banner114
banner146

Ses, kendimizi ifade etme ve insanları etkileme aracıdır. Bebeğin dünyaya ilk geldiğinde ağlaması, “ben geldim, haberiniz olsun”, ölümle gömüldüğümüz sessizlik, bu dünyadan gittim, artık yokum, “size ders olsun” demektir.

Her işletmenin, kurumun, sivil toplum örgütünün ve siyasal yapının yönetimleri icra makamlardır. Temel görevleri kurumsal amaçları gerçekleştirmektir. Sorumlu oldukları birimi yönetirken doğru-yanlış, iyi-kötü, faydalı-zararlı, kurumsal-kişisel birçok icraatları olur. Bu icraatlarını destekleyen de vardır, eleştirende…

Gerçekte, hakimler kararlarıyla, sanatçılar eserleriyle, bilim insanları ürettikleri bilgiyle, öğretmenler öğrencileriyle, yöneticiler ise icraatlarıyla konuşur. Bununla birlikte, günümüzde “susuzluk hiçbir şey imaj her şeydir” geçer akçe olduğu için işletmeler ve yönetimler ürün ve icraatlarından çok tutundurma, reklam ve tanıtımla konuşuyorlar. Öyle ki, şeker, boya, gazdan ibaret olan ve harareti harlayan bir su, dünyanın milli içeceği durumundadır.

Her yönetim bütün gücüyle mükemmelliğini ve başarısını anlatır. Aksini söyleyenleri, onu tasdik etmeyenleri haksızlık ve yalancılıkla suçlar. Yönetimin iletişim gücü, icra gücü, iktidar gücü ona üstünlük kazandırır. Özellikle suyun başında olmaları ve suyu arklara bölmeleri onları çok daha güçlü kılar.

Yönetimlerin gerek icraatlarıyla, gerek söylemleri karşısında yönetim biriminin içinden ve dışından birçok ses yükselir. Bu sesler kimlerdir veya nasıl adlandırılır? Meraklıları için bir sınıflandırma denemesi aşağıdadır.

Kralcılar; yönetimin sadık, vefakâr ve büyülenmiş taraftarlarıdır. Yönetimin her yaptığı ve dediğini yüceltirler. Yönetimler gündüze gece dese, onlar gökteki yıldızları ispatlar. Kötü bir niyetleri yoktur aslında, “kurumu ancak bu yönetim kurtarır, bu yönetim giderse kıyamet kopar” tezine inanmaktan başka…

Dalkavuklar; yönetimin yönlendirdiği suyla ilgilenirler. Onlar için yönetimde kimin olduğu, ne yaptığı değil, kendi arklarına ne kadar su aktığı, çıkar sağladığı, makam ve mevki aldığı önemlidir.  Bütün dertleri kendi arklarına daha çok su akıtmaktır. Yönetimi ve yöneticileri yüceltir ve hediyeleriyle baştan çıkartırlar. Yönetim için o kadar gür sesleri çıkar ki, yönetimin sesi bile o kadar gür değildir. “Padişahım sen çok yaşa, sular aksın bizim arka…”

Taraftarlar; yönetimin destekçileridir. Yönetimi savunurlar. Doğrularını yüceltip, yanlışlarına bahane bulurlar. Yönetim için en önemli kitledir. Yönetimden etkilenir, desteklemek için ortamı boş bırakmazlar.

Hakperestler; yönetimin doğrularına doğru, yanlışlarına yanlış demeye çalışırlar. Açık konuşanları olsa da çoğu kez sorulursa söylerler. İcraatları iyi ve kötü yönleriyle değerlendirirler. Mukayeseli söylerler. “Ne Musa’ya yaranırlar nede İsa’ya…”.

İnsaflı muhalifler; yönetimin bazı doğruları olsa bile yanlışlarının daha çok olduğunu savunurlar. İşlerin kötüye gittiğini, makul şekilde yönetimin değişmesi gerektiğini ileri sürerler.

İflah olmaz muhalifler; yönetimin “her söylediği yalan, her yaptığı yanlış, ihanet içinde, nasıl olursa olsun gitmeli, bu devran bitmeli” diyenlerdir. İçlerinde büyük bir gayz ve öfke vardır. Düşmanlıkta aşırı gidenlerdir. Ya yönetime aidiyetti, ideolojisi terstir veya kişisel bir zarar görmüş, haksızlığa uğramıştır.

Tutarsızlar; söylediğinin bir günü bir gününe uymaz. Bazen desteklerler görünür, bazen eleştirirler, bir uçtan bir uça savrulurlar. Söylemlerini açıklayacak yeterli gerekçeleri yoktur.

Sessiz çoğunluk; onların sesleri değil sessizlikleri vardır. Herkesin üzerine oynadığı sesini duyurmaya ve ikna etmeye çalıştığı en büyük kitledir. Şayet yönetim bir seçimle işbaşına geliyorsa sonucu belirleyen kitledir. Bilmez, anlamaz sanılır ama belki ortak bir akılları, belki görünmeyen ve duyulmayan bir ruhları vardır. Umumi faydanın sürdüğü, durumun idare ettiği veya acının dayanılacak kadar olduğu sürece sessizler, sessizdirler. Sessizlik marjları çok geniştir.

Bu sınıflandırmada renklerin çok keskin olmadığı tonlar vardır. Özellikle, taraftar, hakperest, insaflı muhalifler arasında geçirgenlik yüksektir. Sessiz çoğunluktan bu kitlelere geçişler olur. Dalkavuklar istediğini aldıkları sürece kralcıdan çok kralcıdır, aksi durumda birden iflah olmaz muhaliflere dönüşürler. Tutarsızlar ile hakperestler çok karıştırılır.

Sahi siz hangi sessiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.