DÖNELİM BU YANLIŞTAN

1965 yılından beri gördüğümüz en büyük rüzgardı. Ağaçları devirdi, derme çatma ne varsa yerle bir etti. Şana Taka Kütüphane çevresinde de kara üzümle...

1965 yılından beri gördüğümüz en büyük rüzgardı.
Ağaçları devirdi, derme çatma ne varsa yerle bir etti.
Şana Taka Kütüphane çevresinde de kara üzümler için yaptığımız duvar üstündeki bağ devrildi, ağaçkavunu ve patlıcan inciri de öyle...
Bugünlerde yıkılan, kırılan dökülen ne varsa onlarla da uğraşıyorum.
***
Hiç belli olmuyor, bazen denizden bazen de dağdan esiyor.
Biz tam orta yerdeyiz.

Eskisi gibi çayır yığınları yok, merekler, üstü kiremit örtülü evler...
O yüzden evler kışın donsa, yazın yansa da çok şükür rüzgara karşı dayanıklı sayılır.
***
Balık masanın kenarında gazete yazısı için hazırlık yaptığım sırada aklıma geldi.
Köyümüze, karşı köylere şöyle bir baktım da...
Hep söylediğim gibi...
Köyler köy değil, kentler de kent...
Bu iş nereye kadar gider, bilemiyorum.
Genelde tüketiciyiz hepimiz.
Tamam, evler daha modern, yollar da öyle...
Beyaz eşyasından mobilyasına kadar...
Fakat bir şey eksik: Üretim.
Niçin yıllar yılı bunun için bir şey yapılmıyor?
Göz göre göre tembelliğe, hazıra alıştırılıyor insanımız?
***
Kısmî başarıların tarım ve hayvancılığa nasıl bir etkisi olabilir ki?
Olsa olsa cılız bir rüzgar gibi olur.
Rusya-Ukrayna krizinde görüldü ki kuzey ovaları tahıl deposu ve bize de geliyor bir kısmı.
Yani demem o ki... Bunun yazı kışı var, savaşı barışı...
Uçak, helikopter, nükleer santral ve benzerleri şüphesiz çok güzel gelişmeler...
Fakat şu tarım ve hayvancılık da üvey evlat değil, masaya yatırılsın artık. Görelim 2033, 2043, 2053 vizyonunu.

Cumhuriyetin 100. yılında daha fazla geç kalmayalım çünkü toparlamak çok çok zorlaşabilir.
***
Almanya'da yaşayan bir vatandaşımız paylaşınca şöyle bir sarsılmadım desem yalan olur.
Bir köyden geçerken gördüğü tavuk çiftliğine uğruyor. Üretici yumurta satıyor sadece ve hiçbir muhatap yok.
Vatandaşımız yol kenarındaki kapıdan giriyor, otuz adet yumurta alıyor, karşısındaki listede fiyatı yazılı, parayı kasaya koyuyor ve oradan ayrılıyor.
Bunun gibi çok örnekler var.
Bahçede domates, biber, patlıcan topla, tart, parasını kasaya koy...
"Kıskandım mı, utandım mı?"
"Evet."
Bu görüntülerle sosyal medyada sık sık karşılaşınca iki şey dikkatimi çekti.
Üretim ve güven...
***
Öyle insanlar yetiştir ki üretsinler...
Ve birbirlerine güvensinler...
Son fon mağdurları gibi neler neler yaşadı bu millet?
Şimdi sıra geldi bozulan yönlerimizi düzeltmeye.
Sırası geldi de geçiyor bile...
Daha önce bu köşede yazdım, "Eğitime Yatırın" diye...
Bugün başlarsak en erken elli yıl sonra semeresini göreceğiz.
Yoksa bir yıl daha geç kalacağız.
Bir yıl daha...
Dönelim bu yanlıştan çünkü yanlıştan dönmek de bir erdemdir.


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaettin Kabahasanoğlu - Mesaj Gönder

# YOL

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günebakış Trabzon Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günebakış Trabzon Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günebakış Trabzon Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günebakış Trabzon Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Trabzonspor bu sezon ligi kaçıncı sırada bitirir?
Tüm anketler