banner114

Sümela teleferik, yatırımcı bekliyor

AK Parti Trabzon Milletvekili Bahar Ayvazoğlu, Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye yönelik uyguladığı seyahat kısıtlaması, turizm çalışmaları, altyapıda yaşanan sorunlar ve yatırımların akıbeti gibi birçok konuda günebakış’ın sorularını içtenlikle cevaplandırdı.

Günebakış: Suudi Arabistan son dönemde aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 15 ülkeye giden vatandaşlarının ülkeye dönüşlerinde üç yıl süreyle ülkeden çıkışlarına izin vermeme kararı aldı. Transit geçişle 15 ülkeye geçişi yasakladı. Çok ciddi ve saçma bir yasak ama beli ki kasti yapıyor bunu? Bir anlamda Arap turizmi çerçevesinde önemli atılım yapan Trabzon bundan büyük darbe görecek. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Trabzon için ciddi bir kayıp olur mu? Bu konuda yorum yapabilir misiniz?

Ayvazoğlu: Olayı iki başlıkta değerlendirmek gerekiyor:

Birinci başlık Turizm. Elbette turizm hem ülkemiz hem de dar ölçekte Trabzon’umuz için çok önemli bir gelir kaynağı. Türkiye’nin bütçe açığını olumlu yönde etkilediği kadar, istihdam oranına da çok önemli katkıları var. Malum pandemi sonrasında hükümetimizin kısıtlamaların önemli bir bölümünü kaldırmasıyla turizm sektöründe ciddi bir açılma yaşandı. Daha geçen gün THY yetkilileri ile yaptığımız görüşmede o gün içinde 10 tane yabancı uçağın Trabzon Havalimanına iniş yaptığı bilgisi verildi. Sektör temsilcileri bunun artarak devam edeceği görüşündeler.  Suudi Arabistan’ın bahsettiğiniz kararına değinecek olursak görünürde bu karar tamamen Covid vakalarının ülkelerinde yayılmasını engelleme amacı taşıdığı ifade ediliyor. Bu karar milletimiz ve sektör temsilcileri nezdinde güdümlü bir karar olarak değerlendiriliyor. Benzer kısıtlama kararı biliyorsunuz Rusya Federasyonu tarafından da alınmıştı. Daha sonra kurulan temaslar olumlu sonuç vererek Rusya’nın bu kararı Türkiye lehine güncellendi.

Pandemi koşullarında her ne kadar bu kararlar siyasi olarak algılansa da devletlerin siz burada siyasi bir karar verdiniz deme lüksü yoktur. Elbette pandemi Dünya gündeminden kalkacaktır ve yeni durumda Suudi Arabistan’ın bu kararı Türkiye lehine düzeltmesi istenecektir. Milletimiz hükümetimizin dış politikada duygusal davranacağını zannetmesin. Atılan ve atılacak her adımın sonucunda ülkemizin çıkarlarının korunması önceliğimizdir. Dolayısıyla  ikinci başlık olan siyasetin gereği Suudi Arabistan’la da etkin bir dış politika yürütülüyor ve diplomatik ilişkilerimizle sorunlarımızın çözülebileceğini düşünüyorum. Onu biraz beklemek lazım. İkili ilişkilerdeki o dilin hangi perdeden, hangi seviyeden olacağını görmek lazım. Dışişleri Bakanlığımızın bugüne kadar böyle kriz olarak addedilen birçok meseleyi suhuletle hallettiğine ve sonrasında Türkiye’nin çıkarlarına yönelik bir şekle dönüştürdüğüne hepimiz defaten şahit olduk. Bunun da bu şekilde olabileceği kanaatindeyim. Ayrıca biz sadece Ortadoğu’dan değil dünyanın her yerinden Trabzon’a turistin gelmesini hedeflemeliyiz. Turizm çeşitliliği sadece turiste sunulan hizmet veya alternatiflerden ibaret olmayıp turistin de çeşitliliği kıymetlidir. Ben bu noktada  turizm sektörünün hem özel anlamda hem bakanlık nezdinde ciddi çalışmalar yaptığını, turistin Trabzon’a çekilebilmesini, yayla turizminin, özellikle doğa turizminin canlandırılması açısından, tanıtımların, organizasyonların, ülkeler arası iş birliğinin yapıldığını biliyorum.

