banner114
banner146
banner122

İnsan çocukluk ve gençliğinin geçtiği coğrafya ve zamana gör şekillenir. İnsan, çocukluk ve gençlik yıllarında öğrendiklerini ve kazandıklarını ömrünün geri kalan kısmında harcar. Bunları geliştirebilir ama bunlarda çok az gerçek değişiklik yapabilir. Ancak büyük olaylar ve kırılmalar ciddi değişikliklere neden olabilir.

Hz. Ali (RA) efendimiz “Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin" der. Bu nedenle çocuklarımızı tanımak, coğrafya, zaman ve çevresinin onda meydana getirdiği kazanımları takip etmek ve gerektiğinde müdahale etmek gerekir.

İnsanın çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği dönem, çevresel şartlar ve sosyal mücadeleleri içinde kişiliği oluşur. Bu nedenle beli bir dönemi paylaşan insanların birtakım ortak özellikleri olduğu tespit edilmiştir. Eğitimciler, insanları, özellikle teknolojiyle ilişkilerini ön plana çıkarak, kuşaklara ayırmıştır.

1980 öncesi doğanlar X kuşağı olarak adlandırılır. Bu kuşak, aileleri ve kendileri için çalışan, değişime ve teknolojiye ayak uydurabilen bir kuşaktır. Soğuk savaş döneminin kuşağı olduğu için ideolojik düşünürler. İnsanları kategorize ederler. Bu kuşak 40 yaş üzerindedir. Çoğu iş başında ve yönetim kademelerindedir. Soğuk savaş yıllarının etkisiyle hayata dair söylemleri ötekileştirmeler üzerindendir.

1981-1996 yılları arasında doğanlar, milenyum veya Y kuşağı olarak sınıflandırılır. Bu kuşak aynı zamanda “dijital yerliler” olarak da bilinir. Özgürlüklerine düşkün, bencil, emir almaktan hoşlanmayan, çevreye duyarlı, teknolojiyi kullanma gibi özellikleri vardır. Bu kuşak 25-40 yaş aralığında, eğitimini tamamlamış, iş kademelerinde yer almaya başlamış, iş dünyasında dijital dönüşümü yapmaya devam eden ve önemli ölçüde de işsizlikle mücadelede eden nesildir.

Z kuşağı, 1997-2012 yılları arasında doğan, internet ve sosyal medya gibi araçlarla henüz okula başlamadan tanışan bir nesil. X kuşağının çocukları olan bu nesil, hızlı ve analitik düşünür,  bireyci, bencil, sosyal medya üzerinden sosyalleşen, sıkılgan ve ebeveynlerinin aksine iş yapmayı sevmeyen, gerçek dünyada bir şeyler yapmaktansa, bilgisayar oyunlarıyla, sanal âlemde çok şey yapmayı tercih eden çocuklardır. Okul çağındadırlar.

Dördüncü kuşak olarak Alfa (A) kuşağı var.  2013’den sonra doğanlar. Onlar doğarken teknolojinin içerisinde doğmuşlar. Bizler gibi oyuncaklar oynamayı bilmiyorlar. Akıllı telefonlar ile oynuyorlar. İçine kapanık olarak tanımlanıyorlar.

Bu kadar farklı özellikleri olan kuşaklar arasında çatışmanın olması kaçınılmazdır. Hz. Ali Efendimizin tavsiyesi doğrultusunda “Z ve Alfa neslini nasıl yetiştirmeliyiz?” sorusuna ciddi cevaplar aramalıyız. Aksi halde cep telefonlarının içerisinde ve sanal âlemde geleceğimizi kaybedebiliriz.

Teknoloji bize yeni kapılar açsa da, bağımlılık yapan her şey gibi “teknoloji bağımlılığı” da bir hastalıktır. Z ve Alfa kuşağı gerçek hayatla buluşturmalıdır. Teknolojiyi gerçek hayatla buluşturup daha başarılı olmaları ve daha güzel bir dünya kurmalarını sağlamalıdır.

Bugün ki ezberci eğitim sistemi bu çocuklar için büyük tehlikedir. Bu çocuklar yaparak öğrenmelidir. Okullarda çok az sınıf, çok az teorik ders ama çok fazla uygulama alanı olmalıdır. Örgün ve teorik eğitim haftanın ve günün küçük bir bölümünü almalıdır. Çocukların elleri toprağa, taşa, suya ve işe değmelidir. Sanal âlemde tasarladıklarını gerçek dünyaya uygulamalılar. Bu süreçte gerçek hayatın kural ve kanunlarının ne kadar sert, keskin ve affetmez olduğunu deneyimlemeliler. Bir meyvenin, sebzenin, buğdayın, sanal âlemde olduğunun aksine, aylar süren bir çabanın ürünü olduğunu görmeliler.

Bu konuda Nevzat Tarhan Hoca tavsiyelerine kulak verelim. “Anne-baba, çocuğunu yorucu, zor işlerden korumak yerine çocuğunu hayata hazırlamalıdır.  Disiplin ve nasihat yumuşak ve devamlı olmalı, nasihatte örnek olmanın önemi unutulmamalıdır. Sabır amaca yönelik olmalı, her istediği yapılan çocuk bencil, her şeyine “hayır” denilen çocuğun da inatçı olduğu unutulmamalıdır.”

Y ve Alfa kuşağında karşı sorumluluğumuzu, aileler ve yetkililer olarak, yerine getirmeliyiz. Yoksa onlar, bir tür hayal dünyası olan, sanal âlemde görüntüden kuleler kurup kendilerini avutacaklar.

Sonuç olarak; “Gençlerden şikâyet eden ihtiyardır, ihtiyar elinden bir şey gelmeyendir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.