banner114
banner146

Üst tamam!

Ya alt ne olacak?

Aylardır süre gelen AK Partinin Trabzon  il ve ilçe başkanı kim olacak denklemi nihayet geçen hafta çözüme kavuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan yapılacak seçimlerde İl başkanlığı için Sezgin Mumcu, İlçe başkanlığı için Selahattin Çebi’yi işaret etti.

Yani yapılacak il ve ilçe kongrelerinde  bir aksilik, bir terslik. daha doğrusu olağan bir durum yaşanmadıktan sonra Mumcu ve Çebi önümüzdeki süreçte İl ve İlçe başkanları olarak AK partinin başkanları olarak partilerini seçimlere taşıyacaktır.

Öncelikle şunu belirteyim.

Sezgin Mumcu ve Selahattin Çebi başkanlık için doğru isimlerdir.

İki isim de bu güne değin siyasi olarak yıpranmamışlardır.

İki ismin de siyasi geçmişleri pırıl pırıl…

İki ismin de partilerini temsilde bir sıkıntı yaşayamayacakları muhakkaktır.

Yine çok önemli iki ismin de hem AK partide, hem de vatandaş nezdinde  olsun karşılıkları oldukça fazladır.

Diyeceksiniz ki, il ve ilçe başkanlıkları için isimleri geçen diğer adaylar kötü müydü?

Asla! Hepsi birbirinden değerli isimlerdi.

Ne var ki Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle uygun görüp, Mumcu ve Çebi isimleri üzerinde kararını verdi.

Mumcu ve Çebi’ye hayırlı olsun diyor, aldıkları bu ulvi görev ve çıktıkları bu meşakkatli yolculukta kendilerine başarılar diliyorum.

Allah inşallah mahcup etmez kendilerini.

Gelelim asıl vurgulamak istediğimiz konuya!

Yazımın başında da belirttim ya. üst tamam ya alt ne olacak diye?

Evet bana göre de asıl sıkıntı başkanların altına yazılacak isimlerde olacak.

Daha doğrusu başkanın çalışacak olduğu ekip arkadaşlarının tespitinde sorunların yaşanması muhtemel ve kaçınılmazdır.

Zira işin fıtratında da bu vardır ya.

Ve listeye girme yarışı da şimdi başlıyor.

Kısaca işin zor tarafına sıra gelindi.

Yapılacak yarış ne benzer ralli yarışlarına?

Yapılacak yarış ne benzer at yarışlarına?

Yapılacak yarış ne benzer maraton yarışlarına?

Yapılacak yarış. ne benzer ilim ve bilim yarışına?

Bu yarış öyle bir yarış ki; bir kişiyi liste dışı bırakmak için, neler nelere tenezzül edilmiyor ki?

Sizin anlayacağınız dilden yazarsak.

Bu yarış adam adama marke yarışıdır!.

Bu yarış adamı saf dışı bırakma yarışıdır!

Bu yarış illa da bizimkiler olmalı yarışıdır!

Bu yarış yönetimde biz güçlü olalım yarışıdır!

Bu yarış başkanı, dolayısıyla partiyi yönetme yarışıdır

İşte benim merakım, yıpranmamış bu iki isme bakalım kim. Kimler için listesine almak için dayatma yapacaklar?

Eğer ki, yapılacak bir dayatmaya, bu iki isim baştan taviz vermeleri halinde, ben Mumcu ve Çebi’nin yönetimsel anlamda çok başarılı olacaklarına inanmıyorum!

Yapılması gereken ne mi olmalı?

Milletvekilleri  başta olmak üzer belediye başkanları dahil, partide sözü. hatırı geçen kim varsa hepsi evet hepsi iki yeni başkanın önünü açıp, liste çalışmalarına pek müdahil olmamalıdırlar.

Elbette ki, iki başkan da yeri ve zamanı gelince onlara tanışacaklardır.