Günebakış: Trabzon’un turizm kenti olduğunu ifade ettiniz. Turistik tesisler yapıldı ama turizmi çeşitlendirme noktasında zaman zaman projeler gündeme geliyor. Limandan Boztepe’ye teleferik gibi... “Kızlar Manastırını restore ettik, açacağız. Turizme yeni destinasyonlar kazandıracağız, alternatifler sunacağız.” gibi söylemler oluyor. Çok fazla dile getirilen proje var ama uygulaması yok. Sahada sonuçlarını neden göremiyoruz?

Ayvazoğlu: Sümela Manastırı, yaklaşık 5 yıllık bir restorasyon sonrası tamamen açıldı. Sümela aslında bir kompleks olarak sadece bir yapıdan ibaret değil, çevresi ile yeni destinasyonlar oluşturuldu. Hemen karşısına teraslar yapıldı. 11 km lik yol düzeltildi aynı zamanda. Bu yol yaylacılarımız içinde önemli bir güzergah. Yine otoparklar yeni sosyal tesisler Büyükşehir Belediyemizce yapıldı yapılmaya devam ediyor. Kısaca Sümela başlı başına Trabzon turizminin önemli bir lokomotifi idi şimdi daha da önemli bir konuma sahip oldu.

Kızlar Manastırı’na gelince;

2019 yılının sonlarına doğru tam restorasyonu tamamlandı ardından işlevlendirilmesi için Büyükşehir Belediyemiz çalışmalara başladı, fonksiyonel olarak tam bir destinasyon mantığı ile hem müze hem çeşitli sanatsal ve kültürel faaliyetlerin yapılacağı bir alan olarak planlandı.

Sıkıntımız alanın dar oluşu gelen misafir araçlarının park edileceği alanı olmayışı, bu nedenle alanda Büyükşehir Belediyemiz çalışmalarını yaptı gerekli eksiklikleri kısa zamanda gidermek için çalışmalarını hızlandırdı. Çok uzun sürmez açılacaktır ve şehrimize gelen ziyaretçilerin önemli bir gezi güzergahı olacaktır.

Günebakış: Alternatif projelerin gündeme gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ayvazoğlu: Alternatif proje demek; var olanın rafa kaldırılması değil tabi ki, şehrimize katma değer sağlayacak, insanımıza yeni istihdam alanı oluşturacak projeler her zaman olacaktır niye olmasın?

Günebakış: Alternatif projelerin karşılığının da olması gerekmez mi? Mesela Sümela Manastırı’na teleferik yapılacağını yıllar önce yazdık ama ortada yapılmış bir teleferik yok. Vaat edilen bazı projelerin gerçekleşemediğini görüyoruz. Bunun nedenleri neler?

Ayvazoğlu: Üretilen her proje anında uygulamaya sokulacak ve karşılık bulacak diye bir bakış açısı beraberinde sorunlar getirir. Netice üretilen proje birçok farklı parametleri gözeterek hazırlanıyor ve katma değer sağlayacağına inanılıyorsa, şehrin önünü açıyor veya hizmete dönükse karşılığı vardır ve yapılır.

Sümela Manastırı’na Teleferik projesine önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanımız Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu zamanından başlanılmıştı. Hatta ö dönemde hatırladığım kadarıyla bir ekip görevlendirerek Türkiye'nin birçok vilayetinde faaliyette bulunan teleferikleri ve işletme modellerini inceletmişti. Yasal izinleri de tamamlanan bu proje, uygulama aşamasına geçirilmek üzere son yerel seçimin hemen akabinde ihale edildi. Ancak yeterli katılım sağlanamadı ertelendi. Böylesine hatrı sayılır maliyeti olan bir projenin belediyenin öz kaynaklarıyla yapılması diğer belediyecilik hizmetlerini aksatacağı kanaatindeyim. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle bu işi üstlenip hakkıyla yapacak ve işletecek babayiğitleri Sümela Teleferiğe yatırım yapmaya davet ediyorum. Sümela’ya teleferik gündemden kalkmış değil. Sümela sürekli yatırım alan bir destinasyon. Biliyorsunuz Çakırgöl’e yapılan yol Sümela Manastırına kadar tamamlandı ve çokta güzel oldu.

