banner114

Ben emekli bir öğretmenim.1982 yılında sınavı kazanarak  yurtdışına eğitim görevlisi olarak Almanya Augsburg- Bobingen kasabasında  atandım.1988 yılında süremin dolması nedeniyle yurda döndüm.55 öğretmenli bir ortaokulda görevlendirildim. Orada kaldığım 6 yıl boyunca Türk ’lere ve Türk çocuklarına yapılan haksızlıkları görünce derin bir yeise kapıldım. Dedemden, büyükannemden duyduğum Alman dostluğu hikayeleri karşısında hayal kırıklığına uğradım. Belki de şanssızlığım koyu Katoliklerin yaşadığı Bavyera Eyaletine düşmüş olmamdı. Türk’lere Türk çocuklarına yapılan üçün sınıf insan muamelesinin  ezikliğini ve ızdırabını yaşadığım  için de dönerken bir daha geri dönüp bakmadım. Hala orada yaşayanlara farklı bir davranış içinde olduklarını zannetmiyorum.

Tüm bu olumsuzlukların yanında eğitim işini ehil ellerle başarmasını bilmişlerdir. Trafik düzeni ,okullar, hastahaneler ,kamu kurum ve kuruluşları ideal bir tarzda hizmet vermektedir. Kendine güvenmiş bir öğretmen olarak  atandığım bu okulda Alman öğretmenlerinin arasında yetersizliğimden kaynaklanan bir kompleks içinde kaldım. Öğretmen Okullarında iyi idealler aldık.Ama  beceri ve pedagojik formasyon yönünden üzülerek söyleyeyim ki yetiştirilemedik. Sebepleri belki uzun uzun tartışılabilir ama gerçeği değiştiremez.

Sayın Bakanım, asıl arz etmek istediğim konuya gelmek istiyorum. Almanları hatta benzer eğitim sistemini uygulayan AB ülkelerini bugünkü kalkınmışlık seviyesine ulaştıran uyguladıkları eğitim sistemidir. Bu sistemi bir gurup öğretmenle inceleyip araştırdık. Bir rapor halinde bakanlığımıza sunduk.32 yıldır bir cevap alamadık. Bavyera’da uygulanan “MODEL CLASSE” sistemidir. Bizim milli eğitimimize  uyarlanabilecek  en ideal bir sistemdir. Başka başka devletlerden alıp yamalı bir bohça haline getirilen bu sitemin öğrenme dışında eğitime ve kalkınmaya hizmet getirmediği aşikardır. Beni en çok etkileyen gençlerimizin üniversiteye girebilmek için girdiği sınavlarda çektikleri külfetlerdir. Kimi üniversite hazırlık kurslarına kimileri de üniversite seçme sınavlarına çektikleri zorluklar anne ve babaları da kahreder bir hale getirmiştir. Ortalama yaklaşık  iki buçuk milyon öğrenci üniversite sınavına giriyor. Biz bunlardan açık öğretimle birlikte bir buçuk milyon öğrenciyi alıyor, geri kalan diğer yarısını başarısız kabul edip sokağa terk ediyoruz. Başarısızlığın nedenlerini araştırmadan faturayı öğrenci, anne ve  babalarına çıkarıyoruz. Halbuki AB ülkelerinde seçme ve sınavı 1 den 9.sınıfa kadar sınıf öğretmeni yapıyor. Üniversite aşamasına gelinceye kadar bin bir sınavdan geçmiyor. Anne ve babalara maddi külfet çıkmıyor. Avrupa’da sınıf öğretmenlerinin seçtiği başarılı öğrenciler üniversiteye gitmek üzere liseye ayrılıyor,  başarı göstermezse tekrar okullarına geri gönderiliyor. Başarılı olamayan öğrenciler sınıf öğretmeninin  gözlemlediği bilgi beceri  ve istidatlarına göre sanat dallarında staj gördürüp birer sanatkar olarak iş hayatına atılıyorlar. Sokağa bırakılan birey kalmıyor. Orada ÖSYM azabı çektirilmiyor.Herkes halinden memnun. Ayrıca ara eleman veya kalifiye işçi sorunu da çözülmüş oluyor.

Sayın Bakanım, bu arz ettiklerim akşamdan sabaha halledilecek işler olmadığını biliyorum.Ama bir yerden başlanılmalıdır.Geniş katılımlı bir şura toplantısında bu konular ele alınıp çözüme kavuşturulmalıdır. Bu uyguladığımız sistem milli değil. Milli olabilmesi için halkın ve bireylerin ihtiyacına cevap vermesi lazımdır. Üretime katkı sağlaması lazımdır. İlk defa eğitim bakanlığına eğitimci bir bakan atandı. Hem de sınavını başarı ile vermiş bir bakan. Bu fırsatı vakit geçirmeden kara dönüştürmeliyiz. Yoksa bir asırdır böyle gelmiş ama artık böyle gitmemelidir. Aksi halde kumda yürür gibi iki adım öne, bir adım geriye geliriz..Bu  nedenle de iki yakamız bir türlü bir araya gelmez. Saygılarımla….

ahmetaksoy6161@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.