Busenaz’ın Fenerbahçe’ye Gidişi Kaç Kişinin Umurunda?

İki gün önce gündeme bir haber düştü. Dünya ve olimpiyat şampiyonu boksör Busenaz Sürmeneli’yi Fenerbahçe kulübü transfer etmişti. Bir haber sitesi...

İki gün önce gündeme bir haber düştü. Dünya ve olimpiyat şampiyonu boksör Busenaz Sürmeneli’yi Fenerbahçe kulübü transfer etmişti. Bir haber sitesi “Fenerbahçe, Trabzonsporlu Busenaz Sürmeneli’yi transfer etti” başlığıyla verdi. Evet, gerçeği en acı haliyle resmeden ifade buydu.

Bu sürecin nasıl işlediğini, hangi dinamiklerin rol oynadığını tam olarak bilmiyoruz ama herhalde Trabzonspor’un bütün çabalarına rağmen Busenaz’ın “Bırakın beni. İlle de Fener’e gideceğim” diye tutturmuş olabileceği ihtimalini rahatlıkla devre dışı bırakabiliriz.

Çok mu para istemiştir de bu meblağ Trabzonspor’un ayırabileceği bütçeyi aşmıştır? Bu ihtimale de herhalde acı acı gülümseme hakkımızı kullanabiliriz. Dünya ve olimpiyat şampiyonundan bahsediyoruz ve olimpik sporların mali portresi belli. Trabzonspor’da bir dakika oynamadan dünyanın parasını alıp sonra da çekip giden futbolcular var.

En acısı da şu: (Eski bir komedyenin tabiriyle) yürümesini bilmeyen futbolcu bile camiayı alabildiğine heyecanlandırırken, şampiyon boksörün göz göre göre rakip kulübe gitmesi karşısında kimseciklerin kılı kıpırdamıyor.

Sıradan bir taraftar değil

Busenaz’a kızıp “Bir Trabzonsporlu asla Fenerbahçe formasını giyemez. O bizi tanımaysa biz onu hiç tanımayruk” diyenler çıkabilir. Bunlar camia içinde ciddi bir yekün de teşkil edebilir.

Bu çok düz ve kaba bir mantıktır. Kulübünü hiçbir karşılık beklemeden seven sıradan bir taraftardan değil, bir olimpiyat ve dünya şampiyonundan bahsediyoruz. Bırakın boksu, toplamda kaç tane olimpiyat şampiyonluğu var şu çorak ülkenin?

İşte bu şampiyonlardan biri kendi camiasında (?) son derece sınırlı bir değer buluyor, yukarıdaki bahsini ettiğimiz yürümekten bihaber futbolcu kadar ilgi görmüyor. Eee? Ne yapacak? “Ben Trabzonspor’un kaptanıyım, başka bir takımın kaptanının arkasından sahaya çıkmam” deyip futbolu bırakan, sokak ortasında hayata veda ettiğinde de cebinden beş lira çıkan kaptanın hikâyesi çok lezzetli, değil mi?

Geçin o işleri. Yani Trabzon’da futboldan başka branşlara alan açmak, onlarla da camiada bir ilgi ve heyecan odağı oluşturmak, futbolun yükünü hafifletmek kimsenin aklına bile gelmiyor. Trabzonspor’un borcu gırtlağını aşmış, böyle giderse boyunu da aşıp boğulacak. Çok daha mütevazı bütçelerle bu pekâlâ başarılabilir.

Futbol olmadı ama voleybol gayet güzel oldu

Rahmetli babam Ali Osman Şirin aslında ilkokul öğretmeniydi. Sporla ilgisi sadece amatör kalecilikti; ama Şalpazarı’nda –aslında çok yetenekli çocuklar olmasına rağmen- futbol oynayacak alan olmadığı için dışarıdan beden derslerine girdiği lisede bir voleybol takımı kurmuş, takımı önce Trabzon sonra da Karadeniz şampiyonu yapmıştı. Her başarıdan sonra Şalpazarı festival alanına dönüyordu. O takımın oyuncularının ve dönemin şahitlerinin çoğu hayatta. Onlara bir sorun bakalım fena mı oluyordu?

Şalpazarı’nda voleybol potansiyeli olduğu gibi Trabzon genelinde de farklı spor branşlarında potansiyel hem de fazlasıyla vardır. Değerlendirecek akıl lazımdır. İnşaallah bulunur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Şirin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günebakış Trabzon Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günebakış Trabzon Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günebakış Trabzon Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günebakış Trabzon Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Trabzonspor bu sezon ligi kaçıncı sırada bitirir?
Tüm anketler