banner114

Ne olur azıcık ciddiyet gösterin?

Ne olur olayın vahametinin ne olduğuna azıcık kulak kabartın?

Bakıyorum çoğu kimse hala işin lay lay lomunda!

Hele sosyal medyada yaptıkları abudik-gubidik muhabbetler ise işin bir başka yönü!

Yapmayın etmeyin.

Ülkemiz cidden büyük bir sorunla karşı karşıya.

Neyin ne olacağı belli değil.

Daha doğrusu bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete, yaşar gibiyiz!

Yine de devletimiz koronavirüsünün önüne geçilmesi için radikal ve önemli adımlar atıyor.

Ne olur alınana kararlara hep birlikte uyalım.

Ne olur birkaç gün evlerden çıkmayalım.

Ve en önemlisi devletimizin yanında olalım.

Bırakalım laylay lomları bir tarafa.

İnanın bu küresel yaşanan olayı atlattıktan sonra çok daha lay laylom yapacak günlerimiz olacaktır.

Lütfen biraz ciddiyet…

ÖKÜZ ALTINDA BUZAK ARANMASIN

Kimse öküzün altında buzak aramaya kalkmasın.

Yok, efendim umredekiler için neden önlem alınmadı.

Yok, efendim zamanında neden müdahale edilmedi?

Yok, efendim neden izin verildi?

Falan, filan diye bir sürü bana göre fantezi şeyler söylenmeye çalışılıyor!

Şu bir gerçek ki, devletimiz koronavirüsün ülkemizde henüz daha teşhisi konulmadan konuyla ilgili yaşanan her şeyi şeffaf bir şekilde yürütmeye çalıştı ve devam da ediyor.

Çin’de olay patlak verdiği andan itibaren önlemler alınmaya başlanıp, çoğu sınır kapıları kapatıldı.

Sonrasında birçok ülkeye uçak seferleri karşılıklı şekilde iptal edilip durduruldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise her gün ekranlarda halkın karşısında koronavirüsle ilgili alınan ve alınması gereken, oluşan tehlikeyle ilgili bilgiler verdi.

Devletimiz üzerine düşen görevi yaptı, yapmaya da devam ediyor.

Artık bundan sonra görev bizlerde…

Bizler, öncelikle koronavirüsten korunmamız için temiz ve hijyen olmaya dikkat edelim.

Koyulan kurallara harfiyen uyalım.

Konuyla ilgili çevremizdeki insanları sürekli uyaralım.

Gün birlik beraberlik olma günü.

BAHAR GELDİ!

Dağlarına bahar gelse memleketimin ve hiç bitmese bu bahar, Ahmed Arif, baharın geldiğini “İçerde” iken söylemiş.

Ve devam etmiş.

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
yastığım, ranzam, zincirim,
uğruna ölümlere gidip geldiğim,
zulamdaki mahzun resim,
haberin var mı?
görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
karanfil kokuyor cigaram
dağlarına bahar gelmiş memleketimin…

Neden bu şiirle yazıma başladım?

Güneydoğuya, yani Elazığ tarafına doğru bir seyahat gerçekleştirdik.

Uzun bir süredir gitmemiştik o yöremize.

Tunceli’yi, Pülümür’ü, Elâzığ gördükten sonra şairin söylediği gibi, memleketimizin o yörelerine ve dağlarına sahiden bahar gelmiş.

Bahar gelen o yöreleri ve dağları gördükten sonra bir kez daha İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun hakkını teslim etmek istedim.

Bakanımız Soylu’nun üstün gayreti ve çalışmalarıyla birlikte vatan evlatlarının gösterdiği mücadeleyle gelen bu bahar havası zamanla ülkenin her tarafına yansıyıp, bahar çiçeklerini açtıracaktır.

Severseniz sevmezsiniz!

Beğenir beğenmezsiniz!

Siyasi görüşüne katılır katılmazsınız!

Buralar çok da önemli değil!

Ama şunun altını çizerek vurgulamak istiyor ve inanıyorum ki, o yöreleri gördükten sonra, mutlaka benim gibi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hakkını teslim edersiniz.

Kim ne söyler veya düşünür?

Bu, beni hiç ilgilendirmez.

Beni ilgilendiren tek şey var, o da  Soylu’nun İçişleri Bakanı olmasıdır.

