banner114

Müslümanların nazarında Kur'anı Kerim, bir hayat rehberi olarak isimlendirilir. Benim kanaatimcede bu yakıştırma Kur'an'ı Kerim'in en yerinde vasıflandırmalarından bir tanesidir. Çünkü Kur'anı Kerim salt mistik öğretiler içeren bir tasavvuf kitabı olmadığı gibi sadece ceza ve ödülden bahseden bir kanunname de değildir. Hayata dair her şeyin altın oranla bünyesinde barındırıldığı, fazlalık ve noksanlıktan uzak gerçek bir ''hayat rehberidir''. Bize sunduğu kıssalar yaşadığımız dünyaya doğru yön verebilmek için tam anlamıyla biçilmiş birer kaftandır.

Hiç şüphe yok ki bu mucizevi kitabın gönderildiği elçi olan Hz.Muhammed(s.a.v)'in de hayatında Kuran'ı Kerim'in öğretilerine paralel onlarca ders alınacak hadiseler vardır. Örneğin;Nice az kavim vardır ki, Allah'ın izniyle sayıca çok kavme üstün gelmiştir. (Bakara Suresi 249. Ayet)

Bu ayet ne kadar Talut ile Calut'un orduları karşılaştığında Allah'ın safındaki askerler tarafından söylenmiş olsada Kur'an'ı Kerim'in evrensellik mucizesi ile Hz. Muhammed'in hayatından defalarca kendini göstermiştir.

Mesela; İslamiyetin ilk yıllarda gerçekleşen savaşlardan olan Bedir Savaşın'da üç yüz on üç askerden oluşan müslüman grubu dokuz yüz elli kişilik müşrik grubuna galebe çalmıştır. Aynı şekilde üç bin kişiden oluşan müslüman ordusu on bin kişilik müşrik ordusuna Hendek Savaşında galip gelmiştir. Aynı şekilde bu imanı göğüslerinde barındırmayı başaran ecdadımız da Malazgirtte, iki yüz bin kişilik Bizans ordusunu, elli bin askerle mağlup etmiştir.

Yani demem o ki, ''güç'' çoklukta değil, ''birliktedir.'' Aynı davanın, aynı ruhun etrafında toplanmış insanlar birlikten kuvvet oluştururken, bölüp pörçük olmuş nice kalabalıklar bu kuvvetin altında ezilmeye mahkum olmuştur. Zannımca Ortadoğu'da halimizin en temel izahlarından biri de budur. Mezhep kavgalarıyla, etnik çatışmalalarla bölünen benliğimiz sayımızın çokluğuna inat, o ya da bu sebepten birlik olmayı başarmış kavimlerin bombardımanları altında kan ağlamaktadır.

Kuran'ı Kerim'de birlik beraberliğimiz şu ayette apaçık şekilde emredilmiş;

''Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın dağılıp ayrılmayın. (Al-i İmran 103. Ayet)''

Bunu başaramadığımızda ise başımıza gelecekleri şu ayetle bildirmiştir;

''Allah ve rasulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınızda tüm gücünüz gider. (Enfal Suresi 46. Ayet)''

Sanırım bu ayetlerin en güzel tefsirini yaşadığımız şu günler yapmaktadır.

Birlik ve beraberlik ile ilgili Hasan el-Benna'nın şu hatıratını paylaşmayı faydalı görüyorum.

Hasan el-Benna bir gün yatsı namazını eda etmak için camiye girdiğinde iki müslümanın kavga ettiğini görür. Merakla yanlarına yaklaşarak neden tartıştıklarını sorar. Kavga edenlerden biri ''ben ezan duasının toplu yapılmasının bidat olduğunu söyledim. Bu adam ise bunun bidat olmadığını iddia ediyor.'' diye karşılık verince Hasen el-Benna tüm asırlara ders niteliğinde şu sözleri söylemiştir.

''Ezan bile okunmasın ama siz kavga etmeyin.''

İslam aleminin yeniden ihtilafları bir kenara bırakarak bir ve beraber olacağı günlerde buluşmak dileğiyle,

Kalın Sağlıcakla...

Bize bir nazar oldu, cumamız pazar oldu,

Ne olduysa hep bize azar azar oldu... Arif Nihat Asya

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.