banner114

Rusya bizi test etti

Prof. Dr. Bocutoğlu Türkiye’nin Amerika ile gelişen ilişkileri, Gürcistan’ın mutlaka NATO’ya alınmasını savunması ve Libya’da ABD’den destek istemesi Rusya’yı kızdırdı. Rusya, İdlib üzerinden mesaj verdi

günebakış: Avrasya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu ile İdlib konusunu konuştuk. İdlib’te neler oldu? Neler oluyor? Bundan sonrası için neler bekleniyor?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: İdlib’te karşı karşıya kaldığımız olay Suriye hükümet güçleriyle Türkiye Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerinin ilk defa karşı karşıya geldiği bir olaydır. Bu olay birikmiş olan bir sürecin patlak vermesidir. Türkiye, Anadolu’daki mevcut Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine kurulduğu Misak-ı Milli sınırlarını koruma adına çevresindeki olayları yakından takip etmektedir. Örneğin Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika Bölgeleriyle yaşanan olaylarla yakından ilgilidir. Bütün bunlar emperyalist düşünce ile mütalaa edilmemelidir. Ortadaki niyet Osmanlı İmparatorluğu’nu tekrar canlandırılması değildir. Mesele doğrudan doğruya Türkiye’nin coğrafi bütünlüğünü hedef alan tehdit gayet önceden beri bilinmektedir. Bunu planlayan Amerika Birleşik Devletleri’dir. Türkiye’de Kürdistan adı verilen bir devlet kurulacaktı. Bu devlet daha sonra Ermenilere teslim edilecekti. Kurulacak olan bir devletin bir kısmı Trabzon Limanı, diğer kısmı Mersin’den meydana gelecektir. Herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Bu engellenmiştir. Dolayısıyla Türkiye, bu tür şeylerden ötürü çevresiyle ilgilenmektedir. Yapılan planla Suriye’de, Kuzey Irak’ta İran’ın içerisindeki bir bölgede PKK devleti kurulması hedeflenmekteydi. Bunlar ayrı ayrı bağımsız federal yapılara getirilecek sonra Türkiye ile entegre edilmek suretiyle Türkiye’nin birliğine son verilecekti. Bu plan bitmiştir.

günebakış: Kuzey’de PYD kolidori ile İdlib arasında bizim açımızdan bir bağ kurulabilir mi?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu:  Elbette. Kesinlikle bağ vardır. Göçü önlemek ya da bizdeki sığınmacıları yerleştirmek bakımından birbirinden ayrılamaz.

Türkiye diplomatik kartını kullanmak suretiyle bu problemi çözmek üzere uluslararası kamuoyunu ve uluslararası hukuk çizgisinden hareketle Suriye meselesine bir çözüm getirmeye çalıştıysa da her dış unsur Suriye’den bir toprak parçasını ihlal ettiği için mecburen Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki PKK koridorunu önlemek adına arka arkaya süreç geliştirmiştir. Bu koridor aşağıya doğru yayılarak İdlib’in kontrol altına alınması, Türkiye’nin İdlib içerisinde bulanan terörist unsurları kontrol etmesi adına buranın güvenliğinden bir pay sahibi olmuştur. Oradaki terörist unsurlar kimler tarafından yönlendiriliyorsa söz dinlememektedirler. Türkiye buradaki teröristleri kontrol altına alamadığı için rejim kuvvetleri güvenlik noktalarının sağından solundan tırtıklama yapmak suretiyle daha önce geliştirilen Astana ve Soçi süreçlerini etkisiz hale getirmektedir. Türkiye, kontrol noktalarını takviye etmek için koordinatlarını daha önce Rusya’ya bildirdiği, Rusya üzerinden de Suriye rejimine bildirdiği bir operasyon yapmıştır. Koordinatlar bilindiği için rejim güçleri de bir nokta operasyonu yapmış ve ağır hasar meydana gelmiştir. Demek ki koordinatları rejime Rusya vermiştir.

