banner114

Günlerdir bekliyorduk.

Nasıl beklemeyelim ki?

Sonra kimler beklemiyor ki?

Çünkü, herkes çaresizdi!

Herkes yıkıktı!

Herkes moralsizdi!

Herkes geleceği için kaygı duyuyordu!

Herkes sudan çıkmış balık gibi, gelen bu felaket karşında ne yapacağının derdine düşmüştü!

Herkes bir umut diyerek, bilim adamları tarafından verilecek bir güzel haber peşindeydi.

Öyle ya, insanlık hastalıktan dolayısıyla yaşanan ölümlerle per perişan oluyordu.

Ne dramlar yaşanmaktaydı?

Yaşananlarla ilgili bilim adamları tarafından yapılan en küçük umut verici bir açıklama bile insanlara moral yönünden müthiş motivasyon olmaktaydı.

Açıkçası insanlık yaşanan çaresizlik karşısında, çare arıyordu.

Dünya nezdinde tüm bilim adamları, yani tedavinin yapıldığı aktif saha dışında olanlar, laboratuvarlara girmiş dünyayı perişan eden virüse çare bulmak için ilacını ve aşısını bulmak için neredeyse cansiperhane 24 saat çalışıyorlar.

İşte o bilim adamlarından biriside Ercüment Ovalı.

Ovalı ilk yaptığı açıklamada “kahramanlarımla laboratuvara giriyorum, 23 Nisan’da buluşmak üzere” dedi ve hepimizle vedalaşıp kahramanlarıyla birlikte laboratuvara girdiler.

Ve beklenen an ve gün geldi çattı.

23 Nisan günü Ercüment Ovalı hoca, yaşadığımız bu zor perişan günlerde, bütün insanlığın savaştığı küresel virüs salgını ile bizlere ne gibi bir müjde verecekti?

Ovalı, 23 Nisan Perşembe akşamı saat 18.00 civarlarında bir Tv kanalına çıkıp bugüne dair sürdürdükleri çalışmalarıyla ilgili açıklamalar yaptı.

İnanıyorum ki Ovalı’nın yaptığı açıklamaları bütün Türkiye can kulağı ile pürdikkat dinlemiştir.

Ercüment hoca açıklamalarının içeriğinde koronavirüsle ilgili yapılması gereken birkaç tedavi şeklini anlattıktan sonra güne damgasını vuran en önemli açıklamasını yaptı.

Hoca “40 yıl sonra Türk bilim adamlarının aşı yaptığını” söyledi.

Üstelik iki aşı birden yapıldığını vurguladı…

Şimdi ise yapılan bu aşılar test edilecek.

Bulunan aşılar testten geçerseler Ağustos ayı içerisinde de tedavi için insanlarla buluşacak.

Ercüment Ovalı hocanın açıklamaları beni olağanüstü mutlu etti.

Bir bilim adamı ve ekibi 40 yıl sonra aşı yapıyor.

Olağanüstünün üstü bir şey.

Fevkinin fevkaladesinde bir olay.

Merakım ne biliyor musunuz?

Ercüment Ovalı’ya fütursuzca saldırı yapanların bundan sonra hocayla ilgili ne söyleyecek olmalarıdır?

GURUR DUYDUK

Ercüment Ovalı ile insanlık adına gururlandık.

Ercüment Ovalı ile bir Tük olarak gurur duyup övündük.

Ercüment hocanın ne kadar vatansever ve vatanperver olduğuna bir kez daha şahit olduk.

Ve yine Ercüment hocayla bir Trabzonlu ve Trabzonsporlu olarak çok çok gurur duyup mutlu olduk.

Hocanın, Trabzonsporlu oluşu nedeniyle bulduğu iki aşıdan birisine ‘61’ ismini vermesinden dolayı Trabzonlu ve Trabzonsporlu olup da gurur duymayan var mıdır?

Helal olsun Ercüment hoca.

Avuçlarımız patlarcasına seni ve ekibini alkışlıyor ve tebrik ediyoruz.

İyi ki varsınız.

Hepimizden sizlere selam olsun…

Allah yolunuzu açık eylesin.

Allah yar ve yardımcınız olsun.

Allah bütün sağlık çalışanlarının da yanında olsun.

Onlara güç kuvvet versin.

AH FINDIKÇI ONBAŞISI AH!

Bak fındıkçı onbaşı Kardeş!

Hakkımızda Abudik gubik şeyler konuşuyormuşsun!

Bu söylediklerinin hepsi kulağımıza geliyor.

İnan söylediklerine gülüp geçiyoruz!

Ayrıca sana verecek o kadar cevabımız var ki ama biz şu sözleri kendimize rehber edindiğimizden bu güne kadar hep susmayı tercih ettik!

Çünkü senin kalibreni ve kişiliğini iyi biliyoruz.

Şu sözler acaba senin yanındaki Karagöz ve Hacivat için neyi ifade eder?

“Suskunluğum asaletimdendir.

Her lafa verilecek bir cevabım var.

Lakin bir lafa bakarım laf mı diye.

Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?”

Eğer ne anlam ifade ettiğini anlamışsan bu sözlerin, sana zahmet masanın etrafında oturtup ahkam kestiklerine bir anlatı ver.

Bak fındıkçı onbaşısı kardeş!

Yanında sana yön veren, yön çizen iki asalak Hacıvat ile Karagöz var ya…

Şu an yaşlılığıma bağışla, tam hatırlayamıyorum! 

Hacıvat bir ara alacak olduğu unvanı, tahsilinin yüzünden alamamıştı. Hacivat ya ilkokul ya da ortaokul mezunudur herhalde. O Hacıvat bundan dolayı hadi diyelim bir iki kelem yazar.