Demem odur ki, iki başkana dışardan yapılacak müdahaleler sonunda yönetimlerinin oluşumasında “Dağ fare doğurmasın…”

Şu bilinsin ki işin takipçisi olacağız!

ÇOKTAN HAK ETMİŞTİ

Trabzon’un en çalışkan siyasi figürlerinden birisidir.

Başkanı Ahmet Metin Genç gibi dokunmadığı kişi, çalmadığı kapı, girmediği mahalle ve sokak bırakmamıştır.

Siyasete asla tepeden inmemiştir.

Siyaset arenasına taa mahalle teşkilatlarından başlamıştır.

Hani ya birileri aday olduğu zaman yada bir yere getirildiklerinde  sürekli hep tabandan mıdır deriz ya.

Aynen öyle, tabanın tabanından dan gelmiştir kendisi.

Siyasetin o engebeli, o toz toprak, o stabilize, o fodik yollarını birileri gibi  kaldırım taşlarıyla örüp yürümemiştir… O, siyasetin çileli yollarını, çakıl taşlarıyla döşeyip ağır ağır, sindire sindire yürüyüp bu günlere gelmiştir.

Hak ettiği yere de tırnaklarıyla kazıya kazıya gelmiştir.

AK Parti İlçe başkanlığına Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın tensipleriyle aday gösterilen Selahattin Çebi’nin Temel Altuntaş’tan aldığı bayrağı kısa sürede çok daha yukarlara taşıyacağına inancım tamdır.

Zaten kendisi de çok iyi bir teşkilatçıdır.

Ahmet Metin Genç’in, seçimlerde  yürüttüğü sürecin stratejisini belirleyen, yol haritasının oluşmasını sağlayan  beyinlerin başındaydı Selahattin Çebi.

O seçim dönemlerde kendisini çok daha yakın tanıma fırsatı yakalamıştım. Belki kendisine o zaman demiştim şu an tam hatırlamıyorum ama şimdi diyeceğimi  buradan diyeyim..

Selahattin Çebi gelecek seçimlerde Trabzon siyasetinin önemli mihenk taşlarından birisi olacaktır.

Ahan ben buraya yazıyorum.

Siz sadece takip edin.

Çebi’yle birlikte Trabzon siyaseti, çalışkan, mütevazı, elinden geldiğince herkese el uzatmaya çalışan, derdi olanla dertleşen, derdine derman bulmaya çalışan, hoşgörülü, yardımsever bir siyasi kişiye daha kavuşmuş oldu.

Allah yar ve yardımcısı olsun .

BİR KULÜP UĞRUNA

İşte buna şapka çıkarılır!

İşte buna alkış tutulur!

İşte buna gözyaşı dökülür!

İşte buna dua okunur!

İşte buna adam gibi adam denir!

İşte bunun ismi sonsuza dek yaşatılmaya çalışılır!

İşte yöneticiliği örnek alınması gereken başkan, başkanlığı ders olarak bütün  kulüplere ve camialara anlatılmalı!

İşte kulübünü yaşatmak için neler yaptığını, yaptıklarının sonucu ne yaşadığını  anlatan ferman ile büstünü yapıp spor müzesine koyulup, gelecek nesillere gösterilmelidir.

Var mıdır başka bir örneği bilmiyorum!

İntihar eden Adana Demirspor eski başkanlarından Bekir Çınar ile ilgili bir paylaşım elime geçti.

Paylaşımı okuyunca içim burkuldu.

Yüreğim ezildi.

Öylesine eğilip büküldüm kaldım.

O esnada beynimden neler geçmedi ki?

Merhum Çınar, kulübünü yaşatmak için cebinden 4 milyona yakın para vermiş, buna mukabil tefecilerin eline düşmüş!

Bundan sonrası da malumunuz.

Vay be…

Sözün bittiği yerdeyiz.

Düşünebiliyor musunuz, kulübü için bedel ödeyen bir başkan, bu bedeli canıyla ödüyor!

Bir cana değer miydi?

Elbette ki değmezdi.

Ama onurlu, gururlu, kişilikli, bir yapınız var ise.

