banner114

Siz hiç “hak arama suçu” işlediniz mi?

Bilindiği gibi Anayasaya göre, bir şeyin suç olması kanunen tanımlanmış olmasına bağlıdır. Buna suçun kanuniliği ilkesi denir. Haklar ve suçlar yasalarda tanımlanmıştır. Hak ve suçun kanuniliği adli merciler için geçerli olduğu gibi, kamu idareleri, kurumlar ve işletmeler içinde geçerlidir. Fakat yöneticiler çalışanların bazı haklarını kullanmalarını suç olarak görür. Bu ihtimali gözeten yasa koyucu hak arayanların korunmasına dair düzenlemeler de yapmıştır. Ama yine de kötü niyetli ve önyargılı yöneticiler hak aramayı suç sayıp işlem yapmaktan geri durmazlar. Çünkü hak arama süreçleri çetrefilli ve uzundur. Arayanın gücünü, takatini tüketir.

Suç olarak değerlendirilen hakların başında astın mesleki yetkisini yönetici takdiri doğrultusunda değil de mesleki etik doğrultusunda kullanması ve yöneticiyi şikâyet etmesi olduğu söylenebilir.

Ne yazık ki bizdeki yönetim kültürü, yazılı kuralları ve süreçleri esas almaz. İnformal ilişki ve kanallarla oluşan kararları, yazılı kurallara ve süreçlere uydurur. Daima bir istisna veya arka kapı vardır. Kötü niyetli ve önyargılı yöneticiler, yasa koyucunun tanıdığı “takdir yetkisini” hakların gaspı ve hak arayanların cezalandırılması yönünde kullanmaya isteklidir. Yönetsel esneklik için bırakılmış takdir yetkisi haksızlıkların aracı olur. Takdir yetkisine gelene kadar hak-hukuk konusundaki bütün yasal düzenlemeler buharlaşır.

Aslında yönetim kademeleri, çalışanları kurumsal amaçlara yönlendirmek için tanımlanmış pozisyonlardır. Yöneticilerin yönetim pozisyonlarına geliş biçimleri ve süreçleri kurumsal yapı ve amaçlarla uyumlu olmadığından çoğu yönetici kurumsal amaçları önemsemez.  Normal şartlarda yönetici kurumsal amaçlara hizmet eden ve onları geliştirmeye motive çalışanları takdir etmeli ve ödüllendirmelidir. Fakat çoğu kez astların çalışkanlığı ve başarısı yönetici algısında tehdit unsuruna dönüşür.

Şark kurnazı yöneticiler, çalışkan ve üretken astların açıklarını arar. İş yapan eksik yapar, hata yapar; iş yapmayanın ne hatası, ne yanlışı olur gerçeği devreye girer. Çalışan mutlaka bir gün bir yerde açık verir. Bütün çalışanların yaptığı, hatta yöneticinin tolerans diye ilan ettiği bir şey bile o çalışan için suç olur. Bunu fırsat bilen yönetici artık “turnayı gözünden vurmuştur.” Çalışana dersini verme zamanı gelmiştir.

Yönetici tehdit gördüğü çalışanı gelen-gidene, altına-üstüne kötüler, yanlışlarını anlatılır, üstünü çizer.  İlk fırsatta soruşturma açar ve cezayı da yalakaları eliyle verir. Yönetim, başkasının eliyle iş görmek değil midir(!) Sonrada “benle alakası yok, komisyon” söylemini geliştirir. Şayet soruşturma komisyonunda görev alan hakperest insanlar varsa ve aksi karar verilerse onların da defterleri dürülür. Böylece başka çalışkanlara ve hakperestlere, “asarım” mesajı gönderilir. Ama yönetici hala çok masumdur (!) kurumun iyiliğinden başka derdi yoktur.(!)

Çalışan hakkını aramak için yöneticisini, üst makamlara şikâyet etiğinde veya mahkemeye dava açtığında, en büyük ve hiç affedilmeyecek “Hak Arama Suçunu” işlemiş olur.  El-etek öpmeyen, af dilemeyen çalışan, yöneticisini şikâyet ederek bir de “hak arama” densizliğinde bulunmuştur.  

Şikâyetin yapıldığı üst amir, şikâyeti objektif şekilde araştırmayla sorumluyken, çoğu kez böyle yapmaz. Üst amir şikâyet edilen yöneticiyi kendi atamışsa veya “onu yemek derdi” yoksa, çalışanın şikâyet etme cesareti sorgular veya yerini değiştirir. Çalışanın yeri değişse bile “hak arama suçu” onunla birlikte gittiği her yere gider. Eski yöneticinin “tehlikelidir, dikkat edilmelidir” telkinleri diğer yöneticiler üzerinde etkili olur. Ve çalışanın gittiği yerde de takdir aleyhine işler.

Her şeye rağmen haksızlığa uğrayan için “hak aramak suçu” en büyük erdemdir. Çünkü o dünya da adalet arayışını simgeler. Feleğin rağmına, “Hakkın hatırı alidir, hiçbir hatıra feda edilmez” der. Haksızlığı alet olanlar “zulme rıza zülümdür” kaidesiyle zalim olur ve “sıra sana da gelir” kuralı bir gün gerçekleşir. Nihayetinde bütün mahzunlar, mağdurlar ve mazlumlar “Zalimler için yaşasın cehennem” nidasında teselli bulur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.