banner114

Atatürk, Kurtuluş Savaşını milletçe kazandıktan sonra 1938 yılına kadar emperyalizme karşı savaş başlattı. Tam bağımsız bir devlet için ne yazık ki ömrü vefa etmedi. Onun ölümünden sonra icranın başına geçenlerin tamamı emperyalizmin kucağına düştüler. Biz şimdi bunların sıkıntısını yaşıyoruz. Atatürk’ten sonra devleti yönetenler, Atatürk gibi bir asır sonrasını düşünemediler. İşin kolayına kaçıp dışarıdan satın alma yolunu tercih ettiler.

            Rahmetli Erbakan, Milli Sanayi fikrini ortaya atınca herkes sözünü ciddiye almadı. Adeta alay ettiler. Onun rahle-i tedrisatında yetişen Sayın Erdoğan eski genel başkanının fikirlerini bir bir hayata geçirmek için harekete geçti. Bugün geldiğimiz seviye onun sayesinde gerçekleşmiştir. Dün tank, helikopter, insansız hava araçları, her türlü askeri gemi ve denizaltılar ve her türlü savaş araç ve gereçlerini kendi paramızla olsa dahi, bin bir rica ve minnetle almak zorunda kalıyorduk. Zaman zaman ambargolarla karşı karşıya kaldık. Bazen uçağı verdi, bombasını vermediler. Yedek parçalarını vermediler. Verdikleri savaş araçlarını nerelerde kullanılacağını bile denetlemeye kalktılar. Şarta bağladılar. Sözde stratejik ortak, dost, müttefik dedik ama yedi deniz aşırı ülkeden gelip yanı başımızda bir Kürt devleti kurmaya kalktılar. Terör örgütlerini kurup silahlandırdılar. Kırk yıldır bu terör örgütleriyle mücadelede kırk bine yakın vatan evladımızı kaybettik. Seksen beş milyon insanımızın öz kaynaklarını heba ettik.

            Ama Allah’a şükür, bu milletin içinden, Karadeniz’in bağrından çıkan cesur bir vatan evladının gayretleri sonucunda bu gün savunma sanayimizde %80 yerli durumuna geldik. Bu durumla Suriye, Irak, Libya, Mavi Vatan ve Azerbaycan’da destanlar yazarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin itibarını artırdık. Savunma sanayisinde geliştirdiğimiz her türlü araçları ihraç ederek gelirlerimizi artırdık. Ne var ki sözde dostlarımız bize dereyi dip taraftan bulandırıyorsunuz bahanesi ile bize ekonomik bir savaş açtılar. Uyuyan aslanı uyandırmış olduk. Bu savaştan ancak Kurtuluş Savaşı ruhu ile hareket edersek başarılı oluruz. Aksi halde bütün kazanımlarımızı kaybederiz.

            Bu durum karşısında muhalefetin sergilediği durum yürekler acısıdır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun erken seçim isteği, bol keseden vaatleri ile Sayın Akşener’in seviyesiz eleştirileri hala işin vahametini kavrayamadıklarının göstergesidir. Devletimizin uluslararası bir ekonomik saldırı karşısında muhalefetin çözüm önerilerini gösteren reçetesini hükümete sunması gerekirken, tam aksine zil çalıp oynuyorlar. Eski Merkez Bankası başkanı spekülatif beyanlarla ortalığı karıştırıp, adeta yangına körükle gidiyor. Akşener’in yersiz ve zamansız açıklamaları devlet sorumluluğu ile asla bağdaşmıyor. HDP ile ortak hareket edecek kadar gözlerini hırs ve intikam bürümüş bu iki liderin davranışlarını halkımız nefretle kınıyor. Onlar için “Erdoğan” düşürülmesi gayedir. Devletin ne olacağı önemli değildir. Döviz, altın fiyatları arttıkça dört köşe oluyorlar. Battık, gittik ilanları yapıyorlar. Dedikodu yayarak vatandaşların zihinlerini bulandırıyorlar. Bu iki lideri millet sağduyulu ve basiretli olmaya davet ediyor.

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.