banner114

Dedi: Dünkü yazınızda Türk siyasetinin HDP tarafından esir alındığını iddia ettiniz. Hatta DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ‘Kürtçe dil’ konusundaki söylemlerini bile aynı çerçevede değerlendirdiniz. HDP, bu kadar güçlü mü?

Dedim: Mesele, güç meselesi değil. Mesele, keyfiyet meselesi. %10 civarındaki oy, kilit durumda. HDP’nin oy oranı olmadan Recep Tayyip         Erdoğan’ı yenmek mümkün değil. Hal böyle olunca, muhalefet HDP’ye mahkûm oluyor. HDP de bunu bildiği için meşruiyet sorununu halletmek istiyor.

Dedi: Türk siyasetinde bütün mesele Erdoğan’ı yenmek mi?

Dedim: Evet aynen öyle… Ne yazık ki o noktaya geldi. Yalnız Türk siyasetinde değil, ABD siyaseti bile neredeyse Erdoğan’ı yenmeye endeksli. Kaldı ki Erdoğan’ı yenmeden Türkiye’de iktidar olma şansı da yok. Ya HDP ile de ittifak yapıp Erdoğan’ı yeneceksiniz. Ya da bir daha iktidar yüzü göremeyeceksiniz. Sonuç olarak Türk siyasetine 20 yıldır hükmeden ve halen %40’larda seyreden bir siyasi yapıdan bahsediyoruz. Bölgesel güç haline gelen bir liderden bahsediyoruz.

Dedi: HDP’nin meşruiyetinden söz ettiniz. HDP zaten anayasal bir parti değil mi? Neden meşruiyet arasın?

Dedim: Anayasal ve yasal… Lakin meşru değil. Meşru bir parti olsa muhalefet kendisiyle açık açık ittifak yapar. Açık ittifak yapamıyorlar. Gizli gizli yapıyorlar. Çünkü HDP, terörün sivil kanadını oluşturuyor. Teröre karşı değiller. Terörü kınayamıyorlar. PKK teröristlerine ‘gerilla’ diyerek terörü meşru görüyorlar. Zaten kontrol tamamen PKK’nın elinde. Adayları bile Kandil ve İmralı belirliyor. Bütün bunları Türk halkı biliyor. Yasallığı devlet verir ama meşruiyeti toplum belirler.

Dedi: HDP kadroları meşru olmadıklarının farkında mı?

Dedim: Elbette farkındalar. Meşruiyet elde etmek için de açık açık ittifak yapılmasını savunuyorlar. HDP, şayet Millet İttifakının bileşenlerinden biri ilan edilirse meşruiyet sorunu önemli ölçüde aşılabilir. Elbette milletin vereceği demokratik tepki önemli. Zira açık bir ittifak CHP’nin tabanında bile tam karşılık bulamaz. İYİ Parti ise büyük oranda yıkılır.

Dedi: O zaman HDP’lilerin ‘açık ittifak’ istemeleri bu yüzden. Peki, meşruiyet kazansa ne olur, kazanmasa ne olur?

Dedim: Çok şey olur. Farz edelim ki Millet İttifakı kazandı. Seçilen Cumhurbaşkanı HDP’li bir bakan atayacak. Bakanlar Kurulunda HDP’li bakan olması ne demek? Yetmedi, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinden Türkiye’yi çıkartırlar. Bir taraf doğrudan PKK’nın, diğer taraf PYD’nin himayesine girer. Irak’ta PKK, Suriye’de PYD hüküm sürer. Bakın bunlar adım adım olacak işler. Türkiye’de hükümet ortağı HDP, dışarda iki terör örgütü… Mesele meşruiyetin de ötesine geçer. ABD ve Avrupa bunu istiyor. HDP bunun için çırpınıyor. Bir an evvel Tayyip Erdoğan’dan, Süleyman Soylu’dan kurtulmak istiyorlar. Yakalanan ve teslim olan teröristlerin ifadelerine dikkat ediniz. Soylu televizyona çıkınca Kandildekilerin kimyası değişiyor. Terörle mücadele artık Türkiye topraklarında değil, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde yürütülüyor. HDP’nin ortak olduğu bir hükümette bunları yapamazsınız. Yaparsanız HDP sizi iktidardan indirir. Dolayısıyla HDP’nin bugün için tek sıkıntısı meşruiyet sorunu. Bunu aştığı takdirde diğer sorunlarını aşabileceğine inanıyor.

Dedi: Cumhurbaşkanı sisteminde Cumhurbaşkanını nasıl indirecekler?

Dedim: Birincisi, Cumhurbaşkanlığı sisteminin değişmesini istiyorlar. Çünkü kendilerinin de içinde olacağı hükümeti, gensorularla tehdit edip kontrol altında tutacaklar. İkincisi, zaten kendilerine tavır alacak bir Cumhurbaşkanı adayını istemiyorlar. ABD ve İngiltere de öncelikli olarak Suriye’nin kuzeyinde kurulması planlanan bir Kürt Devletine ses çıkaramayacak bir adayı destekleyeceklerdir.

Dedi: O zaman Türk siyasetinin geleceği HDP’nin değil, ABD’nin ipoteğinde diyebilir miyiz?

Dedim: Hayır öyle değil. Sonuçta kararı halk verecekse, ABD’nin isteği çok önemli değil. Zira halk gücü HDP’nin elinde. ABD, HDP’yi tam kontrol altına aldı. HDP’de Türk siyasetini bloke etmeye çalışıyor.

İşte bu ahval ve şartlar çerçevesinde diyoruz ki HDP Türk siyasetini esir almakla kalmamış, küresel aktörler de bu esareti yönetmek için HDP ile ilişkilerini önemli ve öncelikli bir boyuta taşımıştır.

HDP’nin Türk siyasetini ipotek altına almasına siyasiler göz yumsa bile bakalım Türk halkı onay verecek mi? Bütün mesele burada yatıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sabit Aydın 2 hafta önce

hari̇ka bi̇r yorum. bi̇r yazinizda da i̇yi̇ parti̇ni̇n hdp'ye muhtaç durumda bulunuyor olmasini da yorumlamalisiniz. neden mi̇? çünkü trabzon'da hatiri sayilir bi̇r kesi̇m var, hdp deni̇li̇nce megri̇ megri̇ye i̇şi̇ bağliyor, akil tutulmasi yaşadiklarini bi̇le i̇drakten yoksun davraniyorlar.