banner114

Kimilerinin Mazhar ağabeyi…

Kimilerinin Mazhar reisi…

Kimilerinin müsteşarı…

Kimilerinin danışmanı…

Kimilerinin has dostu…

Kimilerinin yol arkadaşı…

Kimilerinin dava adamı…

Kimilerinin başkanı…

Evet… Bu kadar olguyu bir bünyede taşımak kolay mı?

Hemen belirteyim, her kulvarda böyle bir kişilik, kimlik nasip olmaz!

Mazhar Yıldırımhan, bugüne değin kendisine tevhi edilen her görevi başarılı şekilde yerine getirirken, insanların da gönül pencerelerinden içeri girmesini başaran bir bürokrattır, siyasetçidir, dava adamıdır.

Son dönemlerde Ankara’da görev yapmasına rağmen aklı, fikri ve zikri her zaman ‘Trabzon için ne yaparım ve yaparız’ da olmuştur.

Olmaya da devam etmektedir.

Mutlaka Yıldırımhan’ın seveninin yanında sevmeyeni de vardır.

Ancak Mazhar Yıldırımhan, karşısında inançlı bir insan olduktan sonra, hiçbir zaman o insanın ırkına, mezhebine, milletine bakmadan sorunu varsa sorunu gidermeye çalışmıştır, çalışıyor da…

Yıldırımhan, o insanın yardıma ihtiyacı var ise veya çözümsüz bir işi olur ise onları gidermek için de kılı kırk yarar.

Ve… Yanına sorunlu giden insanın, sorununun kendisi tarafından giderilip, mutlu bir şekilde yanından ayrılmasından büyük bir keyif alır ve haz duyar.

İnanın Yıldırımhan’ın bu yaptıklarını asla abartmıyoruz…

İşte Ankara orada gidin yaptıklarına kendiniz şahit olunuz…

Bakın şunu da çok net bir şekilde iddia ediyorum.

Hiçbir siyasetçinin yapamadıklarını (Buna milletvekilleri de dahil)

Hiçbir bürokratın çözemediği sorunları Mazhar Yıldırımhan bilgi, birikimi ve becerisi ile çözüme kavuşturuyordur.

Yeter ki sorun, dert Trabzon olsun onun için…

Ben yine de burada fikrimi açık seçik şekilde beyan ediyorum…

Mazhar Yıldırımhan eğer ki, devlet büyükleri tarafından daha farklı makamlar için düşünülüp ve o makamlara getirilmiş olsaydı yemin olsun Trabzon için yapacaklarını hayal bile edemiyorum…

Gerçi yine de hiçbir şeyde geç kalınmış değil.

Ankara’ya gidenler için yazıyorum… Sakın aklınızdan ‘Ankara’ya gidiyorum, şu sıkıntım var şu sorunum var nasıl çözemeyeceğim’ diye düşünmeyiniz…

Yıldırımhan’ın kapısı her Trabzonluya ardına kadar açık.

Haa ‘Vekilleri arıyoruz telefonlarımıza bakmıyorlar, Mazhar beyi ararız o da bakmaz’ düşüncesinde de asla olmayın.

Önemli bir mazereti ve işi olmadıktan sonra Mazhar Yıldırımhan kendisini arayanların telefonlarına saat ve zaman mefhumu olmadan bakmaktadır.

İyi ki Ankara’da Mazhar Yıldırımhan var.

İyi ki kapısını çalmadan içeri girip derdimizi anlatacağımız kendimizden birisi var…

GÜZEL İŞLER YAPACAKLAR

Akıbeti İnşallah Kent Konseyi gibi olmaz.

Yani kaderi Kent Konseyi’nin kaderiyle örtüşmez!

Malumunuz Kent Konseylerinin adı oluyor ama cisimleri görünmüyor!

İşin ilginç tarafı Kent Konseylerinde görev alanlar bile konseyde ne iş yaptıklarını ne işe yarayacaklarını bilmiyorlar.

Ortahisar’da Kent Konseyi’nin yanı sıra şimdi de Ortahisar Platformu kuruldu.

