banner114
banner146
banner122

Haftanın Sözü

“İyiye giden yol, çok güç görünüyorsa da bulunabilecek bir yoldur.”

Spinoza

Haftanın Açıklaması

“Yaşar Kemal Uğurlu ile geçen seneden beri çok sıkıntılı maçlar oynuyoruz. FIFA kokartına layık görmüşler ama gerçekten bu kadar yetenekli bir hakemse bizim maçımızın haricinde hangi maçlara istiyorlarsa versinler. İyi oynamadığımızı kabul ediyorum ama hakem maçın önüne geçmemeliydi. Nasıl oynadığımız benim problemim. Valencia’nın Bakasetas’a yaptığı hareket uzaydan baksanız çok net bir şekilde sarı kart ve penaltı.

Ahmet Ağaoğlu (Trabzonspor Kulübü Başkanı)

İki doğru bir yanlış

 Trabzonspor, zirve yolunda güçlü bir adım atacağı Fenerbahçe maçını kaybetti. Bu kayıp, aynı zamanda rakibini yakalama fırsatının, Galatasaray ve Beşiktaş’a yaklaşma avantajının yok olması anlamına geldi. Kolay değil, bunlar büyük maç. Kazanmak kadar kaybetmekte var. Bordo-mavili takım oldu kaybeden.

Peki, kazanacak futbolu oynadı mı Trabzonspor? Bence ortaya konan futbol galibiyeti getirecek kalitede değildi. Hiç kuşku yok ki bu oyunun perde arkasında pek çok olumsuzluk yatıyor. Covid 19 vakaları, sakatlıklar ve hastalıktan dönen oyuncunun bir gün antrenman yapıp, kadroya dahil olması. Bahanelerin arkasına sığınmak, geleceğe yönelik doğru adımların atılmasını engelleyen en önemli faktördür. Nitekim Başkan Ahmet Ağaoğlu, Teknik Direktör Abdullah Avcı ve Trabzonspor taraftarı, oynanan futbolun galibiyeti getirecek düzeyde olmadığını açık yürekle vurguladı.

Ancak genel tepki, 3 isim üzerinde odaklandı. Birincisi maçın hakemi Yaşar Kemal Uğurlu, ikincisi (VAR) hakemi Cüneyt Çakır, üçüncüsü Serkan Asan. İlk ikisinin performansı üzerine yapılan eleştirileri katıldığımı yazayım. Valencia-Bakasetas pozisyonu dikkatten kaçacak, atlanacak bir pozisyon değildi. Bu nedenle Trabzonspor camiası ne dese yerden göğe kadar haklı… Bu pozisyonda düdüğü çalmayan Yaşar Kemal Uğurlu, VAR’a çağırmayan Cüneyt Çakır’a tepkiyi doğru buluyorum. Ancak üçüncü isime gelen tepkileri kesinlikle katılmıyorum. Serkan Asan’a da sanki bu maçın kaybedilmesinde başrol oynamış gibi bir suçlama yapılması bana göre en basit anlatımla haksızlık.

Doğru, hücuma çıkarken Ferdi Kadıoğlu’na top kaptırdı ama topu kaptırdığı yer kendi ceza sahası üzeri değil. Orta sahanın sağ tarafından orta çizginin 10 metre önünde. Burada top kaptırdığı için genç bir oyuncuyu suçlamak, ona ağır eleştiriler yapmak, oyuncunun kaybına neden olur. Ferdi Kadıoğlu topu aldıktan sonra şut gelmedi, önce pas sonra top sürme ve Pelkas’tan şut. Bu aksiyonlar sırasında savunma yerleşimi bütünsel bir hata yaptı dememiz daha doğru olur diye düşünüyorum. Serkan Asan’a uygulanan baskıyı, Trabzon’da pek çok oyuncu yaşadığı için bu oyuncular Trabzonspor’dan erken kopuyor.

Şimdi kabul etmiyor olabilirsiniz ama Yusuf Erdoğan Ocak transfer döneminde bu tür bir baskı görürüm endişesi ile bordo-mavili takımın isteğine olumlu dönüş yapmadı. Abdülkadir Parmak olayının üzerinden de henüz bir-iki ay geçmedi. Trabzonspor kendi değerlerini bu kadar kolay harcarsa, gelecekte sıkıntının büyüyeceği gerçeğiyle yükleşmek zorunda kalacaktır.

Kendi evlatlarına sahip çıkmak, onları hatalarında bir baba şefkatiyle yüreklere basmak bence daha doğru hamle olacaktır. Bu konuda kaptan Uğurcan Çakır ile eski takım arkadaşı Yusuf Yazıcı’nın Serkan’a desteğinin çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Kulübün oyuncuya spor psikologu ile verdiği destek de önemli bir adım. Doğal olarak Abdullah Avcı da bu konuda devrededir. Sözün özü, Fenerbahçe maçından kalan tepkilerde iki doğru bir yanlışa işaret etmek istedim. Umarım tümü bir daha yaşanmaz.

