banner114

Planlar en kötü senaryoya göre yapılmalı

KTÜ İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Osman Üçüncü, Karadeniz Bölgesinde bulunan HES’lerin sel ve taşkınlarda tehlike arz edip etmediğiyle ilgili açıklamada bulundu. Geçtiğimiz gün Kastamonu’da yaşanan ve yıkıcı etkisi büyük olan taşkının ardından HES’ler ile ilgili oluşan yargının yanlış oluğunu dere yataklarının planlamasında mühendislerin her zaman en kötü senaryoyu düşünerek ona göre hareket etmesi gerektiğini söyledi.

SELİN NEDENİ HES DEMEK DOĞRU DEĞİL

Kastamonu, Sinop ve Bartın’da yaşanan sel felaketinin nedeninin tamamıyla HES kaynaklı olduğunu söylemenin doğru olmadığını söyleyen Dr. Üçüncü, “Şuanda yaşanan selin nedeni HES’ler demek gibi bir şansımız yok. Bu konuda olan sorunların DSİ tarafı da var. DSİ tarafından derelerde ıslah çalışmaları ne derece de yapıldı, proje doğru muydu, dere yatağı kaç metreye sıkıştırıldı, oradaki suyun özelliği neydi bunlara bakmak lazım. Bu konuları yerine göre değerlendirmek lazım. Bu şuna benzer iki şeritli yolda giderken tek şerite indirgediğinizde sizin hızınız çift şeritte giderken 80 km, teke indirince belki de 20 km’ye düşüyorsunuz. Su da aktığı doğal yatağı daraltılmışsa, bir regülasyon, bir yenilenme görmüşse elbette orada başka sorunlar oluşur. Suyun hızı oldukça hızlı miktara çıkarak artmaya başlıyor ve yıkıcı özelliği fazlalaşıyor. Yani bir bütünlük içerisinde baktıktan sonra ancak HES’ler sele sebep oldu denilebilir. Bir dere gelirken bir dere daha ona ekleniyor. Burada birleşim noktasında durum nedir ona bakmak lazım” ifadelerini kullandı.

 500 YILDA BİR GELECEK FELAKETE GÖRE PLAN YAPILMALI

Dere ve Akarsu ıslahlarında beş yüz yılda bir yaşanması muhtemel olan felaketler göz önüne alınarak planlamalar yapılması gerektiğini kaydeden Dr. Üçüncü, “Mühendisler işi yapmadan önce bir felaket planlaması yapmak zorundadır. 500 yılda bir meydana gelebilecek olan bir sel felaketine göre dere yatağını düzenler. Mesela ben Kastamonu’da olan olayda görüyorum, balkon çıkmışız biz akarsu yatağının üzerine. Rize’de, Giresun’da, Ordu’da olduğu gibi. Akarsu ve kenarlarında koruma yok. Taşkın zonları yok mesela. Ne yaptık, yolu dereye doğru attık. Çünkü öbür tarafta imar rantı daha büyük. Attıkça dere yatağı 15 metreyse düştü 10 metreye. Mühendis projelendirme aşamasında tedbirini almalı. Biz bunları düşünmek zorundayız. 500 yıllık felaket bugün de, yarın da meydana gelebilir. Ona göre Akarsuyun yatağını düzenlemek lazım. Yani durup dururken alınacak başka bir önlem yok. Özelikle yerleşim alanlarında en kötü senaryoya göre hareket edilmeli. Maçka vadisini düşünün oralarda yapılaşma seyrek, biraz daha aşağıya doğru sanayi bölgesi, daha aşağıda konut bölgesi bulunuyor. Konut bölgesinde düşünmemiz lazım bin yılda meydana gelecek yağış veya sel felaketi benim binalarıma hasar vermesin diye düşünerek akarsu yatağını tanzim etmem lazım. Ama maalesef bunlar plan aşamasında yapılmıyor” diyerek planlamalar noktasında sıkıntılı olunduğunu söyledi.

DAHA BÜYÜK YAĞIŞLARDA NE OLACAK?

Dr. Üçüncü sel ve taşkınlarda birçok kamu kurumunun hatası olabileceğini, yerleşim alanlarına yakın yerlerde nasıl hareket edilmesi gerektiğini açıklayarak, “Bu felaketlerin tarafı kurumsal anlamda baktığınızda çok. Çevre İşleri, Karayolları, DSİ büyük bir kurum bu konuda. Karayolu yolu geçiriyor. Yolu geçirdiğiniz yerlere imar geliyor. Ondan sonra DSİ’ye diyorlar ki şuraya bir duvar çek benim binam çökmesin. Duvar çekmek demek akarsuyun hızını artırmak demektir. Doğal olarak sızma olmuyor. Ne gelen yer altı suyu dereye ne de dereden gelen su yeraltına inmiyor. Burada birbirini tetikleyen pek çok parametre var. Akarsu yataklarının yanında alttan çok büyük miktarda kanalizasyon da geçiriyoruz. Bunların hepsini dere yatağına veriyoruz. Ondan sonra da felaket gelince kanalizasyon da, içme suyu hattı da, diğer altyapı hizmetleri de çalışmıyor. Buradan hareketle bir bütün değerlendirmeyle felaketler için toplam sonuca gidilebilir. Ama elbette büyük yağışlarda HES’lere hizmet eden regilatörlerin kapakları açılıyor. Çünkü orada suyun yükselmesi istenmiyor. Açılınca dere yatağında olmayan su birden geliyor. Dolayısıyla dere yataklarında toprak kuru olunca su hemen sızmıyor. Yüzeysel akışa geçiyor, hız artıyor. Yıpratma ve kotarma gücü çok büyük oluyor. Batı Karadeniz’e 240 mm yağış düştü. 240 mm emin olun bir şey değil. 240 km yağışta eğer böyle bir felaket meydana geliyorsa daha fazla yağınca biz ne yapacağız? Herkes bunu meteorolojiye bağlıyor. Hayır bu doğru değil. Mühendislik şudur, yerleşim alanlarından geçen suyun tanzimi, düzenlenmesi, ıslahı bin yılda gelecek felaketlere göre yapılmalı. Ama bugün maalesef öyle değil” dedi.

HABER:Fatoş BATMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.