banner114

Günün Sözü

“Risk almak için yeteri kadar cesur olmayan bir kimse, hayatta hiçbir şey başaramayacaktır”

Muhammed Ali

İşte bu olmadı!

Kazanırsın, kaybedersin… Futbolun içinde var bunlar. Her ne kadar taraftar kaybeden bir takım istemez, tepki gösterir ise de kazanmak için yapılan mücadeleyi takdir etmeyi bilir.

Özellikle Trabzonspor taraftarı için sahaya ruhunu, emeğini, alın terini koyan takım ve oyuncular çok değerlidir.

İşte bu düzlemden bakalım Antalyaspor maçına…

Futbolda istatistikler bir fikir verir, buna karşın verileri kesin sonuç olarak almak pek anlamlı gelmez bana. Her şeye karşın, Antalyaspor maçının istatistikleri nasıldı bir göz atalım;

Konuk ekip, 7’si isabetli 11 şut çekmiş. Trabzonspor’un 4’ü isabetli 13 şutu var. Topla oynama yüzdesi eşit 50-50… Bunlara takılmadım. Benim takıldığım olay, böylesi önemli ve anlamlı maçta Trabzonspor’un faullerde 14-16, sarı kartlarda 5-1 geride olması.

Buradan çıkan sonuç; maçı kazanması gereken Bordo-mavili takımın oyuna ruhunu koyma, istek ve emek konusunda yeterli çabayı göstermemiş olması. Bence Trabzonspor taraftarını asıl üzen nokta bu. Baskıyı kurarsın, topu agresif oynarsın, tempoyu yükseltirsin ama top seni sevmez. O zaman yazılacak bir şey yok. Ancak bu futbola yazılacak ciltler var.

Şampiyon adayına yakışmadı

Lafı eveleyip, gevelemeden yazacağım. Taç atışından gol yemek şampiyonluk yolunda önemli bir mesafe kat etmiş takıma yakışmadı.

Aslında bu durum sezon başından bu yana gelen işaretlerin vücut bulmuş hali. Şimdi soruyorum sizlere; Trabzonspor’un savunma göbeğindeki ikili kimlerden oluşuyor?

Gaston Campi, İvanildo Fernandes (Ç.Rezispor’a gitti) Hüseyin Türkmen, Housseini, Da Costa, Manoel (Sadece bir Türkiye Kupası oynadı).

İşte bu oyuncuların hangisi ideal ikili desek, sanırım ne Ünal Karaman biliyordu, ne de Hüseyin Cimşir biliyor.

Hal Böyle olunca dramatik sonuç kaçınılmaz oluyor. Bir takımın atanı ve tutanı iyi olacak ama savunma göbeğinde yani merkez oynayan ikilisi de sakatlık ve ceza olmadığı sürece ezberlenmiş bir bütün oluşturacak.

Hafızanızı yoklayın; bütün başarılı takımların savunma göbeğinde ezberlenmiş ikililer oynar.

Kale güvenli ellerde

Trabzonspor Başakşehir’in 4 puan gerisinde kalmasına karşın şampiyonluk yarışına devam ederken, geleceğin takımını kurmak adına kararlı adımlarla ilerliyor. Önce şampiyonluk lazım diyenlere itiraz edecek değilim tabi ama yine de hayal kuramayan geleceğini kaybeder unutmayalım.

Bordo-mavili takım bu doğrultudan hareketle kısa zamanda Altınordu’dan 4. transferini yaptı. Erce Kardeşler, Salih Kavrazlı, Atakan Gündüz ve şimdi de Muhammet Taha Tepe.

Erce için söylenecek sözümüz yok. Uğurcan olmayınca ben varım dediğini görev aldığı maçlarda haykırmıştı. Salih Kavrazlı’yı yetiştiren hocasına ve Milli Takımda oynatan Trabzonspor’un efsanelerinden nam-ı diğer (Çaycı  Ahmet)  Ahmet Ceyhan’a sorduğumda övgüler dizmişti. Atakan da stoper olarak iyi bir alternatif.

Muhammet Taha Tepe’ye gelince, ayrı bir parantez açmak lazım. U-15’ten, U-19 yaş grubuna kadar tüm kategorilerde 22 kez Milli olan Tepe, bugün Beşiktaş’ın kalesini koruyan Ersin Destanoğlu ve Trabzonspor’un genç kalecisi Arda Akbulut’un önünde hep oynadı.

Bu onun kalitesini ortaya koyan bir veri. Uğurcan iyi bir bonservis ücretiyle gitse bile Trabzonspor kalesinin güvenli ellerde olduğunu rahatlıkla yazabiliriz.

Sörloth’a ne oldu?

Buruk bir mutluluk diyebilir buna. Sörloth 29 gol atarak, Şota'nın 28 gollük rekorunu geride bıraktı ve bordo-mavili formayla bir sezonda rakip fileleri en çok havalandıran yabancı oyuncu oldu. Şu ana kadar toplam 45 maça çıkan yıldız futbolcu, 29 golün yanı sıra 10 da asist yaptı. Gerçekten ulaşılması güç bir rakam. Toplam 39 gole doğrudan katkı yapmak.

Ancak son haftalarda ‘Sörloth’a ne oldu’ sözlerini de duyar olduk. Son Antalyaspor maçını ele alalım. Antalyaspor Sörloth’a öyle etkili bir baskı yaptı ki Norveçli ne alan, ne de zaman bulabildi. Konuk ekip, bir de orta alan üstünlüğünü ele alınca, Sörloth’un yapacağı fazla bir şey kalmadı.

Çünkü Abdülkadir Ömür, Eren’e karşı üstünlük sağlayamadı, Ekuban’da Nazım Sangare’ye.

Sahada Nwakaeme’de olmayınca, Sörloth kaderine terkedilmiş bir kuzeyli olarak çaresiz kaldı. Unutmamalı; beslenmeyen forvet, üretkenlik sağlayamaz. Sörloth’a bir de bu gözle bakıp, değerlendirelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kazım 1 ay önce

17+5 transfer yaptık, bunların çoğu genç, hiç biri bu takım da oynayamaz, boşa giden paralar. İstikbal var diye 19-20 yaşında bu kadar adam alınmaz. Artık futbol değişdi, alırsın oynar. Erce gibi, oynadığın da katkı sağlar. Diğerlerinin hepsi boş ve birilerinin adamı.

Avatar
ADNAN deniz 1 ay önce

sizin bu yazınıza ****** verilir.teşekkürler.bizi önce mhk hakemlerle doğradı en son iki macta hüseyin hoca yetersiz kaldı.kahrolduk.başakşehir lider olunca hakemler normale döndü ama atı alan üsküdarı geçti

Avatar
Cevdet 4 hafta önce

yani takim hocasiz oynuyor.. novak ne diyor: devre arasi arkadas ile konusmus ve ortayi kemesi icin cünkü kendi de oraya kosu yapacakmis ve oldu , novak golü geldi.. simdi soru su , hoca ne söylüyor o zaman...hüseyin bu takima hoca olamaz..