banner114

18 Ekim 2019 yılında 85 yaşında Ankara’da tedavi gördüğü hastanede rabbinin huzuruna kavuştu. 7 güzel adamdan birisiydi, onu edebiyat dünyası Kudüs Şairi olarak tanıyordu.

‘’Nuri Pakdil efsane değil. Hakikat de değil; ama gerçek ve gerçekliği olan, kanlı canlı bir ademdi.’’

Bu yazımı daha çok onun hayatını anlatan ve önemli gördüğüm sözlerinden alıntı yaparak sizlerle paylaşacağım.

1934 Kahramanmaraş doğumlu şair ve düşünürüdür. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. 1969 yılında “Edebiyat” dergisini ve 1972’de Edebiyat Dergisi Yayınları’nı kurdu. Nuri Pakdil’in ve Edebiyat Dergisi Yayınları’nın ilk kitabı Batı Notları’dır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Kasım 2014’te Necip Fazıl Saygı Ödülü’nün ilkini aldı. “Hiç evlilik yapmadı, iyi derecece Fransızca biliyordu.

Mustafa Aydoğan’ın yazdığı “İnancın Parıltısı Nuri Pakdil”* kitabından; “Ben hep inandıklarımı yazdım. Yazdıklarımla hayatım özdeştir.

Bugün yeniden dünyaya gelmiş olsam bugüne kadar yaptıklarımı aynen gene yapardım. Yaptıklarımdan pişmanlık duyduğum hiçbir şey yoktur.”

Pakdil gerçekçi bir yazardır. Muhatabı insandır. İnsanın kadim portresi içindeki manevi neşeyi belirginleştirmek ve onun yaratılış amacına uygun bir konuma yerleştirmek için uğraşmıştır.

Bunu yaparken, gerçeği incitmeden, sahteye itibar etmeden, somut ve her an ulaşılabilir olandan yola çıkmıştır. En büyük rehberi ‘dil’dir.

Pakdil’i üç kelime ile tarif edebiliriz: İnsan, gerçek ve dil.”

Yaşadığı dönemimizde hak ettiği değeri asla görmeyen büyük edebiyatçı, düşünür aramızdan ayrıldı. Ne hikmettir ki bizde insanların değeri kaybedilince anlaşılır. İşte Nuri Pakdil’de  bunlardan  biriydi.

          İnsan ruhuna giden tüm yolların edebiyattan geçtiğine; ‘’Bir ulusu, olumlu ya da olumsuz yönde oluşturan gücün, o ulusun edebiyatı olduğuna inanıyorduk’’ cümlesini kurarak hukuk fakültesini bitirmiş olmasına rağmen edebiyatı ve şairliği şeçmiştir.

Kendini ifade ederken ben, antikapitalist, antifaşist, antinazist, antisiyonist, antisosyalist ve en önemlisi de Türkiye özelinde olmak üzere antifiravunist bir bilince ve iradeye sahip devrimci bir yazarım.

Bütün sözlerinin içinde en devrimci olanlardan biri, elbette içinde Kudüs geçen cümleleridir.  "Yüreğimizin yarısı Mekke’dir, geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır" diye ifade eder.

Rabbim mekanını cennet eylesin. Onun gibi kalemi güçlü, düşünceyi önceleyen ve düşüne bilen nesiller yetiştirmeyi  Rabbim bizlere nasip eylesin. Biz senden razı idik, rabbimde razı olur inşallah.

Şimdi üstada ait herkesin ders çıkarabileceği  ve hayatına mihenk taşı yapabileceği can alıcı sözlerinden bir demet yazarak yazımızı nihayetlendirelim.

‘’Kalem benim kal’em.’’

‘’Namaz, zamanın kalp atışıdır.’’

”Dilimin döndüğü kadar sustum…!”

  ”Biz, yitire yitire kazandık kendimizi.” 

 ”Boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan.

”Hiç yazılmamış uzun bir destandır annelerin yüzleri.

”Suskunluğu, tırnaklarımın altında bir tahta kıymığı gibi taşıyorum.

”Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı.

‘’….Yürü kardeşim Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin ‘’.

  Kalın sağlıcakla..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.