Başlayan ve bitirenler!

“Bir takımın gücü, kulübesinde gizlidir.” Ne demek istiyorum; kulübeniz ne kadar güçlüyse, kadronuz o kadar güçlüdür. Buradan nereye gideceğimi yazayım. Trabzonspor kırılma maçlarından birini Fenerbahçe’ye karşı oynuyor. Başlayan 11’de fazla bir sıkıntı yok. Hemen herkesin beklediği bir kadro… Marlon’un hastalıktan dönüşünün dışında ideal veya ezberlenmiş 11 diyebiliriz, başlayan kadroya. Ancak kulübeye döndüğünüzde Fenerbahçe ile aradaki fark net olarak ortaya çıktı diyebiliriz. Sakın yenilgiye bir kılıf aradığım düşünülmesin. Ancak bazı gerçekleri de gündeme taşımamız yorumculuk görevimiz. Trabzonspor oyunu ikinci yarının başında bir bölümde elinde tutuyor. İşte o anda maçın gidişatı değiştirecek oyuncu için kulübe döndüğünüzde karşınıza etkili bir isim çıkmıyor. Nitekim Abdullah Avcı, Başakşehir maçının kurtarıcısı Yusuf Sarı’yı sahaya sürdükten sonra, henüz hazır olmadığı belli olan Yunus Mallı’yı, ardından sakatlıktan dönen Abdülkadir Parmak’ı, son derece verimsiz forvet Benik Afobe’yi sahaya sürüyor.

Bir de Fenerbahçe’nin hamlelerine bakalım; Valencia, Samatta, Türk Milli Takımının orta alan oyuncusu Ozan Tufan ve Ferdi Kadıoğlu. Geçen sezon Trabzonspor’un başarısında önemli pay sahibi olan Novak ancak 86. dakikada sahaya giriyor.

İki takım arasında kadro derinliğini bu değişikliklerden görmek mümkün. Ayrıca dışarıda kalan şu veya bu oyuncu vardı gibi bir gerekçe de olamaz. Abdülkadir Ömür dışında başka bir oyuncu da yok. Buradan yönetimi suçladığım sonucuna varılmasın. Doğal olarak mali yapı ve toplam harcama limitleri doğrultusunda bir transfer çalışması yaptılar. Ancak şunu da vurgulamak lazım… Bu takımın önümüzdeki sezon şampiyonluk yarışından en üst sırada olması isteniyorsa, 5-6 nokta transfere ihtiyacı olduğu kesin. Nasıl olacak bu transferler derseniz, değerini bulan bir oyuncu gönderip, yerine transfer yapmak gerekecek. Bu konuda scout ekibinin verimli olacak uygun fiyatlı oyuncular için çalışmayı yapması şart.

Ne oldu Ekuban’a?

Osmanlı İmparatorluğu’nun duraklama devri geldi aklıma Ekuban’ı izlerken, mükemmel bir yükselişin ardından son haftalarda duraklayan bir Ekuban çıktı ortaya. Ben de düşündüm neden böylesine ivme kazanan bir oyuncu, en çok ihtiyaç duyulan maçlarda duraklama yaşar diye. Birkaç sebep buldum kendimce. Bakalım bunlara katılacak mısınız?

Bence birinci sebep, kendisine gelen transfer teklifleri… Özellikle Fransa’dan St Etienne’den gelen cazip teklif kafasını bir hayli karıştırdı. Ardından Abdullah Avcı’nın oyundan ilk alınacak oyuncu muamelesi, bir bakıma oyun içi konsantrasyonunun yok olmasına neden oldu. Ve bu durum özgüvenini kaybetmesinde etkili oldu. Ayrıca profesyonel dünyanın en önemli aktörü para meselesi de bir sorun oluşturdu. Ekuban’ın yıllık ücretinde yapılması düşünülen düzenlemenin, henüz yapılmamış olması da bir başka gerekçe. İşte son gerekçem de şu; Nwakaeme’nin gölgesinde kalarak giriştiği mücadelede bu kez Bakasetas’ın ondan rol çalması, performansındaki gerilemenin ana faktörü olarak göründü.

“Kenarda oynamak istemiyor” gibi görüşlere fazla katılmıyorum. Çünkü çok değerli kenar performanslarına da izledik Ekuban’ın. Bu tespitlerin ışığında derin bir kadrosu olmayan Avcı’nın Ekuban’ı bir rehabilitasyon programına alması ve destek vermesi gerekli. Ayrıca Kasımpaşa maçında santrafor bölgesinde görev verip, özgüven aşılaması, Ekuban’ın fabrika ayarlarına dönmesi yolunda önemli bir adım olur kanaatindeyim.

Kasımpaşa maçı ne olur?

