banner114

Pandemi süreci başladıktan sonra, ortaya çıkacak değişimi ifade etmek için “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü klişeleşti. Medyada sürekli değişimden bahsediliyor. En uçuk yaklaşımları ifade edenler daha çok ilgi görüyor. Büyük bir değişimin fitili ateşlendi ve yeni yaşam tarzlarına ve iş yapış şekillerine doğru –pandeminin zorlamasıyla da- yelken açıldı.

Aslında değişim sürekli bir olgu, değişenlerde var, değişmeyenler de… Bir şeyler sürekli değiştiğinden “insanın iki kez aynı suda yıkanma” şansı olmuyor. Yaşadığımız dünyada ve insanda temel olan ve değişmeyen iki şey var: Sünnetullah olan tabiatın işleyişi ile insanın yaradılışı ve ihtiyaçları…

Teknolojinin gelişmesi insanın bu ihtiyaçlarını tabiattan karşılama biçimlerini ve kendi aralarındaki üretim ve bölüşüm ilişkilerini farklılaştırıyor. Yoksa temel unsurlarda bir değişim yok. İnsanın barınma, korunma, beslenme, kendini ifade etme, hükmetme vb. ihtiyaçları devam ediyor. Sonuçta insanın barınma ihtiyacı, mağaradan çadıra, çadırdan taş veya ağaç eve, oradan apartmanlara, rezidanslara taşındı ama ortadan kalkmadı.

İnsan yaradılışı gereği dünyada var olabilmesi ve ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için sürekli üretmesi ve ürettiklerini başkalarıyla değişmesi gerekiyor. Daha çok ve daha kolay üretme arayışları teknolojik gelişmeyi tetikliyor. Teknolojik gelişmeler üretim ve dağıtım mekanizmalarını farklılaştırıyor. Üretim ve dağıtım biçimleri değiştikçe de yaşam tarzları değişiyor.

Sanayi devrimiyle, kitlesel üretim beraberinde kitlesel tüketimi getirdi. Kapitalist dünyada üretim araçlarını eline geçirmişler, güçlerini artırmak için tüketimi erdeme dönüştürdü. İnsana tükettiği kadar değer atfedildi. Tüketimi teşvik etmek için büyük alışveriş ve eğlence merkezleri en görkemli mekânlar oldular. Tüketiciler, ürünün satışa sunulduğu bu görkemli mekânlarda, ürünü çıplak gözle görmeyi, ona dokunmayı ve denemeyi arzu ediyordu. Bu aynı zamanda bir sosyalleşme, kendini ifade etme, hava alma ve alışveriş yapma zevkini tatmin etmekti. İnsanlar bu merkezlerde birbirine göstererek tüketeceklerdi ki, tüketim erdemlerini gösterebilsinler, tüketim yarışması heyecanlı olsun ve kapitalistlerin kazancı katlansın.

Pandemi sürecinde tüketim şekillerinde ciddi değişimler yaşanmaya başladı. Fiziki yakınlık ve temasın riskli hale geldi. Bireyler daha çok evlerinde kalmayı tercih eder oldu. Mağaza, eğlence ve alışveriş merkezi gezmek riskli iş, fakat insanın ihtiyaçları devam ediyor.

İşte tam bu darlıkta, dijital teknolojiler devreye girdi. Aslında insanlar dijital teknolojilerle ile tanışıktı. Nadiren internetten yemek, elbise, kitap siparişleri veriyorlardı. Hem ihtiyaçlarını karşılamak hem de teknolojiden uzak olmadıklarını fark ettirmek iyi bir şeydi. Sanal ortamda kurulmuş alışveriş siteleri satışlarını artırmak için kendinde daha geri teknolojik ortamlarda yoğun reklam kampanyaları yapıyorlardı. Kapı teslim, kargo bedava, geri alma garantisi gibi birçok kolaylık sağlanıyordu. Arada sorunlarda yaşanıyordu.  

Pandemi sanal işletmelere büyük bir fırsat sundu. Artık internet üzerinden tüketim sunduğu güven ve kolaylıklarla tercih edilir hale geldi. İnternetten alış-veriş giyim, kozmetik, kitap, yemek, beyaz eşya derken her alana yaygınlaştı. Öyle ki, mahalledeki marketler bile ayakta kalabilmek için internet siteleri kurup onlar üzerinden ürünlerini tanıtarak sipariş almaya veya eve teslim satışlara başladı.

Açıklanan verilere göre, Ülkemizde, yetmiş bin civarındaki e-ticaret işletmesi hizmet veriyor. Pandemi sürecinde internet üzerinden alış-veriş yapma oranı %48 oranında arttı.  Nüfusun yaklaşık yarısı internet üzerinden alış-veriş yapıyor. Tüketiciler, yüksek tutarlı alışverişleri bilgisayardan, kredi kartıyla ve tek çekim olarak yapıyorlar. İnsanların tüketim alışkanlıkları değişiyor. Ayak uyduranlar ayakta kalır.

Siparişleri, lütfen eve getirir misiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.