Kent Lokantalarında Uzayan Kuyruklar Ne Anlama Geliyor?

Üsküdar’daki kent lokantası önündeki kuyruk her geçen gün uzuyor. Eminim diğer semtlerdeki lokantalarda da durum aynıdır. Bu kuyrukların en başta gel...

Üsküdar’daki kent lokantası önündeki kuyruk her geçen gün uzuyor. Eminim diğer semtlerdeki lokantalarda da durum aynıdır. Bu kuyrukların en başta gelen sebebi malum ekonomik sıkıntılar, ancak son seçimden sonra zuhur eden bir sebebi daha var.

Eskiden siyasi endişe yüzünden o kuyrukta görünmek istemeyenler, seçim sonuçlarından sonra artık bu endişeden kurtulmuşlardır. Esas konumuz seçim sonuçlarının ülke sosyolojisinde yol açtığı değişim değil, ülkenin (genelde bütün coğrafyanın) en temel problemi yoksulluk.

Kent lokantalarının, özü ve felsefesi itibariyle yardım kolilerinden farkı yoktur. Yani evet, bir nefes aldırıyor aldırmasına ve bu elbette olumlu bir adımdır. Ancak birincisi, civardaki esnaf lokantalarını olumsuz etkilemektedir. Herkes biliyor ve bilmeyen varsa öğrensin ki, kent lokantalarının fiyatları maliyetinin çok altındadır ve aradaki fark finanse edilmektedir. Esnaf lokantalarının bu fiyatlara inmesinin imkân ve ihtimali yoktur. Bu kalıcı bir çözüm değildir.

Nedir kalıcı çözüm?

Yoksullukla mücadele. Bu tabii topyekûn bir çabayı gerektiriyor ama her birey, her kurum kendi çapında bu mücadeleyi sürdürebilir. Mesela Sayın Ekrem İmamoğlu’nun 2019’da iş başına geldikten sonra İstanbul civarındaki tarım alanlarını değerlendirmek amacıyla ortaya attığı “Şehir tarımı” projesi geliştirilmeli ve genişletilmelidir. Bu sadece bir örnek, yoksa zaten ülke çapında tarım konusunda bir seferberlik başlatılmalı, öncelikle gıda enflasyonu kontrol altına alınmalıdır.

Beslenme en önemli konu, son okuduğum bir makaleden alıntı yapalım:

“Araştırma temel olarak şunu söylüyor: Düşük sosyoekonomik statüye sahip bir haneye doğan çocuğun yoksulluğu, beyin gelişimini ve işlevselliğini olumsuz etkiliyor. Buna koşut olarak beynin bazı bölgeleri az gelişiyor ve bu da bireyin zayıf bilişsel ve sosyo-duygusal kapasiteye sahip olmasına yol açıyor. Bu sürecin sonunda akademik performans da düşük olunca mesleki beceriler ve eğitim çıktıları da olumsuz etkilenmiş oluyor. Topluma uyum sorunları doğuyor. Çocuk ne kendini gerçekleştirebiliyor ne de kaygı bozukluğuyla başa çıkabiliyor.” (“Beyin kıvrımları ve çocuk yoksulluğu” adlı yazı. Perspektif, Menekşe Tokyay)

Söz konusu araştırmanın ayrıntıları yazıda, isteyen bakabilir. Yani fakirlik başa bela, hem de öyle böyle değil. Hâttâ belki de bütün problemlerin ana kaynağı. Nasıl sonuçlar doğurduğu şu alıntıda bile rahatlıkla görülebiliyor.

Yalnız bu fakirlik konusu bu kadar büyük bir problem iken anlatmak ondan da beter, son derece zor. Çünkü bu illet toplumun genlerine kadar işlemiş, kimse farkında bile değil. Fakirliği kutsayan, sanki bir erdem gibi kabul eden, zenginliği de tam tersine insanları ahlâksızlık ve yanlış yollara götüren bir meziyet gibi gösteren koca bir toplumsal kültürümüz var. Önce ondan kurtulmamız, etkilerini bertaraf etmeye çalışmamız gerekiyor.

Yani bir problemden kurtulmak için önce onun farkına varmamız, hastanın tedaviyi kabul etmesi için önce hastalığını kabul etmesi lazım geliyor.

Konu çok katmanlı, çok teferruatlı ve karmaşık. Fakat bu bizi çabamızdan alıkoymamalı. Ben yılmadan, usanmadan devam edeceğim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Şirin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günebakış Trabzon Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günebakış Trabzon Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günebakış Trabzon Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günebakış Trabzon Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Trabzonspor bu sezon ligi kaçıncı sırada bitirir?