banner114

Gerçekten alışılagelmişin dışında bir dönemden geçiyor dünya… İçinde bulunduğumuz dönem için her ne kadar hayatımız ‘Yeni Normal’ düzene alıştırmaya çalışılsa da insan ister-istemez bunu kabullenemiyor. “Biz artık kendi normalimize dönmek istiyoruz” sözünü de artık sıkça duymaya başladık.
Herkes eski normale dönmek istiyor ancak bunun için büyük çoğunluk gereğini yapmıyor. Böyle olunca da ortaya yine insan karakterine has bir tezat ortaya çıkıyor.

Aslında o kadar basit ki… Maske, mesafe, hijyen yani temizlik… Aslında bu üç önemli kuralı insanlar daha itinalı yerine getirse belki de bugün aradan geçen yaklaşık 9 aylık süreç sonrası kendi normalimize dönme yolundaydık.

Eskiye dair her şeyi özlerken…

Ancak bunun için kılını dahi kıpırdatmaya yanaşmayan onlarca insan var.

Peki nasıl olacak bu eskiye dönüş?

Bu gidişle gerçekten zor hatta daha uzun zaman alacak gibi.

O yüzden elimizde olan küçük tedbirleri dahi yerine getirmeye özen gösterirsek kendi normalimize dönme yolunda önemli bir mesafe kat etmiş oluruz…

Bu fırsat ve imkan elimizdeyken de bunu hayata geçirmeliyiz… Daha geç olmadan zira yarın ne olacağını, ne getireceğini bilemeyiz.

Geç olmadan, elimizdeyken bu süreci en sağlıklı şekilde atlatmak için biraz itina…Biraz dikkat…

GELENEK DEVAM EDİYOR

Trabzonspor’u yaşayan, taraftar olsun, içinde yer alan yöneticileri olsun… Yani kısacası bir şekilde Trabzonspor’la iç içe olanların en iyi bildiği şeydir son dönemlerde yaşananlar.

Ne mi?

Ligdeki kötü gidişat nedeniyle ilk akla gelen hoca değişikliği…

Sanki gelenek olmuş.

Kötü gidişat varsa, önce hoca değişir, bu kötü gidişat devam ederse de bir süre sonra yönetim gönderilir!

Kim mi gönderir?

Tabi ki kamuoyu baskısı, daha doğrusu taraftar baskısı.

Evet… Yanlış değil, Trabzonspor için bu kadar etkilidir taraftar ve camia baskısı.

Çok yönetimler bu şekilde görevi bırakmıştır, çok hocalar bu şekilde gönderilmiştir.

Ancak son dönemlerde yaşanan süreç normal değil. O yüzden bize göre biraz daha sabırlı olmak gerektiği kanaatindeyiz.

Zira salgın sürecinde hiçbir şey normal seviyede yürümüyor, normal şartlarda seyretmiyor.
Futbol da bu süreçten en çok etkilenen sektörlerden.

Kısa bir ara ve kamp dönemi sonrası yine büyük bir baskı altında gerçekleştirilen transferler… Ve göz açıp kapayıncaya kadar geçen süreç sonrası liglerin başlaması.

Üstelik geçtiğimiz yıl bize göre şampiyonluğu deyim yerindeyse son düzlükte kaybederek büyük bir travma yaşayan Trabzonspor’un bu sezon lige başlamış da kolay olmayacaktı. Kupa’nı kazanılması her ne kadar teselli olsa da lig çok farklı bir kulvar.

Teknik Direktör Eddie Newton bazı tercihlerinde eleştirilebilir. Ancak kadro anlamında Trabzonspor’un gerçekten en zor olan adaptasyon sürecini aşması için zamana ihtiyacı olacak. Newton’a tahammül göstermemek aslında kadroya olan tepkidir. Ancak bedel ne yazık ki her zaman olduğu gibi yine hocaya ödetildiği için oklar da Newton’a dönmekte.

Yarın gerçekten önemli bir maç oynayacak bordo-mavili takım. Aslında herkesin gözü biraz da bu maçın skoruna göre yine Teknik Direktör Newton’da olacak. Galibiyet ya da mağlubiyet halinde net olarak durumunun ne olacağı belli olacak. Bunu en azından kamuoyu böyle değerlendiriyor. Beraberlik ise idare edecek gibi duruyor.

Yarınki maçın sonucu ne olursa olsun, bu geleneğin bize göre bir yerde değişmesi gerekiyor. Galibiyet ya da mağlubiyet…

Biraz zaman… Biraz sabır…

En azında ideal takım kadrosunun tam olarak sahaya çıkacağı güne kadar…

İDMANDA İYİ DE…

Trabzonspor’u takip eden bir muhabir olarak gözlemim;

Takımın basına açık idmanlarını izlediğimde gerçekten çok iyi bir takım izliyoruz. Gerek hocanın antrenmanın ikinci bölümünde oynattığı çift kale maçlarında olsun gerekse antrenman sonu futbolcuların penaltı-şut çalışmasında olsun gördüğümüz tablo oldukça umut verici geliyor.