Buna ek, tüyü bitmemiş yetim hakkı yemekten, millete ait olan parayı fütursuzca harcamaktan, çalmak, çırpmaktan korkuyorsanız, açıkçası içinizde Allah korkusu var ise bu gibi durum size her şeyi yaptırır!

Ha bunlardan çekinmeyip, korkmuyorsanız, o zaman da hayat size bu dünyada güzellikler sunuyor.

Bekir Çınar kulübünden alan değil kulübüne veren olduğu için o yaşadığı süreç kendisini öyle bir sona getirdi.

Keşke getirmeseydi de Adana Demirspor küme düşseydi veya kapansaydı.

Yaşanan bu kötü durumun altından birçok soru sorulur elbette ki.

Ben bunu yapmak yerine, başka bir mecradan olaya bakmak istiyorum.

Kulüplerin yaşaması için.

Kulüplerin ayakları üzerine durması için.

Kulüplerin kimselere muhtaç olmaması için.

Uyarılarımı yapıyorum yapmaya da devam ediyorum.

Bundan dolayı da Başkan Ahmet Ağaoğlu’na sesleniyorum.

Olur olmaz yaptığın ve yapacak olduğun transferlerle kulübü daha çok borç yükünün altına sokma.

Taraftarlar transfer isteyebilir.

Teknik ekip de ‘Şunu al, bunu isterim’ diye size istekte bulunabilir.

Ancak, sen yöneten ve nihayetinde karar vericisin.

Kulübün ekonomik yapısını da en iyi bilenlerdensin.

Yapma AĞAMOĞLU yapma.

Bak yukardaki başkan örneği herkese ders olacak cinsten.

Sen de şapkanı önüne koyup bundan ders çıkarmalısın.

O merhum başkan da sizin gibi har vurup harman savurabilirdi.

O da sizin gibi büyük rakamlarla transfer yapıp kulübü borçlandırabilirdi.

O da sizin gibi kimseye hesap vermeden kolunu tutuğu futbolcuyu kulübüne sokabilirdi.

O da ‘Önemli olan benim, bana ne’ diyebilirdi.

O da sonunda zoru görüp ‘hade bana eyvallah’ diyebilirdi.

O da 500 bin Euro yerine 1.300 bin Euro futbolcuya verip Eurolara  ve Dolarlara takla attırabilirdi.

O da Adana’da gemilerini yüzdürebilirdi senin gibi.

O da senin gibi kulübü ve futbolcuları sayesinde yaptığı kartvizitiyle siyasilere ulaşıp bakan yardımcılarına gidebilirdi.

O da lay lay lom yapıp futbolcularıyla birlikte fotoğraf ve video çektirebilirdi.

O da kendisine yeni bir iş sahası açabilirdi, üstelik Adana sanayi olarak da üç Trabzon eder.

O bunları yapmadı!

O kendini düşünmedi!

O önce kulübüm diyerek o zor şartlarda para bulmak için tefecilerin kucağına düşüverdi!

Yapma AĞAMOĞLU yapma!

Bu kulübü kendin egon için ödenemeyecek borç yükünün altına sokma.

Azıcık vicdan varsa!

Azıcık Trabzonsporluysan!

Ne olur AĞAMOĞLU senden sonra hizmet edecek olanları düşün, öyle gemilerini pardon kulübü yürütmeye çalış.

EN ÖNEMLİ SORUNDU!

Abdullah Avcı bana göre takımında en önemli sorunu ortadan kaldırdı.

Bunu açık seçik Gençlerbirliği maçında gözlemledik.

Demek ki her şey yavaş yavaş rayına oturmaya başladı.

Hatırlayın daha bir iki hafta önceydi, Trabzonspor’da orta sahasının ne yaptığını, ne yapmak istediğini anlamak için kimimiz, medyumlara, kimimiz astrologlara, kimimiz de futbolu hatim eden ulemalara müracaat etmiştik!

