İNSAN VE YAŞAM

Dünya tarihine biraz baktığımızda belli aralıklarda birileri maddi kaynakların damarına basıyor ve savaş çıkarıp katliam yaparak topraklar parselleni...

Dünya tarihine biraz baktığımızda belli aralıklarda birileri maddi kaynakların damarına basıyor ve savaş çıkarıp katliam yaparak topraklar parselleniyor.

Savaşların yegâne sebebi maddiyat ve din üzerine kurulmuş. Toprak ise ikinci planda olmuştur. Birçok savaşta toprak söz konusu olsa da derinlerinde din ana konu olmuştur.

Günümüzde de çevremize baktığımızda yine aynı durumları görmek zor değildir. Anlamak imkansızdan öte gayet açık ve nettir.

Ne acıdır ki hemen hemen her genç geçmişte de günümüzde de ülkesini beğenmeyip hep batıya özenmiş ülkemizi hakir görmüştür. Bu bazen belli bir yaşa kadar sürmüş bazen de belli bir yaştan sonra gerçekler görülmüştür. Bu durumda “istisnalar kaideyi” hiç bozmamıştır.

Aslında bunların düzelmesi ve artık kendimize gelme, uyanma zamanı gelmemiş midir? Bence çoktan gelmiş ve yapılacak en doğru iş. Önce akıllı, tarihini doğru yerden öğrenmiş iyi bir insan olmak. Sonra da sözde değil özde inançlarımızı yaşamak.

Dinimizi doğru yaşamanın zamanı gelmedi mi? İçimizde aklımızı çelen, dinimizi bireysel çıkarlarına çevirenlerden kurtulmanın veya uyarmanın zamanı gelmedi mi?

Hak dinlerin mensubu bir birey önce kendi içinde dinini yaşar sonra da ailesi, kazancı ve yaşam biçimi ile çevresinde yaşar. Böylece toplum ve milletler, ülkelerinin geleceği için yaşarlar. Aslında bu yaşamın tamamı ise bireyin baki dünyadaki yaşamının sandukasıdır.

Sınırınızın hemen yanında veya kilometrelerce uzağınızda. Dindaşınız yada değil bir insanın evinden edilmesi, göçe zorlanması veya savunmasızca öldürülmesi sizi ürkütmüyor, üzmüyor ve düşündürmüyorsa o kişi değil Müslüman, bir hak dine mensup olsa da insan melekelerini kaybetmiştir.

Bunu yapanlar bir hak dine mensup olması demek insan olduklarının ispatı değildir. İnsanın insanı öldürmesi kabul edilir bir durum değildir.

Fakat hak dinlerin sonuncusu İslam dini inancı içinde olduğunu yaşamına katanlar. İslam dininin gereklerini yaşamalı ve yaşamına katmalıdır. Doğru bir Müslüman ufku geniş, dimağı açık, muhakemesi güçlü, yaşamı insanca olmalıdır.

Eğer bu düstur doğrultusunda yaşamış olsaydık, bize yapılan gösterimlere, matinelere aldanmasak, önce insan sonra da Müslümanlığın gereklerini yaşamış olsaydık. Dün dünyaya hâkim olan bizler bugün de kesintiye uğramadan hâkim kalırdık.

Oysa bizleri bin bir türlü oyunlarla bugüne getirenler uyanmamızı ve yeniden dirilmemizi istemezler. Eğer diri kalmış olsaydık günümüz dünyası böyle mi olurdu?

Değil Müslümanlar inancı ne olursa olsun bütün insanlık daha müreffeh bir yaşam içinde olmaz mıydı? Daha da sıradan düşünsek her birimiz insan olmayı bilseydik bu gün yaşananlar olur muydu?

Her şey para, mal, mülk, çıkar veya din değildir. Her şey insan olmak, onurlu olmak ve birlikte yaşamayı benimsemek, saygıyı onure etmek sevgiyi de gösterişten riyadan uzak reel yaşamayı bilmek olmalı.

Özentiden uzak bireysel melekelerimiz ile çalışıp doğru ve hak ettiğimiz (helal) kazanımlar sağladığımızda. Teknolojiyi köle gibi değil, birilerinin kölesi değil daha verimli ve doğru kullanırsak işte o zaman doğru bir yaşam sağlamış oluruz.

İnsan yaşam sistemi bellidir ve değişmez. Aile, sülale, mahalle, köy, bucak, ilçe, şehir ve ülke zinciri içinde yaşam devam ederken. Bu zincir içerisinde mutlu, huzurlu ve en önemlisi verimli yaşam sürdürmek için herkes elinden geleni doğru bir şekilde yapmalıdır.

Bu zincirin oluşturduğu halkanın daha güçlü olması için, din, sınır, soydaş, en önemlisi insanca kurulacak diğer milletlerin birleşimi sağlandıkça doğru güç ortaya çıkar.

Herkesin bildiği gibi güç demek sopa demek değildir. Bilgi ve bilgiyi kullanım en büyük güçtür. Bu sebeple imrenmekten ziyade, çalışıp olmak gerekir. Olmak için de insanca üretmek, üretime katkıda bulunmak gerekir.

Çalarak, yatarak birilerinin daha fazla çalışması, üretmesi ile en fazla aç kalmayız. Oysa günümüz şartlarında daha fazlasına ihtiyaç vardır. Her birey bilgi ve becerisini ortaya koymak zorundadır.

Bencil yaşamdan uzak, paylaşan ve üreten bir toplum oluşturmak. Günümüz baskıcı dünyasında daha özgür ve özgüven içinde bir yaşam sürdürmüş oluruz. 

Dinimizi kendi içimizde yaşamalıyız. Lakin yaşamımız insanlık içinde, topluma faydalı olmalıdır. Siyasetimiz bu ahlak içerisinde milli birlik ve milli güç içinde sürdürülmelidir. Bölüp parçalamak değil, birlik içinde insanca olmalıdır.

Selam, Saygı ve Sevgilerimle….

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazmiye Yazıcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Günebakış Trabzon Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Günebakış Trabzon Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Günebakış Trabzon Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Günebakış Trabzon Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Trabzonspor bu sezon ligi kaçıncı sırada bitirir?
Tüm anketler