Çünkü memleketimin dağlarında baharı görünce, ‘İyi ki Soylu varmış’ diyorum.

VALİ ÇETİN OKTAY KALDIRIM

Güneydoğu seyahatimizde Elazığ valimiz Çetin Oktay Kaldırım’ı da ziyaret ettik.

Vali Kaldırım ile görüşmemiz AFAD   Koordinasyon Merkezi’nde gerçekleşti.

Koordinasyon Merkezi çok kalabalıktı.

Nedenini sorduk yetkililere oluşan kalabalığın.

Koordinasyon Merkezi’nin hemen hemen her gün aynı yoğunlukta olduğunu söylediler bize.

Düşünebiliyor musunuz, onlarca insan Koordinasyon Merkezi’nde ve hepsinin sorunu var, hepsinin sorunu da ayrı ayrı!

Hepimizin malumu, Elazığ ilimiz kısa bir süre önce yaşadığı depremle büyük bir yıkım yaşamıştı.

Yani Elazığ ilimizde sıkıntı ve sorun büyüktü!

İşte o sıkıntılara ve o sorunlara;

Siz devletin temsilcisi vali olarak, çözüm bulup, çözmek zorundasınız.

Ve bütün vatandaşlara devletin şefkatli elini uzatacaksınız.

Ve hepsinin derdiyle dertleneceksiniz.

Bizim gördüğümüz fotoğrafta, yaşadığımız o anlarda şunu gördük ve gözlemledik, Vali Çetin Oktay Kaldırım gecesini gündüzüne katmış, arkasına devleti alarak bu güne kadar yaşanan sorunların üstesinden gelmeyi fazlasıyla başarmış.

Hala da başarmaya devam ediyor.

Bir kere AFAD Koordinasyon Merkezi’ne gelen kim olursa olsun, mutlak suretle, Koordinasyon Merkezi’nden sorununu çözmüşlüğün verdiği huzurla ayrılmaktadır.

Biz bu yaşananları çıplak gözlerimizle görüp şahit olduk.

Hemen belirteyim, deprem esnasında ve deprem sonrasında Vali Kaldırım’ın en büyük destekçileri başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere diğer bakanlar olmuştur.

Kısacası Vali Çetin Oktay Kaldırım Elâzığ’da önemli bir sınav vermiştir.

Verdiği bu sınav kedisini mutlaka ilerki dönemlerde çok önemli görevlere taşıyacaktır.

Öncelikle işini severek ve inanarak yapıyor.

Benim gördüğüm, izlediğim kadarıyla da Sayın Kaldırım farklı yani alışa gelmişin dışında bir valilik portresi çizmektedir.

Daha doğrusu ben, rahmetli valilerimizden Recep Yazıcıoğlu’nun yaptığı valilik portföyüne benzetiyorum.

SONEL’İN ELİ DEĞDİ

‘Yiğidi öldür hakkını teslim et’ derler ya.

Tunceli Valimiz Tuncay Sonel’in de hakkını teslim edelim.

Sonel ile birlikte Tunceli hakikatten müthiş bir butik şehre dönüşmüş.

Tuncel’inin öncesini biliyorduk.

O Tuncel’iyle, bugünkü gördüğümüz Tunceli arasında o kadar fark var ki, yazmaya kalksak inanın sütunlarımız yetmez.

Şehirde gezinirken, halkla sohbet imkânı bulduk.

Valimiz Tuncay Sonel’i kendilerine sorduk.

Sonel hakkında o kadar güzel şeyler söylediler ki, Tuncelileri dinlerken, söyledikleriyle bizler gururlandık.

Neler demediler ki valileri için?

İçimizden biri gibisinden tutun, valilik kapısının ardına kadar açık olduğuna kadar her şeyi söylediler.

Tunceli halkıyla yaptığımız sohbette, dikkatimizi çeken konulardan birisi de, Tunceli’de yazları, sosyal hayatın gece yarılarına kadar sürdüğü, evlerin kapılarının gece-gündüz açık olmasına rağmen hırsızlık gibi olayların hiç yaşanmadığı oldu.

Dedik ya memleketimizin her yerine bahar geldi diye.

Tuncay valimizle birlikte Tunceli’ye de bahar gelip, çiçekler açmaya çoktan başladı bile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.