banner114

Muharrem ayı ve aşure günü üzerine yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.

Üçüncüsüne de Kerbela demiştik.

İslam tarihi açısından Müslümanların içini sızlatan ve onları birbirine düşüren ayrıştıran olay Kerbela.  Hz Hüseyin’in 72 kişi ile birlikte Yezid tarafından çölün ortasında susuz bırakılarak zalimce şehit edilmelerinin adıdır kerbela.

Bu olay sebeb sonuç yönünden iyi analiz edilerek ümmetin birlik ve beraberliği açısından üzerinde düşünülüp dersler çıkarılması gereken yaşanmış en trajedik olaydır.

İşin aslına baktığımızda henüz mezhepler ortaya çıkmamıştı,  Sünni, Şii diye bir ayrımda yoktu. Öyleyse bu kin ve nefreti doğuran onca masum insanı, hem de peygamber torununu ve ailesini kundaktaki çocuğuna varıncaya kadar acımadan katletmek neyin nesiydi. Bize göre Farklı olan, Yezid’in kabilecilik  hırsıyla hareket etmesi, Hz Hüseyin’ in ise  akidesi ile  olaylar karşındaki duruşu idi.

Sonunda yıllarca Müslümanlar arasında süregelen bir türlü kapanmak bilmeyen ve derin yaralar açan yaşanmış en acı olaydır.

Günümüzde konuyu en güzel şekilde özetleyen Hasan ONAT hocamızın şu paragrafında gizlidir.

Kerbela olayı, Şiilik ve Sünnilik farklılaşması için, birtakım çıkar odakları tarafından malzeme olarak kullanılmaktadır. Oysa, Kerbela olayı, Şii-Sünni ayrımı yapmadan bütün Müslümanları ağlatan bir olaydır. Kerbela’yı, Müslümanları birleştiren bir öge haline getirmek mümkündür. Bunun yolu da öncelikle Kerbela’yı iyi okumaktan geçer.

Mezhepler, din değil; dinin anlaşılma biçimleridir. Hz. Muhammed’in sağlığında herhangi bir mezhep ya da tarikat yoktur. Mezhepler, din anlayışındaki farklılaşmaların kurumlaşması sonucu ortaya çıkan beşeri oluşumlardır. Adı ne olursa olsun, herhangi bir mezhebin İslam’la özdeşleştirilmesi mümkün değildir.

Bizler bu olaya yukarıdaki gibi bakıp Geçmişten günümüze birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının güçlenmesine vesile olmasına imkân sağlayacak alanlar oluşturmalıyız.

Muharrem ayını fırsata çevirip kardeşliğimizi perçinlemeli, komşuluk ilişkilerimizi birbirimize olan sevgi ve saygımızı daha ileri noktalara taşımalıyız.

 Muharrem ayına has aşure tatlısı yapıp dağıtmak güzel bir örnek davranıştır. Evlerimizde, apartmanlarımızda, mahallelerimizde, işyerlerimizde hiçbir ayrım yapmadan herkesi kucaklayarak dağıtacağımız aşure tatlıları kardeşlik bilincinin gelişmesine ve artmasına vesile olacaktır.

Acı ve matem dolu kardeşlik bağlarını zedeleyen bu günü; birlik, beraberlik ve kardeşlik gününe dönüştürme fırsatını yakalamak zorundayız.

Dahası sosyal medyayla sosyalleşemeyen, aileyi ve bireyi yalnızlığa iten koca apartman dairelerinde yıllarca birlikte oturup, birbirini tanımayan, birbirine selam vermeyen, komşuluk ilişkilerinin tamamen yok olduğu kalabalık şehirlerimizde bizlere bir nebze de olsun kardeşlik ikliminin oluşmasına katkı sağlayacağı kanaatindeyim.

Şu noktaya da değinmeden geçemeyeceğim. Bir kısım Müslümanların, Hz. Hüseyin’e yas adı altında kendilerine zulmetmeleri, zincirle bedenlerini dövmeleri, hançerle başlarını yaralayıp kan akıtmaları

Müslümanların imajı açısından güzel bir görüntü oluşturmamaktadır. Dinimiz şiddeti, kan’ı, öfkeyi asla tasvip etmez, bu din olsa olsa iyilik, rahmet ve merhamet dinidir.

Yeni hicri yılbaşımız olan Muharrem ayımız hepimize hayırlar getirsin..    Kalın sağlıcakla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.