Ağıt mı Miroloyema mı?

Ağıt içimizde biriken negatif enerjiyi dışarıya atmanın bir yoludur. Hepimizin hayatında kayıpları olmuştur. Bazen en yakınlarımız ölür. Bazen çok yak...

Ağıt içimizde biriken negatif enerjiyi dışarıya atmanın bir yoludur.

Hepimizin hayatında kayıpları olmuştur. Bazen en yakınlarımız ölür. Bazen çok yakın olmasak ta kaybettiğimiz uzağımızdakilerin acısı içimizde kırılmakta olan bir fay hattının enerjisine benzer bir enerjiyi biriktirir. Bunu ya patlayarak ya kırılarak ya da ağlayarak dışarı dökmemiz gerekir. Aksi halde olmadık bir zamanda oluveren bir deprem gibi bizi yerle bir eder bu acı. Olmadık bir tetikleme ile patlar ve kırılan fay hattı gibi etrafa çok zarar verir. Bu zararı engellemenin yolu kontrollü bir şekilde onu boşaltmaktır.

Hep konuşulur ya fay hatlarında biriken enerji büyük bir depreme gebe diye. Oluşan küçük depremlerden sonra fay hattı üzerinde oluşan enerjiyi boşaltır ve olabilecek büyük bir depremi öteler. İşte onun gibi bir şeydir kayıplarda ağlamak duygu boşalımını sağlamak.

Anadolu hep acılar yaşamış bir coğrafyadır. Deprem ve sel gibi doğal felaketler. Savaş, katliamlar ve zorunlu göçler gibi diğer travmalar insanların içindeki acıyı artırır. Bunun boşalımı ise ağıtlarla, türkülerle ve destanlarla olur. O ağıtlar söylenerek, o destanlar okunarak, o türküler dillendirilerek acıların kabuğuna neşter vurulur. İçindeki irin ve enerji atılır. Böylece insan ruhu dinginliğe kavuşur. Mesela bir deprem olur. Arık’ta yakınlarını kaybeden bir anneler Arık Ağıtını söylerler o günden bugüne insanların acılarına derman olur. Boşaltır içindeki yangını.

Çamlıhemşinli Nokta ana Ahmedi’ni kaybeder ona ağıtlar yakar. Ahmedum olur okunur yıllar boyunca. Tüm analar tüm sevdalılar Ahmed’lerine Mehmet’lerine olan hasretlerini bu ağıtla boşaltırlar. İşte bu bir toplumun acılarını paylaşarak azaltma yoludur. İnsanın içindeki yangını söndürmek için kullandığı bir yoldur ağıtlar.

Karadeniz’de 100 yıl öncesine kadar birlikte yaşadığımız Pontuslu Rumlardan yöreye hatıra kalan Romeyika ağıtlar da hala Miroloyema başlığı altında sözlerini anlamasak ta bir çoğumuz yüreğimizin içine sinen acıyı ve kederi dışarı attıran bazen de hüzünlendirip kalbimizin yumuşamasına sebep olan güzel şeylerdir. Seyfettin Çakıral söyler, miroloyeps eder biz dineriz içimiz yumuşar.

Ağıtlarımız sadece kendi acılarımızı değil toplumun acılarını da rahatlatır. BU nedendir? Diye sorma öyledir. Dene bak acılarını içinde tutarak yenemediğini göreceksin. Anlat türkülere, anlat destanlara ve ağıtlara.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Güveli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günebakış Trabzon Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günebakış Trabzon Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günebakış Trabzon Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günebakış Trabzon Haber değil haberi geçen ajanstır.

01

Eliz - Ne guzel konulara deginiyorsunuz. İlgiyle takip ediyouz

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 30 Ocak 09:19


Anket Trabzonspor bu sezon ligi kaçıncı sırada bitirir?
Tüm anketler