Ne İsa’ya Ne Musa’ya, Her İkisine De…

Bu ülkede herkesin kalıplaşmış ve kireçlenmiş fikirleri bulunan konular hakkında ezberlere paralel görüşler yazıp söylerseniz işiniz kolay. Sizinle a...

Bu ülkede herkesin kalıplaşmış ve kireçlenmiş fikirleri bulunan konular hakkında ezberlere paralel görüşler yazıp söylerseniz işiniz kolay. Sizinle aynı tarafta olanların gözünü gönlünü okşar alkışlarını alırsınız, diğerleri de size öfke ve nefret püskürtür. Her türlü iyi kötü popüler olabilirsiniz. 

Fakat kalıpların dışına çıkarak farklı bir yaklaşım getirmeye çalıştığınız zaman toplumda devreler yanıyor, saçma sapan tepkiler gelmeye başlıyor. Geçen cumartesi günkü yazımda özetle demek istedim ki “Tamam, yaş çay fiyatını (tabii ki üreticinin hakkını verecek miktarda) açıklamak devletin görevidir. Fakat neden çay ve başka tarım ürünlerinde devlete bu kadar bağımlıyız? Üretici neden başının çaresine bakmak, alternatifler düşünmek, elindeki ürünün verim ve kalitesini artırmak gibi çabalara girişmiyor?

Özetle böyle. Bazı okurlar (geçmişte benzer amaçla yazdığım yazılardan sonra olduğu gibi) bunu derhal mevcut hükümeti aklama çabası olarak algıladı. Yazının başında vurguladığım ezberlerin dışına çıkamıyoruz. Meramını anlamadığımız iddia ve görüşleri de o ezberlerin içine sokmaya çalışıyoruz toplum olarak.

İktidar çay fiyatını açıklamakta gecikmiş, üretici huzursuz. Ben de kalkıp “Ey hükümet! Derhal çay fiyatını açıkla! Hatta beklenenin üzerinde açıkla! Yoksa istifa et! Çay fiyatını açıklayamayan hükümetten ne hayır gelir?!” temalı bir yazı yazsam, esip gürlesem problem olmayacak. Birilerinin yüreği soğuyacak, hükümet yanlısı olanlar da durumu savunmaya çalışacak, her halükârda Bülent Şirin’in yazısı daha fazla okunup etkileşim alacak.

Peki ne olacak o zaman? Mevcut sıkıntıların hiçbiri yerinden bile kımıldamayacak, belki daha da kötü olacak. Ben birilerinin yandaş, başka birilerinin candaş demesine aldırış etmeden statükodan ekmek yiyeceğim.

Kaç yıldır yazıp çiziyorum, bu yolu tercih edecek kadar aklım da var ama kitabımda öyle bir şey yazmıyor. Derdim ne İsa’ya yaranmak ne de Musa’ya… Farkında olsunlar olmasınlar, ikisinin de iyiliği için çaba sarf ediyorum.

Benim durumum sanırım dün bir sosyal medya platformunda bir arkadaşın yazdığı özdeyişteki gibi. Şöyle yazdı arkadaş:

Tatlı bir yalan söylersen 10 kişi seni alkışlar. Acı bir gerçek söylersen sekiz kişi sana saldırır; ama iki kişi sorgulamaya başlar. O iki kişiye selam olsun!

Ulaşmak ya da bir kitleyi ulaştırmak istediğiniz bir hedef varsa o kitlenin tamamını ikna edip yollara dökmeniz gerekmiyor. İşte benim de bütün çabam o iki kişiyi aramaktan ibaret. Herkesin anlayacağı ve hoşlanacağı şeyleri yazmaya kalksak pekâlâ başarırız ama ne bana ne de bir başkasına faydası olmaz. Kendimizi ve başkalarını kandırmaya çalışmaktan vazgeçmemiz gerekiyor.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Şirin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günebakış Trabzon Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günebakış Trabzon Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günebakış Trabzon Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günebakış Trabzon Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Trabzonspor bu sezon ligi kaçıncı sırada bitirir?