günebakış: İdlib’teki terörist unsurlar varsa ve saldırıyorlarsa o zaman rejim haklı mı diyeceğiz?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Hayır, öyle demeyeceğiz. Buradaki gurupların içerisinde o kadar topluluk var ki… Herhangi bir uzman gelip de bu grupları tek tek sınıflandıramaz. İslam davası adına, Suriye davası adına mücadele ettiğini söyleyen adamlar birbirlerini öldürme konusunda son derece mahirlerdir. Rejim, sağdan ve soldan kontrol noktalarından içeri girince hiçbir direniş görmüyor. Dikkat ettiniz mi? Türkiye’ye yakın yerlerde olan bu unsurlar kavga dövüş çıkarttırıyorlar. Olaylar meydana getiriyorlar. Hatta Türkiye’nin aleyhine de hareket ediyorlar. Dolayısıyla bunlarla uğraşmanın zorluğu bilindiği için pimi çekilmiş el bombası Türkiye’nin eline verilmiştir. Türkiye orada neyi üstlendiğinin gayet bilincindedir. Şimdi rejim bunu fırsat bilerek İdlib’i de halletmek istiyor.

günebakış: İdlib’in Türkiye açısından önemi nedir?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Ama rejimin unuttuğu bir nokta var. Türkiye artık Suriye’den dünyanın herhangi bir ülkesinden göçmen alma kapasitesini doldurmuştur. Türkiye bundan sonra bırakalım 1 milyonluk yeni bir Suriye dalgasını, 10 binlik dalgayı da kontrol edemez. Bu artık bizim yardım etme kapasitemizin üzerine çıkmıştır. Türkiye mecburen bu göçmenleri Suriye’nin içerisinde kontrol ettiği güvenli bölgede tutacaktır. Türkiye’de bulunan 3,5 milyon Suriyeliyi de bilahare kendi vatanlarına döndürmek suretiyle orada onları iskan edecektir. Suriye rejimi bir etnik temizlik yapmaktadır. İçerisinde vatanın asli unsurlarının bulunmadığı döküntüleri bir araya toplayarak yeni bir sistem medyana getirecektir. Türkiye, buna müsaade edemez. Dolayısıyla Suriye’ye barış ve huzur getirecek yeni bir anayasanın tesisi, göçmenlerin memleketine dönmesi ve herkesin razı olduğu bir yönetim biçimi tesis edilinceye kadar Türkiye oradaki toprakları elinde tutmalıdır.

günebakış: Türkiye, orada bulunmasının sebebi gelecek göç dalgası nedeniyle midir?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Türkiye, savaşı göçmenler için yapıyor. Birincisi, göçmenlerin Türkiye’ye girişini engellemek için… İkincisi de yeni Suriye anayasası teşkil edilinceye kadar Türkiye’deki göçmenleri de tekrar vatanlarına iade edebileceği toprakları elinde tutmak için İdlib’te duruyor. Yoksa Türkiye’nin hiçbir surette Suriye’nin toprağında gözü yok. Bunu zaten alenen deklare ediyor. Yani Türkiye İdlib’i alıp da ne yapacak? Şunu unutmayalım. Suriye rejiminin asli sahiplerini Türkiye üzerine sürdükten ve temizledikten sonra ortaya çıkacak rejimle uzun boylu çatışması gerekecek. Dolayısıyla daha işin başında problem buradayken mutlak surette buraya bir çözüm getirmesi lazım. Anladığımız kadarıyla ABD’nin desteği alınmadan bu çözümün getirilemeyeceğini Türkiye anlıyor. Çünkü idlib’te bulunuşumuzun esasını teşkil eden Astana ve Soçi süreçlerinin çöktüğünü resmi olarak ifade etmekteyiz. Sürecin tekrar tesisi için mutlaka Rusya ile yeni görüşmeler meydana gelecektir. Ancak yeni görüşme yapmak için Türkiye’nin Amerika tarafına yaktığı yeşil ışıklar, Gürcistan’ın NATO’ya alınmasını savunması ABD’nin gerek Libya’da gerek Doğu Akdeniz’de gerek Suriye’de Türkiye’ye arka arkaya olumlu mesajlar vermesi Rusya’yı kızdırmıştır. Rusya’nın mesaj vermesi gerektirir bir hal almıştır. Rusya’da mesajı İdlib üzerinden vermiştir.

