banner114
banner146

20. Milli Eğitim Şurası yedi yıl aradan sonra 1-3 Aralık 2021 tarihlerinde Millî Eğitim Bakanı, Sayın Mahmut Özer'in başkanlığında Ankara’da toplanıyor. Bu yılki şuranın ana teması “eğitimde fırsat eşitliği” olarak ilan edildi. Konuları, temel eğitimde fırsat eşitliği, mesleki eğitimin iyileştirilmesi ve öğretmenlerin mesleki gelişimi olarak belirlenmiş.

Şura, bu konuların tartışılmasına, sahadan ve uzmanlardan görüşlerin alınmasına bir zemin oluşturuyor. Şura kararlarının bir bağlayıcılığı yok, politika yapıcılara ve sistem tasarımcılarına önerilerde bulunuyor. Konuların tartışılmış olması, sorunların irdelenmesi ve çözüm yollarına yönelik fikir teatisi gerçekten çok önemli. Şura sonuçlarının uygulamaya ne kadar yansıyacağı politikacı ve üst düzey yöneticilerin şuraya verdiği değer ve güçleriyle ilgili

TÜİK verilerine göre nüfusumuzun %93’ü il ve ilçe merkezlerinde sadece %7’si belde ve köylerde yaşıyor. Yaygın bir okul ağımız var.  Eğitime ulaşım açısından bakıldığında önemli bir sorun gözükmüyor. Cinsiyet açısından incelendiğinde kız ve erkek çocukların okullaşma oranlarını arasında belirgin bir fark bulunmuyor. Sınıfların kalabalık olması ve taşrada branş öğretmeni eksikliği gibi sorunlar var. Fakat bu durum eğitimi genel olarak etkileyecek düzeyde değil. 

Kanaatimce Türk Milli Eğitiminin başlıca sorunları, eğitim sürelerinin çok uzun olması, gerçek hayatla örtüşmemesi, öğrencilerin ruhlarına, duygularına hitap etmemesi, pozitif davranış değişikliği oluşturmaması, manevi değerleri içselleştirmemesi, mesleki eğitimin ağırlığının olmaması ve beceri kazandırmaması, ezberci yönteme dayanması, öğrencileri yarış atına çevirmesidir.

Bir başka deyişle eğitimin sorunu, iki okul öncesi, on iki zorunlu eğitim yılı sonunda, temel matematik problemlerini çözemeyen, Türkçeyi düzgün kullanamayan, bir işi bağımsız yapamayan, bir yabancı dili konuşamayan, bir sanat veya spor alanında orta düzeyde beceri sahibi olmayan, popüler kültürün esiri mezunlar vermesidir.

Bu nedenle bu şurada “mesleki eğitimin geliştirilmesi” başlığı önemlidir. Ne yazık ki 28 Şubat ile İmam Hatiplerin önünü kesmek için mesleki eğitimin muvazenesi bozuldu. Sonrasında bunca yıla rağmen ülke ihtiyaçları doğrultusunda mesleki eğitim yeniden yapılandırılamadı. Lise düzeyinde akademik eğitim obez bir hal aldı. Bu obezlik genç işsizliğin tansiyonunu sürekli artırıyor. Akademik liselerden mezun olan öğrencileri üniversitelere taşımak sadece sorunu birkaç yıl ötelemekten ileri gitmiyor. Bir-kaç yıl sonra işsizlere yeni bir sıfat daha ekleniyor. Genç işsizler, genç ve üniversite mezunu işsiz olarak adlandırılıyor.

Ülkemiz, sanayi ve hizmet üretiminde önemli bir konumdadır. Ara eleman olarak adlandırılan meslek sahiplerine fazlaca ihtiyaç vardır. Mesleki eğitimin geliştirilmesi, öğrenciler ve aileleri açısından tercih edilir hale getirilmesi herkes için iyi olacaktır. Bu anlamda şuradan iyi sonuçlar çıkması ve uygulanma imkanı bulması en büyük temennimizdir.

Şurada konuları arasında görülmemekle birlikte, eğitim süreleri, içeriği ve yöntemleri mutlaka gözden geçirilmelidir. İlk, orta ve lise eğitimi 15-16’lı yaşlarda, ön lisans ve lisans eğitimi 19-20’li yaşlarda tamamlanabilir. Eğitim süreleri haftada 3-4 günü geçmemeli, her genç 15 yaşından itibaren haftada 2-4 saat bile olsa bir işte çalışarak gerçek hayatı ve iş hayatını tanımalıdır.

Özellikle akademik liselerde Türkçe ve Matematik hariç diğer dersler gruplanarak seçmeli olabilir. Dil eğitimi zorunlu olmaktan çıkartılarak seçmeli hale getirilmeli ve her dil dersi sadece o dilde ders veren eğiticiler tarafından yapılmalıdır. Türkçe İngilizce, Türkçe Arapça, Türkçe Almanca öğrenilmiyor. Bütün derslerin uygulamalı yapılmasının yolları araştırılmalıdır.

Şuranın diğer başlığı ise öğretmenlerin mesleki gelişimidir. Bu başlıkta çok önemlidir. Öğretmenlerin mesleki gelişimi öncelikle bir motivasyon sorunudur, istemek, sevmek ve yaptığında mutlu olmak gerekir. İçsel motivasyona sahip öğretmenler dış çevre şartlarındaki olumsuzluklara aldırmadan içlerindeki şevk ile işlerini en güzel şekilde yapmaya çalışıyorlar. Allah şevklerini artırsın.

Fakat insanların çoğunun motivasyonu dışsal etkilerle beslenir. Dışsal motivasyon, öncelikle ekonomik geliri, teşvik edici ücret sistemini, olumlu çalışma ortamını, adil ve düzgün bir yönetsel atmosferi, öğrenen bir organizasyon olmayı ve personel güçlendirme stratejilerinin uygulanmasını gerekli kılar.

Milli Eğitim Şurasının başarılı geçmesi ve çıktıların eğitim sistemimize katkı yapması dileğiyle…  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.