Trabzonspor hafta içi mesaisinde Kasımpaşa’nın konuğu olacak. Üç İstanbul takımına karşı ilk yarıda oynanan maçları kaybeden Trabzonspor rövanşa Başakşehir maçıyla iyi başlamıştı. Ancak Fenerbahçe maçı hem 7 maçlık seriyi bozdu, hem de 4 maçtır gol yemeyen Trabzonspor, kalesinde gol gördü. Geri dönüş ve yeni bir seri için Kasımpaşa maçının kazanılması şart. Bordo-mavili takımın bunu yapacak gücü de var. Yeter ki, Fenerbahçe yenilgisi unutulsun, dikkatler yeni bir serinin başlangıcına çevrilsin. Üstelik çok olumlu bir de veri var elimizde, Trabzonspor hafta içi mesaisinde oynadığı 4 maçı da kazanarak, bu alanda zirvede yer alan takım oldu. Bu açıdan bakıldığında 5. galibiyet neden olmasın. Ayrıca hastalık ve sakatlıktan dönen oyuncuların düzelme yolunda zaman kazandığı gerçeğini vurgulayalım. Kamil Ahmet’in yokluğu kapatılmayacak bir durum değil. Vitor Hugo da özel bir maskeyle sahada yer alabilecek. Kasımpaşa’da ise Trabzonspor’un eski göz ağrısı Yusuf Erdoğan çok formda. Karagümrük maçında iki gol atarken, Göztepe maçında savunmayı çok zorladı. Sağ kenardan içeri kat etmesi ve bitirici vuruşları ile etkili oldu. Bu bölgede Marlon önünde oynayan Nwakaeme’den kesin destek almalı. Ya da orta alanda iki oyuncudan biri kaymalarla Marlon’a destek olmalı. Kasımpaşa’nın devre arası transferi stoper Luckassen’in Göztepe maçında gördüğü kırmızı kart sonrası oynamayacak olması Kasımpaşa’nın savunma yerleşiminde sıkıntı oluşturacaktır. Ayrıca sarı kart cezalısı Aytaç Kara ile forvet bölgesinde etkili oyuncu Isaac Thelin’in yokluğu bordo-mavili takım için önemli bir avantaj olacaktır.

Sonuç olarak Trabzonspor için Fenerbahçe maçının telafisi yolunda önemli bir fırsat var önünde. Bordo-mavili takım önce 0-0 sonra 1-0’ı oynayabileceği bir maça daha çıkacak. Ve deplasmanda bunu başarıyla yaptığını da gördük.

Gözler Yazıcı’da

Trabzonspor’dan giderken bordo-mavili takıma paza kazandırdı, şimdi Lille’den giderken yine para kazandıracak. Yüzde 20 pay belki ciddi bir rakam gibi görünmeyebilir ama onun için söz edilen rakamlar özelikle yabancı basında 35-40 milyon eurodan başlıyor. Bu da transfer gerçekleşirse, Trabzonspor için ciddi bir gelir kalemi oluşturacak.

Onun yeteneklerinin bu rakamın da üstünde olduğunu iddia edenler ise bir hayli fazla, Bugün Avrupa’da pandemi sürece yaşanmamış olsa Yusuf Yazıcı için 60 milyon eurolardan konuşmanın son derece normal olduğunu iddia edenler çoğunlukta.

Bu arada onunda çalışan tüm hocaları onda ki yeteneğin gösterdiklerinden fazla olduğunu vurguluyor. Nitekim Trabzonspor'dayken Yusuf Yazıcı ile çalışma fırsatı bulan Ersun Yanal da ondaki yeteneğe bakın nasıl işaret ediyor; “Yusuf Yazıcı çok aşama kaydedecek bir oyuncu. Çünkü dayanıklı, tekniği çok yüksek, oyun zekası çok iyi ve gole çok yakın. Her mevkiyi oynayabilir ve kişilik olarak çok önemli. Yani çok iyi düşünüyor, çok akıllı, kendine doğru yatırım yapıyor ve bunu uzun süre devam ettirebilecek bir karaktere sahip. Hemen burada belirteyim, hiçbir zaman hiçbir yerde hiçbir şekilde rol kapmaya çalışmıyorum. Kesinlikle hiç kimsenin de önüne geçmeye çalışmıyorum. Bütün çalıştığımız oyunculara mutlaka karınca kararınca katkımız olmuştur, kısa olan da vardır, bu bir süreçtir çünkü ben yaptım demek çok doğru değil. Yusuf Yazıcı özellikle Trabzonspor'da birçok kişinin elinin değdiği bir oyuncudur ve bugün geldiği noktada çok da destek almıştır başka hocalarından, ben de destek vermişimdir."

Yanal’ın sözlerine eklenecek önemli konu Yusuf Yazıcı’nın fizik olarak Fransa’da, ruhen Trabzon’da olduğudur. Her sıkıntı da Trabzonspor’a ve oyuncularına destek verme çabasının altında yatan gerçek işte budur. Bu durumun son örneğini Serkan Asan’a açtığı moral telefonunda bir kez daha gözlemledik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.