Müracaat ettiğimiz bu medyumlar, astrologlar, ulemalar, bunlar da bizler gibi işin içerisine girdiler ancak bir türlü çıkamadılar!

İş başa düştü diyerek yine anlayamadığımız konuyu biz çözelim dedik.

Sorunu biz çözelim derken sağ olsun Abdullah hoca Gençlerbirliği maçında  imdadımıza yetişip, sorunu çözmemize oldukça kolaylık sağlamış oldu.

Bırakalım işin latifesini bir kenara.

Avcı en önemli sorun olan orta alanın iki hattan kopuk oynamasını, Gençlerbirliği maçıyla sona erdirdi.

Orta alan oyuncuları bundan evvelki maçlarda, ne hücum hattındaki arkadaşlarına katkı yapıyordular, ne de defans bloğunda oynayan arkadaşlarına?

Bu oyuncular orta alanda kendilerine birer dönüm yer bulmuşlar o buldukları yerin içerisinde oynayıp duruyorlardı.

Abdullah Hocayla birlikte Orta alan oyuncuları arkadaşlarıyla birlikte oynamaya başladılar.

Abdullah hocayla birlikte orta alan oyuncuları, yeri geldiğinde yani pozisyona göre oyunu çift yönlü oynamaya başladılar.

Abdullah hocayla birlikte üç hat arasında yaşanan kopukluk ortadan kalkmış oldu.

Abdullah hocayla birlikte ilk kez Trabzonspor maçın tam bölümü olmasa da üçte ikilik bölümünde takım olarak birlikte oynamaya başladı.

Bana göre Trabzonspor’un en önemli sorunu haftalar sonra ortadan kalkmış oldu.

HANGİ KESEDEN VERİLECEK?

Sosyal medyada olsun.

Yazar-çizer takımı olsun.

Bakıyorum da birkaç kişi hariç onlar da Trabzonspor’u düşündüğünden olsa gerek sesleri transfer konusunda çıkmıyor, diğer yazdıklarımın hepsi illa da transfer diyorlar.

Yahu arkadaş iki üç oyuncu alınsa Trabzonspor’un şampiyonluğu garanti mi edilecek?

Nedir bu transfer çığırtkanlığınız?

Sizler Trabzonspor’un düşmanı mısınız?

Velev ki Agaoğlu gaza geldi transfer yaptı!

Ne olacak. Bu kadar ekonomik yükü Trabzonspor nasıl kaldıracak?

Size göre hava hoş.

O alınmış!

Bu gelmiş !

Oh ne ala!

Hepsi güzelde, hiç düşündünüz mü, verilecek paralar hangi keseden, nereden ödenecek?

Ya da hangi gelirlerden karşılanacak?

Bu takım zaten lig sonuna kadar zirvenin içerisinde olur.

Baksanıza tabiri caizse ölüsü bile bu kadar puan topluyorsa varın gerisini sizler düşünün.

Bakın gardaşlar, transfer konusunda Ahmet Ağaoğlu kredisini dibine kadar olumsuz kullandı. Bundan sonra yapacak olduğu her hatalı hamle Trabzonspor’un ekonomik anlamda sonunu hızlandırır.

Unutmayın, Trabzonspor’un önünü açıp, yürümesini sağlayacak bir başka Berat Albayrak’ımız yok.

Bundan sonrada olacağı da yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kazım 1 ay önce

Tamam Berat Albayrak'ın başlangıç da ekonomik olarak kulübe yardımcı oldu gibi, ama yüksek faiz ile ödenmesi gereken para var. Bunu kulüp ödeyecek. Şampiyonluğu da kim verdir di sizce. Ağaoğlu na kim ver dedi. Berat Albayrak dan başkası olamaz, gitti mi 50 milyon dolar. Gerçek olan bu, kim kime yardım etmiş. Siyaseti kulübün içerisine sokmak çok büyük bir hata idi. Elbette siyasilerden yardım alınabilir. Ama Trabzon dakiler boş, hiç bir şey yapamazlar.