banner114
banner146
banner122

Dedi: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukuk ve ekonomi reformu ısrarını nasıl yorumluyorsunuz?

Dedim: Israr ifadenizi beğendim. Sayın Cumhurbaşkanı gerçekten ısrarcı…

Dedi: Bazı çevrelerde bu ısrar özellikle HDPKK’lılara karşı yumuşak bir tavra geçileceği biçiminde yorumlandı. Ya da ‘Ekonomiyi hukukla mı kurtaracak?’ cinsinden eleştirel yaklaşılıyor. Ne diyorsunuz?

Dedim: Sayın Cumhurbaşkanı bunun cevabını verdi. Bülent Arınç’ın fikrinin sadece kendisini bağlayacağını söyledi. Reform, teröre destek verenler için değil…

Dedi: O zaman hukuk reformu ile ne yapılmak isteniyor.

Dedim: 7 Şubat 2012’de baş gösteren ve MİT krizi ile başlayan bir süreç var. Türkiye’de meşru hükümeti devirme süreci… Hani her yolun denendiği süreç… Ardından Gezi olayları, 17-25 Aralık polis ve hukuk darbe girişimi ve 15 Temmuz askeri darbesi… Bütün bunlar Türkiye lokomotifini raydan çıkarma arzusunun birer parçası… İşte bu dönemde kendi içine yönelen ve kedini korumaya alan bir Türkiye var.
Dedi: Hukuku kullanarak mı kendini korudu? Bunu normal karşılıyor musunuz?

Dedim: Doğrudur. Hukuk normları şaştı. Ama aynı badireleri kaldırabilen bir ülke olamaz. Ülkeler böyle durumlarda kendilerini ancak hukukla koruyabilir. Bunca badire karşısında unutmayalım ki demokrasi korudu. Demokratik düzenden vazgeçilmesine izin verilmedi. Bu bile tek başına büyük bir mücadeledir. Alın bu süreci dünyada istediğiniz ülkeye taşıyın. Bunca saldırıya hiçbir ülke direnemez. Lakin Erdoğan hükümeti direndi. Bugün Avrupa’da bile toplu eylemler karşısında hukuk devreye sokuluyor. Ama onların yaptığı hiç konuşulmuyor.

Dedi: 7 Şubat-Gezi-17-25 Aralık ve 15 Temmuz dediniz. Artık bitti mi?

Dedim: Evet… Artık Türkiye iç direnişini tamamladı. Zaten bunun içindir ki Sayın Cumhurbaşkanı artık hukuk reformlarının hayata geçmesini istiyor. Bu çerçevede yeni beklentilere ufuk açıyor.

Dedi: Biraz da ekonomik reformları konuşalım. Toplumda karşılık buldu mu?

Dedim: Ekonomi büyük bir cendereden geçiyor. Merkez Bankası Başkanı ve ardından bakan değişimi piyasalarda olumlu karşılandı. Ancak mesele henüz esnaf ve sanatkara yansıyan boyutta değil. Esnaf ve sanatkar geçtiğimiz günlerde çıkarılan yeni ekonomik pakete dönüp bakmadı bile.

Dedi: Sokağın, esnaf ve sanatkarın bunu hissetmemesini neye bağlıyorsunuz?

Dedim: Ekonomik paket gerçekçi değildi. Daha çok işsizliği önleme ve istihdam hedefliydi. Ancak esnaf ve sanatkar bunu almadı. Ekonomik sorun aslında ciddi boyutta. Dışardan yatırımcı gelmesi lazım. İş dünyasının bu yöndeki beklentisi önemli.

Dedi: O zaman bu hukuk reformu da biraz dış dünyaya mesaj gibi… İş dünyasına mesaj gibi…

Dedim: Tam olarak öyle değil ama orası da önemli. Şu anda hedef işadamını kurtarmak. Önce işadamını kurtarmak. Esnafa ve sokağa daha sonra sıra gelecek. İşadamını kurtarmak için de hukuk reformu şart. Dışarıdan sermaye girişinin beklentisi bu reformda… Böylece demokrasilerde hukukun ne denli önemli olduğunu da öğreniyoruz. Gerçekleştirilecek hukuk reformu ile öncelikli olarak yabancı yatırımcının gelmesi özendirilecek. Bir güven verilecek. Bu geliş elbette ki yeni ekonomik paketleri özendirecek. Yani esnafa, sanatkara veya sokağa yansıması ikinci aşaması.

Dileriz amacına ulaşır. Dileriz Türkiye dışardaki başarısını içerdeki kalkınma ve adalet hamleleri ile taçlandırır. Dışardaki başarıların kalıcı ve devamlı olması için içerde bu başarının yakalanması şart. İşte bütün mesele bu gerçeklikte yatıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.