Ya Karagöz’e ne demeli?

Karagöz’e şöyle “Ali okula koş…” yaz de bakalım yazabilir mi?

Gerçi senin durumun, Karagöz’ün durumundan daha vahim!

Sen iki elif bir mertek demeyi bile beceremiyorsun!

Yoksa beceriyorsun da, ben mi bilmiyorum!

Bu dalton üçlüsü, şuan bilim adamlarının koronovirüsle yaptıkları mücadelenin, çok daha üzerinde mücadele veriyorlar o oturdukları sırçalı koltuklardan kalkmamak için…

Daltonlar için oturdukları o koltuklar, Trump’ın oturduğu koltuk gibidir…

İşte oturdukları o koltuktan kalkmamaları için başta fındıkçı onbaşısı olmak üzere, Karagöz ve Hacıvat öyle yalanlar üretiyorlar ki, yemin billah ürettikleri  o yalanlara kendileri de inanıyorlardır!

Zira inanmak zorundalar!

Bak onbaşı kardeş!

Sakın unutma, kulağına küpe olsun, “Korkunun ecele faydası yoktur!”

Aslında bunu bilmen lazım, hatırladığım kadarıyla Amerikalı artist Livan Klif filmleri gibi çok filim çevirmişsindir!

Bak onbaşı kardeş!

Hiç hakkınız olmayan o oturduğunuz koltuklardan vakti ve zamanı geldiğinde kalkacaksınız!

Bunun başka lami cimi yoktur!

Bu kalkışınız belki yarın, belki yarından da yakın olacaktır!

Bak fındıkçı onbaşı kardeş!

Hayatın filim gibi, şuan hayatını dizi filim yapmaya kalksan, yemin billah televizyonlar çevirdiğin dizi filmini almak için araya hatırlı adamlar sokmaya çalışırlar!

Fındıkçı onbaşısı, yalan konuşmayı meslek edinmişsin!

Aslında birkaç mesleği bir arada barındırıyorsun da, neyse konuyu fazla dağıtmadan o mesleklerini de zamanı vakti geldiğinde, yine huzurlara arzı endam ederiz!

Bak fındıkçı onbaşısı kardeş!

Masa altından yaptığın alış verişlerden de haberdarız!

Gerçi bu gibi alış verişler yapmak senin fıtratında var.

Hani ya eski dönemlerin eskimeyen şarkısı vardı ya “Para, para, para…” diye…

Çokça seversin parayı sen!

Çokça da dalıp çıkmışsındır!

Bak fındıkçı onbaşısı kardeş!

Türkay Gümüş’ü hatırlar mısın bilmem. Ben Gümüş’ü iyi hatırlarım, iyi dostumdur?

Ara sıra kendisiyle sohbet ederiz, yaptığımız sohbetlerde de geçmişte yaşananları yad ederiz.

Bak fındıkçı onbaşısı kardeş!

KTÜ Osman Turan Kongre Merkezi’nde Trabzonspor kongresi yapılırken, kapıdaki ayak-kelle paçacıyı hatırlar mısın?

Ayak-kelle paçası nasıldı?

Peki, fındıkçı onbaşısı kardeş!

Bankalarda takla attırdıkların için ne dersin?

Ah onbaşım ah?

Leyleği havada gördün!

Sakın leyleğin peşine takılıp ta havalanma!

Ve kaşınıp bunları bizlere yazdırma.

Ah yalan doktoru fındıkçı onbaşısı!

Bilmem hatırlar mısın, benim için ortaya bir iftira atmıştın evvel zaman içerisinde.

Attığın o iftirayı ispatlamaya davet etmiştim seni.”

Manevi değerlerini de ortaya koyarak ‘bir hafta içerisinde ispatlayacağım’ demiştin!

Ne oldu onbaşım?

Ahmet Kaya’nın söylediği gibi, “üç gün dedin, beş gün dedin, aylar oldu gelmedin”

Yıllar geçti ispatlayamadın!

Ve o yalanının altında kaldın fındıkçı onbaşım!

Allah aşkına, benim de dediğime bakın, adamın fıtratında yalan kol geziyor!

Benim adamda aradığıma bakınız!

Eşyanın tabiatına aykırı!

Ah fındıkçı onbaşısı ah!

Şartları fazla zorluyorsun!

Rüyanda görsen, ‘hayrola’ diyecek bir konuma gelmişsin!

Bırak onu bunu, o koltuktan gidene kadar, o koltuğun zevkini sefasını sür.

Bak onbaşım burası Trabzon…

Herkes herkesi iyi tanır.

Üstelik herkes herkesin ciğer paresini de iyi bilir.

Yapma, işkembenden atma!

Neyse bu mübarek ramazan günü hiç yazmak istemediğim şeyleri yazdırdın ya bana, helal olsun sana fındıkçı!

Sana Karagöz’ün ve Hacıvat’ınla koronasız günler diliyorum.

Yine de seninle bir çay içmişliğimiz vardı evvel zamanda.

Hani o çıraklık dönemlerinde.

O söylediğin çaylar hatırına sana selamlarımı iletiyorum onbaşım!

Ha az daha unutuyordum.

Hala seni iftira attığın yalanlarını ispata davet ediyorum

Neredeyse dört yıl oldu?

Fındıkçı onbaşısına fazla haksızlık da etmeyelim!

Bakarsınız, bir gün çıkar ‘koronavirüsünün aşısını buldum’ diyerek dünya insanlığına müjdeli haberi de verirse sakın şaşırmayın.

Onbaşı bu buldum der mi der!

Nasılsa onbaşının dilinin kemiği yok ya!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.