Murat Zeki Solak başkanlığında kurulan Ortahisar Platformu işi baştan sıkı tutarak çok ciddi isimlerle çok ciddi bileşenlerle birlikte kamuoyunun önüne arzı endam ettiler.

Hakiketten platformun yönetimine bakıldığında şehrin önemli isimlerini içerisine aldığını görmekteyiz.

Eğer ki çizdikleri yol haritasında hiç bir sekteye uğramadan, yapacakları o beyin fırtınasını gerçekleştirip, o birlikteliği sağlayabilirseler ki, ben sağlayacaklarına inanıyorum, Trabzon için önemli projelerin altına imzalarını aslanlar gibi koyarlar.

Dedim ya işi baştan sıkı tutuyorlar diye…

Aynen öyle yapıyorlar.

İşi öyle bir sıkı tutuyorlar ki, korkum o ki, işi çok sıkı tutmalarından dolayı da platformun içerisinden kopuşların olacağıdır!

Ortahisar Platformu’nun kuruluşunu yapan ve başkanı olan Murat Zeki Solak görev aldığı ve yaptığı her işte oldukça iddialıdır.

Her daim de çıktığı yolda mutlaka önüne hedef koymuştur ve nihayetinde o koyduğu hedefe ulaşmayı başarmıştır.

Kısacası Trabzon sevdalısı olan Murat Zeki Solak, Trabzon için bir yere bir tuğla koyabilmek için de gecesini gündüzüne katar.

Solaklı Ortahisar Platformu’nu izleyip takip etmeye mutlaka devam edin.

Güzel şeyler katacaklar güzel Trabzon’umuza…

VİRÜS BİTTİ Mİ?

Bu kadar uyarı yapılmasına rağmen görünen manzara korkunç!

Ya yaşananlara ne demeli?

Türkiye’nin her yerinde koronavirüsten dolayı koyulan yasakların gevşetilmesinin yanlış anlaşıldığını görmekteyiz.

Nasıl bir gevşemeyse insanların neredeyse omurları gevşer duruma geldi!

Allah aşkına bunlar neyin peşinde?

Neyi ispat etmek istiyorlar?

Nasıl bir akıl tutulması yaşıyorlar?

Nasıl bir mantık güdüyorlar?

Çay ocaklarına bakıyoruz herkes iç içe girmiş oturuyor.

Toplu taşıma araçlarında ise insanlar neredeyse bir birlerinin üstüne çıkmış öyle seyahat ediyor.

Hani diyordular ya hiçbir şey eskisi gibi olmayacak?

Sevsinler sizlerin eskisini.

Yaşananlar neredeyse eskiyi aratır duruma getirdi bizleri.

Son sözüm… Virüs etkisini mi yitirdi?

Veya virüs ülkemizi terkidiyar mı etti de bizlerin haberi olmadı!

ÖN YARGIMIZ OLAMAZ

Peşinen yazayım…

Asla Milli Eğitim Müdürü Hızır Aktaş’a ön yargılı değilim.

Asla Aktaş’ı karalayayım diye de bir derdim olmamıştır, olamazda...

Bizim tek derdimiz var.

Ne mi?

Derdimiz ortada yaşanacak büyük bir mağduriyetin giderilmesidir.

Derdimiz asli görevimiz olan kamuoyunun sesi olmaktır.

Derdimiz yaşananları kamuoyuyla paylaşmaktır.

Derdimiz insanların işini-aşını kaybetmemesinin mücadelesini yapmaktır.

Derdimiz emeğe sahip çıkmaktır.

Derdimiz doğruları yazmaktır.

Derdimiz insanların dertlerine derman olmaktır.

Derdimiz yaşanan ve yaşanacak haksızlıklara karşı durmaktır.

Derdimiz insanların mutlu ve huzurlu bir hayat sürmesi için yaşamlarına katkı koymaktır.

Yoksa bizim başka ne derdimiz olur ki?

BİZ MAĞDUR OLANLARIN YANINDAYIZ

Derdi olan öyle zannediyorum ki Milli Eğitim Müdürü Hızır Aktaş…

Hızır bey taşımalı yemek konusunda yaşananları ve yaşanacak muhtemel şeyleri yazdığım için beni savcılığa şikayet etmiş.