Günebakış: Şu an Beşikdüzü teleferiği atıl durumda kullanılmıyor. İşletmecisi verdiği taahhütleri yerine getirmediği için belediye sözleşmeyi feshetti. Bir mahkeme durumu var. Ancak açık kaldığı bir yılda da 67 bin kişi kullanmış. Teleferik yapımı için yeterli olmaz mı?

Ayvazoğlu: 67 bin kulağa hoş gelebilir. Ancak teleferik işletme maliyetini bilmiyoruz. Sürdürülebilirlik açısından girdinin çıktıdan fazla olması gerekiyor.

Günebakış: Vekilim ilçe üzerinden değil de Ordu üzerinden değerlendirelim o zaman. Bu daha doğru olacaktır!

Ayvazoğlu: Elbette bu da saygı duyulacak bir bakış açısı. Sonuçta Ordu, denizden yaklaşık 500 mt. yukarıda bir rakıma insanları çıkartarak hem onlara keyifli vakit geçirme olanağı tanımış hem de bu hizmetten ciddi bir gelir etme imkanına kavuşmuştur. Teleferik kabinlerini kullanan insanları şehir üzerinden geçirerek güzel bir ambiyansta, güzel bir hizmet sunmuştur. Bu hizmetin alıcısı da fazlasıyla var.

Dolayısıyla bu tarz projelerle ulaştığınız noktada insanlara vadettiğiniz şey o hizmete talebi olumlu etkileyebiliyor. Ordu ilimizde olduğu gibi.

Bizim Boztepemize gelecek olursak. Şimdi burada da çok güzel düzenlemeler yapılıyor. Zaten güzel ve özel olan Boztepe, bu düzenlemeler ile çok daha güzel bir destinasyon alanı olacak. Sonra Boztepe’ye teleferik. Neden olmasın? Bana göre olur, olmalı, inşallah olacaktır da.

Sürekli söylediğim bir şeyi burada da tekrar etmekte fayda görüyorum. AK Parti ve AK Belediyecilik şehirlerimize öncelikle bir vizyon ve bu vizyonla şekillenmiş bir belediyecilik kazandırmıştır. Teleferikler, Raylı Sistemler, Geniş Otobanlar, Caddeler, Alt ve Üst Yapı Projeleri. Bunların hepsi hayal bile değilken, şimdi ne zaman yapılacağını konuşur olduk. Ama kaçırılmaması gereken bir husus var. Tüm şehirlerin öncelikleri var ve bunların bir kısmı bazen vatandaşlarımız tarafından bilinemeyebilir. Örneğin hepimizin evinde o veya bu şekilde sularımız akıyordu. Ama girişilen altyapı çalışmaları bize gösterdi ki belki beş belki on yıl sonra mevcut altyapıda çok sıkıntılı ve kronik bir rahatsızlık yaşanacaktı. Bu öngörüden hareketle girişilen altyapı çalışmaları bittikten sonra üst yapı çalışmaları süratlendirilecektir.

Günebakış: Trabzon son zamanlarda özelikle Ortahisar’ın köyleri olmak üzere su sorunu yaşıyor. Tankerlerle su taşıyorlar. Köylere çıkıyor musunuz? Vatandaşla görüşüyor musunuz?

Ayvazoğlu: Çıkıyorum tabii. Genel Kurul çalışmaları haricinde sürekli sahada istisnasız her gün milletimizleyim.

Günebakış: Size sorunlarını iletmiyorlar mı?

Ayvazoğlu: İletmez olurlar mı hepsi iletiyor. Biz zaten bu yüzden onların yanına gidiyoruz. Onlardan aldığımız tüm konuları gerekli yerlere iletiyoruz.

Sorunuza dönecek olursak; su sorunu denilince tabii konunun tek bir muhatabı var. TİSKİ. Dolayısıyla TİSKİ’nin yapmış olduğu altyapı çalışmaları ile alakalı da elbette vatandaşlarımız tarafından birçok defa serzenişte bulunulduğuna şahit olduk. Onların görüş, öneri, talep ve beklentilerini anında ilgili yerlere ilettik, iletiyoruz. Ama şunu kabul edelim yürütülen çalışmaların içeriğinde bu tarz sıkıntıların yaşanması öngörülen bir hadisedir. Nihayetinde bir apartman dairesine yapılan su tesisatından bahsetmiyoruz. Koca bir şehir şebekesi yenileniyor. Çalışmaların nihayete ermesiyle de herkesin uzun yıllar rahata ereceği, konforunu yaşayacağı çok kıymetli bir proje bu.

