Sükût

“Bu dünya bir imtihan yurdudur”... Zordu düze çıkmak, bir ileri, iki geri idi hep adımlar.  Hangi ayak tümseği kolayca geçebilmiş ki? Keza, engebeli...

Bu dünya bir imtihan yurdudur”...

Zordu düze çıkmak, bir ileri, iki geri idi hep adımlar.  Hangi ayak tümseği kolayca geçebilmiş ki?

Keza, engebeli kıvrımlı yollara karşın sabrı cemille sükûn ile yürümek, ve yürürken paçayı balçıktan sıyırarak çiçekli yollara çıkmak ta...

 Son raddeye gelene kadar direnci dinç tutmak, çelikten iplerle sarıp sarmalamak paha biçilmezdi elbette.

Marifet isterdi, hünerli olmalıydı eller.

Çünkü, her ipliğin incelenerek kopma riski vardı.  Bu yüzden sıkıca atarak düğümleri körlemek gerekirdi...

 “Bu dünya bir imtihan yurdudur” derlerdi de, önüne gelmeyince sınav kâğıdı, öğrenci olduğundan habersizdi insan. Ki, ders zili çalıncaya ve teneffüse ihtiyaç duyuncaya kadar, imtihana tabi tutulduğunu anlaması pek güçtü.

Ne vakit ki sorular yağmur gibi gelmeye başlar, biri biter ötekisi bizzat yolda olduğunu ispatlar, kaçış yoktur artık cevaplardan. Fakat her zaman makul bir soruyla gelmiştir öğretmen. Üstelikte çoklu cevaplarla her tür seçeneği sunarak...

 Doğru birdir, doğrunun cevabı da tektir...

Kara tahtadan silinse, gizlense karartısı kalır.

Yok edilemez tahtadaki silginin karartısı.

Savunulmaya ihtiyaç duysa da, sukunetle ayağı gazdan çekmeli ve frene basmalı.

 Sükûnet!.

Dupduru bir göl gibi durgun ve de huzur veren bir sığınaktı. Gürültüden uzaklaşıp saklanılan ıssız bir ada, bulutların ötesinde parlayan kuyruklu bir  yıldızdı.

Karanlık gecenin sessizliğini nazlı ışıltısıyla aydınlatandı. Rüzgârın tatlı meltemiyle öfkeyi, kırgınlığı, savuşturan esintiydi...

 Ruhun en derin köşelerine  ulu bir çınar gibi kök salan sakinlikti. Demir alınan bir liman gibi güvenli, ya da demir almaktan vazgeçen, açık sularda yüzmeyi yeğleyen ihtişamlı bir gemi.  Hava da kalan cevaplardan, endişe ve kederlerden,  bertaraf ettiren teslimiyet  hâli...

 Sükûnet, hayatın telaşına mola verdiren an, kargaşayı yatıştıran keşfedilmemiş melodi.

En ücra yerlerde yankılanan, "neden, niçin, nasıl' sorularının hararetini hafifleten sihirli bir değnekti.  Manzaraya karşı alınan bir iç çekiş, tertemiz huzurlu mis gibi bir istikametti...

 Evet, kesinkez öyleydi!.

İnsan hayatı, inişli çıkışlı yollardan ibaret bir serüvendi.  Zaman zaman karşısına çıkan zorluklar, sınavdı imtihandı. İnsan ömrünün her döneminde, mutlak suretle, bir kere de olsa muhattaptır irili ufaklı o okkalı sorularla.

İşte imtihanlarla dolu bu dünyada, içsel huzura ermek için sükûnetle yaklaşmak, ve dahi sükûn durabilmek, en büyük erdemdir, ve gün sonunda da en büyük zaferdir.

 Hülâsa; dengeyi sağlamak için uzatılan, olması gereken yerde ki o el’di. Sükûnetle karşılanan her soru, doğru cevaplara ulaşmak için, mükemmel bir fırsattır. Müthiş  bir ders, bir öğreti taşır içinde.  Çehresi daima keskindir, amma velakin ezberlenmiştir de, silinmesi namümkündür kara tahtadan...

 Muhabbetimle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Saadet Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günebakış Trabzon Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günebakış Trabzon Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günebakış Trabzon Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günebakış Trabzon Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Trabzonspor bu sezon ligi kaçıncı sırada bitirir?
Tüm anketler