Gittik paşa paşa ifademizi verdik.

Hızır Aktaş beye sormak istiyorum; Ne yapsaydık, konuya duyarsız mı kalsaydık?

İnsanların perişan olmalarına, sel sefir sürünmelerini mi seyretseydik?

Sahi ne yapsaydık?

Taşımalı eğitimin yemeğini Öretmenler Evi’nin yapmasından doğacak sakıncaları yazmasamıydık sevgili müdür?

Soruyorum size ne yapsaydık?

Yazıktır, günahtır…

O kadar insanın aç, susuz, işsiz olmasından doğacak vebali vicdanınız nasıl kabul edecek?

Biz burada devletimizin yanındayız.

Biz burada dolayısıyla öğrencilerimizin ve eğitim camiasının yanındayız.

Biz burada yaşanacak mağduriyetin de tam karşısındayız.

ANKETE BAKIN HİZA GELİN

Doğruluk derecesi nedir tam bilmiyorum.

Eğer yazacaklarıma cevap bulursak doğru olup olmadığını anlayacağız.

Şuan yazdıklarım bize gelen bilgi ve iddia.

Hızır bey taşımalı yemek konusunu kafaya taktıya.

Bundan dolayı okullara 5 maddelik anket göndermiş.

Anket de taşımalı yemekte okulların yaşadığı sorunlara cevap aramış.

Halbuki hiçbir sorun yaşanmadığını Hızır beyin kendisi de biliyor!

Buna mukabil yine okullara baskı kurup anketleri doldurmaları isteniyormuş.

Allah aşkına azıcık vicdanı olan.

İçerisinde azıcık Allah korkusu olan.

Bu gibi eylemlere girer mi?

Soruyorum sizlere girer mi?

Dedim ya bunlar bizlere gelen bilgi ve iddialar.

ALT YAPISI VAR MI?

Gelelim olayın bir başka boyutuna.

Okullarımız temizlik işçisi almak için İŞKUR’u bekliyorlar.

Yani temizlik işçilerini İŞKUR üzerinden alıyorlar.

Doğru da yapıyorlar.

Anladığım kadarıyla tasarruf diye bu yol seçiliyor.

Okullar temizliğini İŞKUR üzerinden alacak oldukları elamanlara yaptırırken, taşımalı yemek yapmanın maliyetini, milli eğime getireceği külfeti öyle zannediyorum ki, Milli Eğitim Müdürü Aktaş muhasebesine hesaplatmamıştır.

Hiçbir ilçenin konuyla ilgili alt yapısı yok.

Bir mutfak kurmaya kalksalar neye mal olacağı hiç hesaplanmış mıdır?

Yapmayın etmeyin.

Gelin bu sevdanızdan vazgeçin…

Ben uyarımı yapıyorum…

Yarın sakın kimse ‘keşke’ demeye kalkmasın.

KİM SORUMLULUK ALIR?

Olaya birde şu pencereden bakalım.

Hangi ilçe müdürü bu sorumluluğun altına bu zamanda girebilir?

Hangi ilçe müdürü kendini riske edebilir?

Hangi ilçe müdürü bu yükün altına elini sokabilir?

Sordur, soruşturduk.

Allah göstermesin, doğacak bir sorunda.

Doğacak bir zehirlenmede.

Bunun hesabını kim verebilir?

Hızır Aktaş bey, bu sorumluluğu alabilir mi?

Hızır Aktaş bey doğacak sorunda velilerin karşısına çıkıp ‘fatura benim’ diyebilir mi?

Kimse evirip kıvırmasın.

Kimse topu taca atmaya kalkmasın.

Bu işin faturası büyük olur.

Ve… Faturayı işin içerisinde olan herkes fazlasıyla öder.

Top şimdi Hızır Aktaş beyde.

Bakalım nasıl bir pas gelecek kendisinden.

Yoksa yazılarımı beğenmeyip, şikayette bulunup yine ifade vermeye mi gideceğiz?

Ne olursa olsun, biz görevimizin gereğini yapıyoruz.

Ayrıca yemek firmalarını ne tanırız ne de onlarla bir ilişkimiz vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.