Birde bu işin kırsal mahalleleri yani eski tabiriyle köyleri var. Kırsal alanda yaşanılan birtakım sıkıntıları da görmezden gelemeyiz. "Vatandaşlarımızın bazıları diyor ki; dedem dağdan suyu almış getirmiş. Sen buna hiç para veya emek harcamamışsın. Benim getirdiğim sudan sen neden para alacaksın? Sen bana bir hizmet getir sonra su sayacını tak."

Dünyada yakın zamanda öngörülen tatlı su kaynağı sorunu ortadayken, sembolik bile olsa su tüketiminden bir bedel alınmasını çok doğru ve yerinde bir karar olarak görüyorum. Bu kararın; içme suyunun tasarrufuna sunacağı katkıyı görmezden gelemeyiz. Hiç kimse bedelini ödediği suyu hoyratça harcamaz.

Devletimiz yerleşim yerlerinin 50 yıllık 100 yıllık içme suyu ihtiyaçlarını öngörüp bu alanda planlama yapması pek tabiidir. Vatandaşımızın dedem dağdan suyu getirdi cümlesindeki o "Dede"nin yükünü, artık Devletimiz ve kurumlarımız üstlenmiştir. Kurumlarımız da sahip olduğu ekonomik kaynaklar çerçevesinde belirli bir planlama dahilinde ve kanunun emrettiğini uygulamak zorundadır. Vatandaşlarımızın gelecek nesillerimizden ‘Bana ne? Ben kendi durumuma bakarım.’ diyeceğini sanmıyorum. Buna karşın milletimizden alınan ücretin karşılığında da verilen hizmetin olabilecek en iyi kalitede sunulmasını beklemeleri onların en tabii hakkıdır. Kurumlarımız için nihai hedefleri asgari değil azami memnuniyettir. Dolayısıyla TİSKİ’nin hayra yönelik tüm gayretlerini milletimizin görüp desteklemelerini, olur ya hatalı iş veya işlemlerini de anında yetkililere bildirmelerini istirham ediyorum. İnanıyorum ki bu sorunlar kısa süre içerisinde çözülecektir.

Günebakış: Yatırım Adası’na zaman zaman ziyaretleriniz oluyor. Trabzon’un sorunları açısından kurumları dolaşıyorsunuz, kurum başkanlarını ziyaret ediyorsunuz. Yatırım Adası bunlardan biri. Konuya vakıfsınız. Yatırım Adası’nda geç kalmadık mı? Yani çok geç kalınmadı mı? İşler rayında mı gidiyor?

Ayvazoğlu: Yatırım Adası makro ölçekli bir proje her şeyden önce. Ben her yerde iddia ile söylüyorum. Belki de Trabzon’un geleceğini kurtaracak en önemli proje. Benim için kendi adıma Trabzon’da yapılması gerekenleri sıralasam Yatırım Adasını birinci sıraya koyarım. Yatırım Adası’nı yaptığımız zaman demiryolu da diğer ulaşım alternatifleri de kendiliğinden Trabzon’a gelecektir.

