Çocuktuk

Sırtımıza ne yüklenirse yüklensin ezilmezdik altında... O vakitler ağrılı değildi, dermanı tükenmemişti dizlerin.  Sancısızdı dizkapakları, yokuşlar d...

Sırtımıza ne yüklenirse yüklensin ezilmezdik altında...

O vakitler ağrılı değildi, dermanı tükenmemişti dizlerin.  Sancısızdı dizkapakları, yokuşlar düzlük, patikalar genişti.

 

Sırtımızdaki çantada bir kırmızı, bir kurşun kalem, bir de bembeyaz çizgili defterle dünyayı öğrenmeye giderdik.

 

Dönüşte de, herkesin kendince öğrendiği dünyadan manzaralar çizilirdi resim defterine.

Yüksekçe bir dağ, dağın eteklerine doğru nazlı nazlı akan bir nehir, ve karşı mahalleye geçmek için  tahta bir köprü.

Yaz kış bacasından duman tüten müstakil ev ise rengârenk renklere boyanırdı...

   *     *    *

Çocuktuk!.

Henüz mahsur kalmamıştık hengâmelerde.

Henüz infilâk etmemiş, ettirilmemişti hevesler.

Ulaşılmaz değildi hayaller ve dünyayı kurtarmak en büyük hayalimizdi.  

Ve o hayale ulaşmak için tereyağlı şekerli ekmeği de taşırdık çantamızda.

Hayallerin yükü ağır gelmezdi, yüksünmezdik yağmurdan soğuktan.

Gök gürültüsü dahi sesini kısamazdı umudun.

 *     *      *

Mavi yeşil sarı...

İlkin gökkuşağında tanınırdı renkler.

Bir tek siyah yoktu gökkuşağında.

Ne vakit büyüdük siyahın binbir tonuyla tanıştık.

 

Esasen büyük adam olma isteğinin başlıca sebebi bir an evvel asker olabilme isteğinden mütevellit idi. 

Bir ömür anlatılacak olan askerlik anılarını biriktirebilmek içindi. 

Çünkü anılar en önce kışladan anlatılmaya başlanırdı. Tezkerenin komutu verilince büyük adam olarak dönülürdü sılaya.

 

Evet Çocuktuk!.

 

Kırmak defter yaprağının kıvrılan kıyısındaydı.

Düzlenmesi için akşamdan halının altına koyulur sabah uyanır uyanmaz da çantadaki yerini alırdı.

 

Çantada hınca hınç sevgi saygı masumiyet ve elbette ki umut doluydu.

Yürüdükçe ağırlaşan yük   yaralamıyordu omuzları. Meydan okurdu omuzlar yüklere.

 

Ne yollar yürünmüş ne çıkmaz sokaklar aşılmıştı. Eve varılmış koskocaman aferin alınmıştı.  Neticede çandakileri dökmeden eve yetişilmişti.

 

Ki o vakitler önsözden okunurdu kitaplar. Ortadan veya sondan okunmazdı hiçbir zaman. Hayat kitaplardan öğrenilir, anlaşıldığı kadar da not defterine iliştirildi. Daima saklanır kimselere okutulmazdı o notlar.

           *     *     *

Çocuktuk ve büyüdük!.

 

Büyüdükçe çantadakiler de büyüdü, gittikçe de tıka basa doldu çanta. Taşıyabilirsen ne âlâ.

Yok eğer taşıyamazsan, büyüyemez hep çocuk  kalırsın.  Ezildikçe ezilirsin yüklerin altında.

 

Herşeyin bir karşılığı vardı ya hani;  çocuk olmanın büyümek, büyümenin ise çantayı taşımak.

 

Çocuk insan!.

Sen büyümene bak.

Büyüdükçe artan çantanın ağırlığını sırtlamana bak.

Bak az ileride ki durakta, yeni yeni yükler eklenecek çantaya...

 

Saf sevginin, karşılıksız sunulan saygının, ve masumiyetin yürüyen hâlidir çocuklar. Çocukların çocukluklarını, çocuk olarak yaşamaları en tâbi haklarıdır.  Gereksiz yükler altında ezilmeleri,  büyümeden o yüklerle büyütülmeleri, onlara yapılmış en büyük haksızlıktır.

Küçücük bedenlere taşıyabilecekleri kadarını yüklemeli. Aksi hâlde kaç yaşına gelirse gelsin hep çocukluğunda kalıyor, ve bir türlü ilerleyemiyor yaşlar ve yürekler...

 

Saygı ve muhabbetimle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Saadet Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günebakış Trabzon Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günebakış Trabzon Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günebakış Trabzon Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günebakış Trabzon Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Trabzonspor bu sezon ligi kaçıncı sırada bitirir?
Tüm anketler