banner114
banner146
banner122

İyilik yapmak, mecburi ya da nezaketen veya gönülden isteyerek coşku ile. Birçok iyilik yapma çeşidi vardır. Ayrıca şekline göre de derecesi önem taşımaktadır. Gerçekten istersiniz, düşünüp hazırlar ve yaparsınız. Ya da başka etmenlerden etkilenerek, mecbur kalarak fakat yine de isteyerek yaparsınız.

Her ne şekil olursa olsun bir iyilik yaparsınız ve bundan mutluluk duyar, huzur bulursunuz. Sonra çıkar bir kendini bilmez yaşattığınız ve yaşadığınız ne varsa alır götürür. Siz iyilik adına bir iki kez yaptığınız benzer iyilikler artık sizin sırtınıza görev olarak atfedilir. Oysa iyilik bir iki kez içindir. Daha fazlası görev ve sorumluluğa girmiş olur.

Bazı yerlerde de iyilik borçtur, her gün her an her ihtiyaç duyulduğu zaman yapmak zorundasınız. Ve her seferinde adı iyilik olur. Hiçbir zaman alacaklı değilsiniz daima borçlusunuz. Bir gün aksatır ya da yapamazsanız o gün siz kötüsünüz. Bazı yerlerde de asla unutulmayan ve vefa borcu tükenmeyen bir karşılık kazanır iyiliğiniz.

Hatta o günden sonra canınız ve malınız ile hep yardım olsanız da siz artık yaranamazsınız. Bir kere iyilik yapmadınız ya. Bin iyilik etseniz de siz hep o gün ile anılır her seferinde sen o gün bana diye başlayan cümle ile karşılanırsınız.

Ve mutlaka her seferinde yapmak zorundasınız. Eğer yapmazsanız asla bir daha kara lekeyi alnınızdan silemezsiniz.

Peki her zaman her yerde böyle mi? Tabi ki hayır bu durum çoğunlukla çıkarcı ve tembel toplumlarda olur. Hep birilerinin malını gözetleyen ve çalışmadan kazanç sağlamak isteyenlerin dünyasında böyledir.

Günümüzde fazla fazla çoğalmış ve çoğalmaya da devam etmektedir. Öyle ki şimdilerde hayır derseniz bazen küfür bazen şiddet de görebilirsiniz. Yada işinize çevrenize de zarar verilebilir.

Sende var eden vermiyorsun yada neden yardımcı olmuyorsun. Olmak zorundasın.

-İyi de kardeşim bende yolda izde bulmadım

-Nasıl elde ettiğin önemli değil var yapacaksın-vereceksin

Peki bunun sebebi nedir? Sebebi çocuklarımızı düzgün yetiştirmemekte. Toplumda devlet düşkünlere yardım edeyim derken hak etmeyenlere destek vererek tembelliğe ve beleş geçinmeye itmesinden dolayıdır.

Annen, baban hasta kardeşin sakat tamamdır. Senin çalışmana gerek yok öncelikle bir maaş alıyorsun bakmakla yükümlü olduğun için. Sonra hasta olanın da ihtiyaçları var ikinci bir maaş da ona verelim derken insanlar yaşamın kolayını, çalışmadan kazanmanın kolayını öğrenmiş oluyor.

Böylece sizi de devlet gibi görüp sizin de vermek ve yapmak zorunda olduğunuzu algılayarak hiç düşünmeden zoraki vermek zorunda görüyor.

Bu özel eşyanız da olsa, işyerinizin malzemesi de olsa fark etmez. İyilik borç olmuş oluyor, bir kere yapmış olursanız bunu daima yapacağınız anlamına gelir. İhtiyacınız dahi olsa, durumunuz müsait olmasa da siz o iyilikleri yapmak zorundasınız.

Bizim değil, kelimesi unutulmuş gördümse, görünüyorsa benimdir ben ondan faydalanırım. Peki ya siz isterseniz onlardan istemeye meylederseniz ne olur. O zaman olmaz olur size nasıl elde edeceğiniz bir güzel anlatılır. Ve yokluktan dem vurulur. Sizde zaten istediğinize bin pişman olursunuz.

Bir daha da verebilecek, yapabilecek kişiden de istemez ya yokluğunu çekersiniz yada elde etmek için gereken zaman ve harcamayı yaparsınız.

Aslında işin güzel tarafı nezaketi, hoşgörüyü yıkmadan. Saygı duyarak rica etmesini bilerek olmalı iyilikler. Belki de karşı taraftan bir iyilik isterken olacaksa da şartların uygun olmadığı zamanda istemişizdir. Bunu düşünerek önce sormayı sonra istemeyi bilmeliyiz.

Gönlünüz hoş, hoş görünüz engin, sağlığınız daim olsun….  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.