Torunların Senin İçin Ağlarsa

Ne zaman ki hikâyeyi dinledim? Benim de gözlerim dolu dolu oldu. Tüm yazıları bir kenara koydum. Yok efendim borcumuz şu kadar olmuşmuş... Akaryakıta...

Ne zaman ki hikâyeyi dinledim?

Benim de gözlerim dolu dolu oldu.

Tüm yazıları bir kenara koydum.

Yok efendim borcumuz şu kadar olmuşmuş...

Akaryakıta zam...

Bayram ikramiyesi...

Emekliler…

***

Altmışlı yetmişli yaşlarını sürenler daha iyi anlar.

Pek çoğunun üçer beşer torunu var çünkü.

Ve bu torunlar için göze alınanlar anlata anlata bitirilememiş bugüne kadar.

Onlar ki yaşama ümidi sayılırlar, unutsalar bile unutulmazlar.

“Evlâdın ceviz, torunun ceviz içi” sayıldığı bir gelenekten geliyoruz.

Bu yüzden gözümüzde büyütüyoruz, bir dediklerini iki etmemeye çalışıyoruz.

***

Bir arkadaşım anlattı.

Uzun zamandır uzak kaldığı torunlarının yanında tamı tamına üç ay geçirdikten sonra şehrine dönmüş.

İş güç tabii ki...

Öyle dönüş bileti almakla dönemiyorsun.

Kızı ve damadı, her zamanki gibi bildik bir merasimle uğurlamak istemişler.

“Yine bekleriz, odan hazır, ne zaman istersen...”

Ne olmuşsa torunlarla vedalaşma faslında olmuş.

“Zaten çok az geliyorsun.”

“Şimdi bizi okuldan kim alacak?”

“Kim masal anlatacak bize?”

“Biz, kimin göbüşüyle sakalıyla oynayacağız?”

Daha neler neler?

Önceleri sıradan bir özlem operasyonu çekiliyor sanmış dedemiz.

“Bu işler böyledir, yokluğa alışırlar, unuturlar...”

Fakat hiç de öyle olmamış.

Torunların gözyaşı sel olup akmış adeta.

Kapıları yastıkla, minderle kapatmaya çalışmışlar.

Hele hele de küçükleri, “sen, bi daha gelinceye kadar ben kocaman olurum, ayrı eve çıkarım” deyince dedemizin eli ayağına dolaşmış, çocuklar gibi gözyaşı dökmüş dakikalarca...

Tam, kendini toparlayıp bir şeyler söylemek istediğinde yine aynısı olmuş.

Gözleri kan çanağına dönmüş âdeta…

Hayatında hiç bu kadar ağladığını hatırlamıyormuş.

***

Bu olayı paylaşırken bile gözleri dolu doluydu, zaman zaman dudaklarını ısırıyor, işaret parmağıyla yaşlarını siliyor, kimsesiz çocuklar gibi ağlıyordu işte.

“Onlar doğduklarında, sizin torununuz olarak bilseniz de öyle değildir... Ne zaman ki sizin için ağlarlar işte o gün sizin torununuz olurlar.”

Hak vermemek mümkün mü?

***

Yüzlerce binlerce insanın hayatına bir şekilde dokunuyorsunuz.

Fakat torun candır ve bu gerçek insanları aile yapar; anne, baba, nine, dede…

Hemen herkese yaşama gücü verir, bağları kuvvetlendirir, ömrü keyifli hale getirir.

Birlikte ağlayıp gülebilirseniz tadından yenmez.

Sizden sonra onlarda yaşayacağınızı bilmek tarifsiz bir huzur verir.

Bir tür zincirleme ölümsüzlük…

***

Günün konusu belliydi, “torun gözyaşı”…

Ve hiç kimsenin de yeni konu açmak bir derdi yoktu.

Düşündüm de şen şakrak olmak da bir süreliğine mutlu edebilirdi insanı.

Cebinde para, elinde ayağında güç, arkadaş çevresi…

Fakat büyüklerin küçük insanlara ihtiyacını ne matematik hesaplayabilir ne de fizik?

Çünkü bir damla gözyaşını anlatmaktan acizdi edebiyat sanat.

***

Arkadaşım, ayrılırken de sanki torunlarından ayrılır gibiydi, aynı modda…

“Tanrı herkese dedesi ve ninesi için ağlayabilen torunlar nasip etsin.”

 

Torunların senin için ağlarsa

Dünya avucunda güneş oyuncak

 

Sen de çocuk olursun aslında...

Yüzüne renk gelir, içtiğin suyun, yediğin ekmeğin tadı değişir.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaettin Kabahasanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günebakış Trabzon Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günebakış Trabzon Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günebakış Trabzon Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günebakış Trabzon Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Trabzonspor bu sezon ligi kaçıncı sırada bitirir?