banner114

Bahçemizde her bahar açardı.

Biz, “sarı çiçek” derdik adına…

İyice olgunlaştığında küçük bir topa dönüşürdü tüyleri…

Üfleyince de küçük bir oyuna…

Tohumlarının adeta paraşüte asılı şekilde yolculukları böyle başlardı.

Rüzgâr, bu şekilde kilometrelerce uzaklara taşırdı.

İşte bu karahindibanın içi boş bir gövdesi vardı. Çiçek kısmını koparınca ‘köy deneyi’ gibi bir şeydi yaşadığımız.

Uç kısmı dört parçaya bölünürdü ve topraktan yaptığımız minik topu buraya yerleştirirdik.

Asıl zor iş bundan sonrasıydı. Gökyüzüne bakarcasına başınızı kaldırmanız gerekiyordu.

Ardından da dengeli şekilde üflemeniz…

O minik toprak top, nefesiniz tükeninceye kadar fırıl fırıl dönerdi havada.

Yarış gibi değildi çünkü tek başımıza kaldığımızda da yapabilir, bulutlara doğru yükselip alçalan minik topu keyifle izleyebilirdik.

***

Çiçekleri ve yaprakları çok benzeyen bir bitki daha vardı.

Boyu bir metreye kadar ulaşabilirdi fakat öyle tohumlarını uçuran tüyleri yoktu.

Kırıldığında süt çıktığı için olacak ki “sütleğen” derdik adına…

Hayvanların çok sevdiği bu otun adını yanlış koyduğumuzun farkına şimdi vardım.

Oysa gerçek sütleğen zehirliydi. O kadar ki yasaklanmadan önce balık avında kullanılabilecek kadar zehirli…

***

Karahindiba…

Papatyagiller familyasından…

Nisan ve Mayıs aylarında yetişiyor.

Çıtlık, arslandişi, radika, katagan ve saçratku diyenler de var.

Bizler adını yeni öğrenirken tam bir şifa kaynağı olarak biliniyor.

Taze yapraklarından salata yapabilir… Kurutulmuş yapraklarından ve kavrulmuş köklerinden hazırladığınız çayı fazla bekletmeden tüketebilirsiniz.

Bağışıklık sistemini güçlendiren bir karaciğer dostu.

Safra kesesi taşı oluşumunu engelliyor.

Kansere iyi geliyor ve kan şekerini düşürüyor.

İlaç kullananlar, hamileler ve bünyesi hassas olanların ise bir doktora danışmaları gerektiğini söylüyor uzmanlar.

***

Okullarda ‘Bitkileri Tanıyalım” dersleri konulsa...

Her bölgenin, ilin farklılıkları öğretilse…

Sahaya çıkılsa, kırlarda bahçelerde tek tek anlatılsa…

Ne kadar da uzak büyüyoruz çevremizden?

‘Korona Günleri’ sayesinde daha bir dikkatle bakınca çayır çimene…

Hangi çiçek, hangi yaprak, hangi kök” diye kendimi sorgulayınca fark ettim ki çok az şey biliyormuşum. Yıllarca üzerlerinden, kenarlarından geçmişiz ama merak da etmemişiz.

Çok azımız sormuşuz, sorsak bile yeterli cevabı alamamışız.

***

Bir şifa kaynağı olarak karahindiba, antik çağlardan beri hayatımızda…

Mitolojide yerini almış. İbni Sina, Hindiba Risalesi’ni yazmış.

Ünlü komedyen Yılmaz Erdoğan, karahindiba için şöyle diyor.

Bizim -ot bürüdü- dediğimiz yere, Rabbim eczane açmış haberimiz yok! Koca Usta, üstüne risale yazmış ama biz üfleyip geçiyoruz konuyu… ‘Hayat Bilgisi’ diye bir ders var ama gözünün önündeki hindibadan haberi yok bu hayatın.”

***

Modern tıbba teslim olurken…

Şifalı bitkileri küçümsemeyelim.

Özellikle de karahindibayı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.