banner114
banner146
banner122

Büyük şehir olma hayali vuku buldu ve köylerimiz statü değiştirdi. Hepsi mahalle oldu. Böylece biz hala köy derken aslında bir çırpıda köy ortadan kalktı. Telaffuz, bakış ve en önemlisi bir kültür yok oldu.

Hizmetler değişti, hızlandı belki de modernleşmeye adım adım hızlı bir şekilde yüründü. Aradan kaybolan tarım ve hayvancılık dışında yaşam tarzı da değişti. Sırtında ot yüklü yol alan analar, bacılar da kınanır oldu.

Derme çatma halk tarafından yapılan su, kanalizasyon gibi alt yapıya el atıldı. Yollar iyileştirilerek ve genişletilip asfalt ya da beton döküldü.

Konfor artarken özgürlük yok oldu. Kurallar, kanunlar baskıcı tavırlar ve en önemlisi köylerin sayfiyesi olan yaylalar da nasibini çok acı bir şekilde aldı. Köyler mahalle olunca hayvancılık yaylalarda yapılır düşüncesi ile hayvancılık teşviki öne alınıp insanlara yayla meraları kullandırıldı.

Kimi bu kullanımı ev kimi ise ileriye dönük ev yapacak hesapta ahır inşa etti. Derken af geldi ve af da gaf oldu. Kimi affı kullandı alelacele bina kurdu, meraya yerleşti. Yıkılacak dendi oda tükendi. Her şey muamma oldu.

Hadi diyelim yaylada hayvancılık olması gerektiği gibi oldu. Lakin bunun yazı kışı hesaba katılmadı. Kışın köye inme zamanı geldiğinde, bu zaruret doğduğunda bir anda merkez mahallelere göç edilmek ortamı meydana çıktı. Bu da şehirleşmeye görüntü kirliliği verdi.

Yaylada hayvancılık yapanın gübresi burnunun direklerini kırsa da serbest. Hayvancılık olacak olmasın mı soru cevabı ile susarsın. Köye geldiğinde tapulu malında gübresini yığana sınırsız cezalar yağdı. Sen çevreyi kirletemezsin emri vaki oldu. Hatta tarlanı, bahçeni sen istediğin gibi çitleyemezsin, biz sana vereceğimiz şekil ve görüntüyü bulacaksın. Yani yabanilerden korumak için çitlemek istersen bildiğini, elinde olanı değil bizim dediğimiz süslü şekilde olacak. 

Ortaya Karadenizlinin perhizi çıktı. “TURŞU YEME” “LAHANA YİYEYİM Mİ?” Yani “BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU” oldu.  Buna benzer bir çok yok oluş ve bir çok icat olunca köyler kasabaya indi, yaylalar ise köylere. Hayvancılık ve tarım yapmak isteyen yaz kış yüksekleri bekleyecek. Oralarda üretim yapacak.

Şehirli olan da köyünde oturup ormanın köyleri istila etmesini bekleyecek. Biraz tembellikten biraz kurallardan tapulu araziler ormana döndü. Ağaçlar kapı, pencereye dayandı. Oysa dün anlattığımız köylerde bahçeler, çayırlar, mezire evleri çok belirgin ve her evde olmasa da çoğunluğunda hayvancılık daha kolay ve daha yaygındı.

Biraz göre göre biraz gelişelim derken kanunla köyleri tükettik. Mezireleri atlayıp yaylaları yok ettik az daha devam etse mezireler de gidecek. Aslında gitti de duyan bilen yok. Orman kadastrosu ile mezireler çoktan gitti.

Şimdi torba yasası ile dileyen müracaat edip köy statüsüne geçebilir diye duyduk duymadık kanunu çıkmış. Duyan, gören, uygulayan var mı bilinmez? Burada da talep eden diyerek aslında İSTEMEZÜK lakin olsa da iyi olur gibi bir görüntü var.

Yarın köy kalanlara hizmet vermez isek ağlamasınlar kendileri istedi. Şehir mahallesi kalanlar da köy olalım hayvancılık yapalım demesinler çünkü biz onlara dedik kendileri karar verdiler.

Derken ne köylü olabiliyoruz ne de kasabalı. Oysa bunun geçmişten günümüze yaşanmışlıkları göz önünde bulundurularak. Reel bir plan içinde iyi düşünülerek yapılması gerekmez mi? Köyde bizim mahallede bizim yayla da. Doğrusu kanunlar düzenlenerek isteyen köylü isteyen kasabalı olamaz mi? Aynı sınırlar içerisinde. Hayvancılık yapacak olan etrafa rahatsızlık vermeden devam etsin. Şehirli kalmak isteyen de kapısının önünde sayfiye kursun. Devlet de gereken hizmeti kurallar içinde, tarafsız ne yapılacaksa yapsın. Hayvancılık yapana alt yapı lazım olmaz mı yani.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.