Yatırım adası ile örtüşen şehir insanımızın çok önemli yetenekleri de var. Bilhassa Savunma sanayi noktasında. Geçtiğimiz hafta Valilik koordinasyonunda sadece yatırım adası ile ilgili çok önemli bir toplantı yaptık. İçerisinde nanoteknolojinin, biyoteknoloji, savunma ve uzay sanayi gibi üst düzey teknolojik yetkinlik gerektiren bir ihtisas alanından bahsediyoruz. Milletimiz yanlış anlamasın lütfen ama; bizim aracımız bir sanayi sitesi kurmak değil. Şehrin ve ülkenin kaderinin değiştirecek teknolojik ürün üreten bir endüstri bölgesinin kurulmasından bahsediyoruz. Bu projenin her aşamasının iyi planlanması gerekiyor. O toplantıda gördük ki bu mega projede profesyoneller marifetiyle çok boyutlu bir şekilde çalışılıyor. İşin mutfağından ciddi bir emek var. Bizlerde projenin her aşamasını interaktif şekilde Bilim ve Sanayi Bakanımızla, Ulaştırma Bakanımızla defalarca konuştuk, görüştük. Ciddi bir mali yükü de olan bu projeye Cumhurbaşkanımızdan da özel bir destek talep ettik. Etmeye de devam ediyoruz. Proje tamamlansın, alanın dolgusu yapıldıktan sonra ki aşama çok daha hızlı ilerleyecektir diye düşünüyorum. Alanı ortaya çıkarabilirsek sonrası yatırımcılar ile de hayata geçirilebilir. Belki uluslararası bir veya birkaç yatırımcının da oraya getirilmesiyle birlikte farklı bir ivme kazandırılabilir. Taliplerinin de olduğunu biliyoruz. Ama burada en doğru kararın verilebilmesi için çok titizlikle bir çalışma yapılıyor. Örnekleri de var. Başka endüstri bölgelerinde bu yatırımcılarla yapılmış çalışmalar var. Enini boyunu ölçüyoruz mazeret gibi algılanmasın ama gerçekten çok önemli bir süreç geçirdik. Pandemi dönemi durgunluk dönemiydi. Bu durgunluk döneminden bütün yatırımlar nasibini aldı. Bu da aldı. Biraz önce konuştuk. O turizm girdilerinin hiçbiri Türkiye’ye gelmedi. Ülkeye para gelmediği gibi ülkenin cebinden sürekli para çıktı. Dolayısıyla bazı yatırımlar iptal edilmedi ama bir müddet askıya alınma durumunda kaldı. İnşallah ivedilikle pandemiden kaynaklı ekonomik daralmayı aşacağız. Yatırım Adası ithalat-ihracat dengesi açısından baktığınızda sadece şehir ekonomisine değil bölge ve Türkiye ekonomisine katkıda bulunabilecek devasa bir yatırımdır ve inşallah bu yatırım AK Parti imzasıyla hayata geçirilecektir.

Günebakış: Elzem olan şeylerin yapılmaması durumunda eleştiri getirilmesinden bahsettiniz. Bu söyleminizin yaptığı bir çağrışımı sizinle paylaşmak istiyorum. 2019 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Karadeniz Bölgesi’nde 15 bin afet konutu yapılacağını söyledi. Biz mesela bu 15 bin konutta neredeyiz? Trabzon’da afet konutları ne aşamada? Bilginiz var mı?

Ayvazoğlu: 1,5 yıldan daha fazladır Covid-19 ile Dünya ile aynı anda mücadele veriyoruz. Devletimiz hiçbir vatandaşına küresel bir pandemi var kendini bu pandemiden kolla deyip geri çekilmemiştir. Bu süre zarfında az veya çok herkes bir şekilde devletinin desteğini görmüş ve görmeye de devam etmektedir. Dolayısıyla böyle bir küresel salgında bazı şeylerin biraz gecikmesi doğaldır.

Şuan görüyorsunuz; dünya pandeminin yanında küresel iklim değişikliğinden kaynaklı bir çok afetle uğraşmak durumunda kalmıştır. Yangınlar, seller art arda geliyor. Hamdolsun ülkemiz, bu tarz hadiselere anında refleks gösterip afet bölgesinde milletimizin yanında oluyor, yaralarını sarıyor. Kendimizden, kendi ailemizden konuya bakalım. Bazen ani gelişen hadiselerden kaynaklı yaptığımız birçok planlarımızı ertelemek durumunda kalmıyor muyuz? Düğününü erteleyen. tatilini erteleyen, eğitimini erteleyen, yatırımını erteleyen, alacağını erteleyen, borcunu erteleyen olmuyor mu? 100 yılda bir yaşanabilecek hadiseler maalesef üst üste vuku bulmuştur. Şuan bizim önceliğimiz insanımızın hayatını korumaktır. Ardından yaşam standardını korumak, onun ardından da yaşam standartlarını geliştirmek. Dolayısıyla verilen hiçbir sözün, vaad edilen hiçbir projenin yapılmaması gibi bir durum söz konusu olamaz. Çünkü; kıymetli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Partisi; milletine verdiği her sözü yerine getirmekle oluşturduğu güven duygusuna bağlı olarak 20 yıldır iktidardadır.

Günebakış: Millet Bahçeleri söz konusu olduğu zaman aynı duraklama dönemini görmüyoruz. İlçelere bile Millet Bahçesi için söz veriliyor. Millet bahçelerinin yapıldığı bir ortamda afet konutları yapılamaz mı?