günebakış: Şunu mu söylüyorsunuz: Rusya İdlib’te Türkiye’ye bir mesaj mı vermiştir?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Evet Türkiye’ye bir mesaj veriyor. Diyor ki; ‘Amerika’yla çatışmandan dolayı biz bir araya gelerek yeni süreçler geliştirdik. Bu süreçlerde birbirimize danışarak Suriye’ye bir şekil vermeye çalıştık. Ama anlıyorum ki sen tekrar Amerika Birleşik Devletleri’ne doğru meyil ediyorsun.’ Halbuki Türkiye’de diyor ki; ‘Ben herhangi bir kimseye meyil etmiyorum. Çıkarlarımı korumaya çalışıyorum ve güçleri dengelemeye çalışıyorum. Bu gizli kapaklı bir şey değil ki… Dolayısıyla bir dünya gücünü öbür dünya gücüyle dengelemeye çalışıyorum.

günebakış: Türkiye iki süper güç arasında denge sağlamakta zorlanıyor mu?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Türkiye boyutundaki bir bölgesel güç, küresel çıkarları olan ülkelerin çıkarlarına kendi çıkarlarını her istediği yerde ve istediği şekilde telif edemez. Bir yerde kazınıyorsa mutlaka bir yerde patlak meydana gelir. Dolayısıyla biz Suriye sürecinin Suriye’de olup bitenlerin bir süreç olduğunu bu sürecin dalgalı bir seyir izleyeceğini zaman zaman Türkiye’nin lehine emareler gösterirken zaman zaman Türkiye’nin aleyhine döneceğini Türkiye’nin buradaki başarısının bu iki büyük gücü ikna ederek dengelemesine dayalı olduğunu unutmamalıyız. Ama İdlib meselesinde mevzu ikna sürecini aşmıştır. Eğer Türkiye İdlib’ten çıkacak olursa artık Suriye’deki göçü önleyemez, durduramaz ve bütün etkinliğini kaybeder. Dolayısıyla en önemli istimlak noktasını elinde tutmak mecburiyetindedir. Orada bulunan söz geçiremediği teröristlere de bir şekilde söz geçirmek zorundadır. Bununda altını bir kere çizelim.

günebakış: Yani İdlib, bizim kırmızıçizgimiz mi oldu?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Evet kırmızıçizgimizdir. Kuzey Suriye diyoruz ya oradan daha önemli. Barış Pınarı’nın olduğu yerden çok daha önemli… Biz orada 30 mil ileriye gideceğiz dedik 5 kilometre yerine 10 kilometreye razı olduk. Geri adım atacak yerimiz var orada ama İdlib’te yok. Dolayısıyla İdlib yürüttüğümüz politikanın başarısının da bir mihenk taşı olacaktır.

günebakış: Yani İdlib gerektiğinde uğruna savaşabileceğimiz bir hadise midir?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: İdlib gerektiğinde savaşılabilecek bir hadisedir ama bu savaş Türkiye’nin tek başına kazanabileceği bir savaş değil. Mutlak suretle bu denge politikasını diplomasiyi iki tarafın iknasını esas almalıdır. Bazen kazanarak bazen kaybederek… Türkiye amacının tamamına ulaşamaz ama çoğuna ulaşacak güce sahiptir orada.

günebakış: Hadise rejim güçlerinin Türkiye’ye saldırısı ve Türkiye’nin 8 şehit, 5 yaralı… Rejim güçlerinin de 70-80 askeri tasfiye etmesiyle sonuçlandı. Bu Rusya’nın bir test operasyonu muydu? Rusya gizli test mi etti?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Test operasyonu olarak bakalım. Türkiye bu durumda ne yapabilir? Türkiye burada geleceğini aleni olarak göstermiştir. Anladığım kadarıyla da Avrupa Birliğinin sahibi olan Almanya’dan Amerika Birleşik Devletlerinden Türkiye’yi cesaretlendirici sinyaller gelmektedir. Türkiye bu süreci Almanya ve ABD’yi de arkasına alarak ve Rusya ile uyum içinde geçirecektir. Mesele şimdilik böyledir.

Anahtar Kelimeler:
Ersan Bocutoğlu
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.