Hatta haftanın ilk antrenmanında futbolcular sonlarda yine kaleye şut çalışması yaptı. Özellikle Marlon’u çok beğendim son antrenmandaki çalışmalarında. Kaleye attığı her şut adeta adam öldürür cinsten sert ve düzgündü.
Nwakaeme’nin dönüşü ise önce psikolojik olarak olumlu yansıdı çalışmalara. Ve Nwakaeme’nin antrenmandaki görüntüsü de Fenerbahçe maçı için sadece umut vermedi, takımın da en önemli silahının olacağını gösterdi.

Şimdi bütün bu izlenimlerimizi aktardıktan sonra sorulacak soru şu;

Takım antrenmanlarda gerçekten iyi… Hırslı, istekli… Bu görüntü maça neden yansımıyor?

Umarız bizim antrenmanda izlediğimiz takım aynı görüntüyü Fenerbahçe maçında da sahaya yansıtabilir.

MAÇ NE OLUR?

Bu haftayı da şu iki soruyla geçtik;

  1. Ne oluyor bu takımda, bu takım niye böyle?
  2. Fenerbahçe maçı ne olur, bizi farklı yenerler…

Genelde mağlup geçen hafta sonrası taraftarlardan öncelikle, “Ne oluyor bu takımda, niye bu kadar kötü, ne olacak bu takımın hali?” sorularıyla muhatap oluyorken… Şimdi buna Fenerbahçe ile oynanacak maçın sorusu da eklendi…

“Fenerbahçe maçı ne olur? Fenerbahçe farklı yener bizi”

Trabzonspor taraftarı gerçekten bu takımla yatıp kalkıyor desek yeridir.

Üzüntüsüyle üzülüyor, sevinciyle seviniyor. Yani her şekilde onunla duygu yoğunluğuna kapılıyor.

Takım niye böyle? Gözün gördüğü, kulağın işittiği sözünde olduğu gibi… Orta sahadaki eksiklikler Başakşehir maçında takımın adeta belini büktü. Abdulkadir Parmak’ın takımın yüzde 50’si olduğunu gösterdi dersek abartmış olmayız sanırım. Elbette yeni transfer Flavio’nun eksikliği de kendisini hissettirdi. Nwakaeme, Ekuban gibi iki önemli oyuncunun olmayışı zaten başlı başına takımın kolunu kanadını kırmıştı…

Şimdi gelelim haftanın ikinci önemli sorusu ve söylemine…

“Fenerbahçe maçı ne olur? Fenerbahçe bizi farklı yener…

Kendi kanaatimi söyleyeyim, bu takım Fenerbahçe’ye yenilmez…

En kötü sonuç beraberlik olur Trabzonspor açısından diye düşünüyorum.

Nwakaeme ile Flavio takıma çok şey katacaktır. Adı üstünde büyük maçların havası da şekli de şemalı da her zaman farklı olur.

LOCA MI LORDLAR KAMARASI MI?

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tuzsuz yemek misali tat vermeyen futbol maçlarını kademeli olarak taraftara açmaya başlayınca bir nebze de olsa yüzler güldü.  Her ne kadar locaların yüzde 50 kapasiteli açılması ile başlasa da bu süreç ilerleyen dönemde tribünleri de kapsayacağı aşikar.

Locaların açılması yani doğru deyimiyle parası olanların izleyebileceği anlamını taşıyor kanımızca. Ancak bu takımını desteklemek yerine sadece televizyondan maç izler gibi izleme anlamına gelmemeli. Zira Trabzonspor’un Başakşehir maçında protokol tribün tarafındaki locaların tamamı neredeyse dolu olduğunu gözlemleyince, “Epey bir tezahürat olur, takımı motive ederler” diye düşündük. Çünkü seyircisiz maçlarda teknik ekip ve yedek oyuncular bile zaman zaman taraftar gibi takıma itici güç oldu bu süreçte. Ancak gelin görün ki Trabzonspor’un loca sahipleri, bir-iki kişinin zaman zaman yükselen sesi dışında tam bir İngiliz Lordu gibi izledi maçı. Güney Kale arkasındaki Vakfıkebirliler Taraftar Grubu’ndan sayıları 10 civarındaki taraftarın hakkını vermek gerekiyor. Maçın büyük bölümünde takımlarına tezahüratlarla destek vererek itici güç olmaya çalıştı. Ancak bizim Lord’lar televizyon karşısındaki modlarını bozmadan 90 dakika maçı izlemeyi tercih etti.

Keşke o localar için Trabzonsporlu birkaç işadamı sponsor olup da gerçek anlamda takımını destekleyen taraftarlara jest yapsa…

Bizim lordlar da evlerinde daha sıcak ve nezih ortamlarında maçlarını izlese…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.