banner114

Her millet genç neslini ülkenin geleceğine sahip çıkmasını sağlayacak hissiyat ve beceriyle yetiştirmeyi hedefler. Eğitim programlarını bu stratejik amaç üzerinden yapılandırılır. Geleceğimizin garanti altına alınması böyle hamiyetli nesillerle mümkündür.

Hamiyet olumlu anlamda kişinin vatan, millet, din, bayrak, namus ve hakkın savunmasındaki cesaret, irade, gayret ve öfkesidir. Haksızlıktaki inat ve öfke ise cahiliye hamiyetidir. Gençlerin hamiyetli yetişmesi onlara verilecek milli ve manevi hissiyatla mümkündür. Bu hissiyatı gençlere aileleri, toplum ve eğitim kurumları giydirir.

Ailelerin milli ve manevi duruşu, gayreti ve söylemleri gençlerin ilk örnek aldıkları hallerdir. Aileler olarak ekonomik ve sosyal zorluklarımız bulunsa da milli ve manevi değerlerimiz, inançlarımız ve bizi bir arada tutan bağlarımızı her şeyin üstünde tutmamız gerekir. Bu nedenle gelenek ve örf olarak atalarımızdan devir aldığımız güzel toplumsal alışkanlıklarımızı aile içerisinde sürdürmemiz ve canlı tutmamız çok önemlidir.

Saygı, sevgi, hürmet, hizmet, fedakârlık, yardımlaşma ve ulvi değerlere sahip olma çocuklarımızın ancak bizden bizzat görerek benimseyecekleri şeylerdir. Çocuklarımıza karşı olan üç vazifemizden birisi, çocuklarımıza manevi duyguları aşılayarak iyi insan olmalarını sağlamak, aynı zamanda topluma faydalı olabilecekleri kendi ve ilerde ailelerinin ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir mesleği edindirmektir. Hamiyet duygusunu aşılayacağımız ilk yer aile yuvasıdır.

Vatan, millet, din, bayrak, namus, insani değerler, coğrafya bizi saran ve bizi koruyan çelikten zarf gibidir. Dinimizin, milletimiz, insanlığın uğruna emek verdiğimizi, yaşadığımızı, mücadele ettiğimizi ve onlara saldıranlara karşı gerektiğinde canımızı bile feda edebileceğimizi samimiyetle çocuklarımıza hissettirmeliyiz.

Eşine kötü davranan kişinin insani değerlere dair söyleyeceği bir şeyi yoktur, söylese bile değeri yoktur. Veya dini vazifelerini yapmayan kişinin çocuğuna ibadet etmek, namaz kılmak güzeldir demesi havada kalır. “Ben böyleyim ama siz bana bakmayın, siz iyi olun” demek züğürt tesellisinden başka bir şey değildir.

Mangalda kül bırakmayan söylemler, gençlerin hamiyet duygularını kamçılamak yerine örseler. Bu ulvi kavramları yerli yersiz kullanışımız, çıkar ve politik davalarımızın aracısı yapmamız manalarını değersizleştirir. Böylece bu ulvi kavramlar, çocuklarımızın gözünde anlamsız tartışmaların değersiz elemanları haline gelir.

Çocuklar sandığımızdan çok daha zekidir, bizleri hemen çözerler. “Bu böyle söylenir ama şöyle yapılır” diye durumu kodlarlar. Çocukların yanında hiç yalan söylemesek, inanın onlar yalan söylemeyi bilmezler. Yapmak söylemekten daha güçlü ve inandırıcı bir dildir. Boşuna dememişler lisan-ı hal (yapmak, duruş), lisan-ı kalden (söylemekten) üstündürSiz neden yapmadıklarınızı söylersiniz, siz hiç düşünmez misiniz? İlahi sedası ruhumuzda yankılanmalıdır.

Çocuklarımıza bu ulvi ve insani duyguları kazandırmanın yanında aynı yönde hedefler göstermek ve yaşamını bu değerler üzerinden anlamlandıracak bir iklim oluşturmak önemlidir. Bu iklim sadece ailenin çabasıyla olacak bir şey değildir. Eğitim sistemi, toplum, gündelik hayata yansıyanlar ve politik söylemler bu iklimin başlıca bileşenleri olarak görülebilir. Bu bileşenlerin her biri ayrı ayrı irdelenmelidir.

Sonuç olarak hamiyet çocuklarımıza kazandırmamız gereken en önemli hususlardan biridir. Çocuklarımızın gelecekte inancımıza, milletimize, kültürümüze ve insanlığa sahip çıkmaları bunun iledir. Hepimiz çocuklarımızın hamiyetli, geleceğimize damga vuran ve ruhumuzu yücelten kahramanlar olması için fiili, hali ve kalbi duaya duralım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.