Ayvazoğlu: Devletimizin milletimizden topladığı vergilerle yaptığı her icraat bir ihtiyaçtan doğar. Dolayısıyla hepsi ihtiyaçtır.

Günebakış: Afet konutları daha önemli bir ihtiyaç değil mi? İnsan hayatı söz konusu olduğunda daha önemli bir ihtiyaç değil mi?

Ayvazoğlu: Devletimiz afete maruz kalan hiçbir vatandaşımızı kaderine terk etmemiştir. Örneğin Araklı-Çamlıktepe de yaşanan ve herkesi yasa boğan sel felaketinden etkilenen vatandaşlarımız için Araklı’da afet konutları yapılıyor şuan %90 seviyelerinde. İnşallah kısa süre içerisinde vatandaşlarımız konutlarında oturmaya başlayacaklar. Peki bu süre zarfında yalnız mı bırakıldılar? Elbette hayır! Kira yardımı gibi birçok nakdi yardım onların yaralarına merhem olsun diye afetzedelere ödenmiştir. Ama kabul edersiniz ki; çok zorlu bir coğrafyada yaşıyoruz, arazi dağlık yerleşim alanımız dar, yerleşim alanlarında problemlerimiz bugün değil yıllardır devam ediyor ve bu sebeple pek çok afete yanlış yerleşme veya yanlış yapılaşma dolayısıyla maruz kalıyoruz.

Alelacele afetzedelere konut yapıp onları oraya yerleştirirsek bu doğru olmaz. Dolayısıyla bir park veya bahçenin imalatındaki risklerle insanımızın ikamet edeceği bir binanın imalatındaki risk aynı değildir. Daha teferruatlı bir çalışma gerektirir. Bu tarz afet konutlarının sosyolojik bir boyutu vardır. Afetzede haklı olarak doğup büyüdüğü, babası, atasının toprağından çıkmak istemiyor. Evi yıkılsa bile, riskli olsa bile ekip biçeceği bağı, bahçesi, tarlası o bölgede... Komşusu akrabası o bölgede. Şimdi afetzede ile birlikte tüm akraba, eş dost ve komşusunu, bağını, bahçesini taşıyabilmek kabul edersiniz ki imkansız. Kim bunu kabul eder. İşte sayılan bu gerekçe ve burada ifade etmeye vaktimizin bile yetemeyeceği yüzlerce farklı parametre değerlendirilerek bir sonuç ve buna bağlı bir proje ortaya çıkarılınca süratle uygulamaya geçiriliyor.

Günebakış: Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler varsa lütfen bizimle paylaşır mısınız?

Ayvazoğlu: Hükümetimize, partimize, kişisel olarak bize, elbette her türlü eleştiriler her zaman olacaktır, olmalıdır da. Nitelikli eleştirilerin çıktığı ortamında oluşması için azami gayret sarf ediyoruz. Her fikre açığız ve tüm fikirleri önemsiyoruz. Onun için AK Parti’yiz. Ülkelerin olduğu gibi şehirlerin de sorunları olur hatta sorunsuz şehir de yok gibidir. Bizim şehrimiz zor bir coğrafyası var yaklaşık 5 bin kilometre bir alana sahip şehrin %80’ni dağlık arazi, dezavantajı çok, coğrafyası çok zorlu… Trabzon’un yaklaşık 29 bin kilometrelik yol ağı var ve Türkiye de ilk sıralarda yer alıyor. Ve bu yol ağı AK Patimizle genişledi, Halil Rıfat Paşa ‘Gidemediğin yer senin değildir’ der biz önce yolu götürdük milletimize beraberinde hizmeti… Yeterli mi tabii ki değil ama aşkınan çalışmaya devam ediyoruz. Hamdolsun taleplere bakıldığında milletimiz artık hizmet almaktan öte hızlı ve kaliteli hizmet alma noktasında değerlendirmeler yaptığını müşahede ediyoruz. Bunu da AK Parti’nin en büyük projesi olarak görüyoruz. Artık milletimiz aldığı hizmeti değerlendirirken gelişmiş ülkelerin vatandaşına verdiği hizmetle kıyas yaptığını görüyoruz. Milletimiz her şeyin en güzeline, en iyisine layık bilinciyle hareket ediyoruz. Hemşehrilerimize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.