavuşoğlu’nun da hakkını teslim edelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.