banner114

Malum İstanbul Büyükşehir Belediyesi yerel seçimleri yenilendi. Ekrem İMAMOĞLU ve Binali YILDIRIM arasında geçen seçimi İmamoğlu kazandı. Hayırlı olsun güzel hizmetler yapması temennimizdir.

Benim sizlerle paylaşmak istediğim nerede yanlış yapıldı ki İstanbul gibi bir kale elden çıktı. Hani cumhurbaşkanının dediği gibi İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder.

Eğer yapılan bunca yanlışa rağmen ders çıkarılmayacaksa korkarım Türkiye de kaybedilecektir.

Mekke’nin fethinden sonra Kabe’nin anahtarının verilmesi olayı bize bir kapı aralar sanırım;

“Mekke’nin fethinden önce Mekke’nin anahtarı henüz Müslüman olmayan Osman bin Talha’dadır. Peygamberimizin amcası Hz. Abbas Kabe’nin anahtarının kendisine verilmesini ister.

O esnada Nisa süresi 58 ayet iner “Allahü teala size emanetleri ehline vermenizi emreder…..” Peygamberimiz(s.a.v) anahtarı henüz Müslüman olmayan birisine yani Osman bin Talha ya herkesin huzurunda teslim eder bunun üzerine Osman bin Talha Müslüman olur.”

“işi ehline vermeyi” Kuranı-ı Kerim emrediyor.

Bir hadisinde Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır “iş ehli olmayana verildiği zaman kıyameti bekle”       

Hani biz adil olacaktık, hak yemeyecek hakkı söyleyecek, işi ehline verecek liyakati esas alacaktık. Asla partizanlık yapmayacak yeterliliği olana öncelik tanıyacaktık. Dininiz de böyle emrederken ne oldu öyleyse bizlere?

Liyakat örselendi, adam kayırmacılık her şeyin önüne geçti, halktan kopuk siyaset izlendi.

Yeteneği, birikimi, donanımı olmayanlara, akraba veya tanıdığı olanlara hak etmedikleri makamlar sunulunca kaçınılmaz son hazırlandı.

Ehil olmayan kişilerin getirildiği makamlarda yeterli irade ve sağduyu olmayınca halk da güven bulanımı yaşandı.  

Hırsızlık, yolsuzluk yapanlar kısmi olarak görevlerinden el çektirilseler de adalet karşısına çıkarılmayarak halk nezdinde hırsızsa bizim hırsızımız denilerek korunması yöneticilere olan güveni bitirdi. Halk nezdinde adalet duygusu derinden yara aldı.

Ehliyetli yöneticilerimizin de güç zehirlenmesi yaşaması, hatalarını usulü erkanıyla bile söylenmesine rağmen söyleyeni yaftalamaları, ötekileştirmeleri ayrı bir güven bunalımı oluşturdu.

Halkın fikirlerinin alınmasının sadece formaliteden ibaret olması, dikkate alınmaması halkla yöneticiler arasında kopuk, güvenin olmadığı bir alan meydana getirdi.

Muhtar olamaz denilenlerin mağduriyetleri hayatlarında büyük bir örneklik teşkil ederken mağdur etmekten geri durmayarak, akıl tutulması, güç zehirlenmesi yaşadılar.

Dava bilincine sahip olan, olaylara vatan ve ümmet perspektifinden bakanlar dışlanarak dava sadece partinin bekasına kadar indirgendi. Partiyi merkeze almayan her düşünce ve söylem kenara atıldı, dikkate alınmadı, yok sayıldı.

Şakşakçılar ve alkışçılar yöneticiler önünde bin bir taklalar atarak üç maymunu oynayarak yöneticilerin kamuoyuyla ilgili yanılmalarına yanlış kararlar almalarına sebebiyet verdiler.

Tüm bu çıplaklığıyla olanlara rağmen gerekli dersler çıkarılmazsa söylemler lafta kalırsa şayet; diriliş bitmeden yıkılışın geleceği aşikârdır.

Rabbimizin açık uyarısı da yanı başımızda dururken;

Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınızın sonucudur; üstelik O birçoğunu da affetmektedir.[43 Şura 30]*                                                                     

Gereken dersi çıkarıp gerekeni yapanlardan olma ümidiyle.                                 

Kalın sağlıcakla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.