banner114

Marmara’daki kirlilik Karadeniz’i öldürmez

Marmara’daki deniz salyasının Karadeniz’i yok edebileceği iddiaları TBMM’ye taşındı. İklim Değişikliği ve Politika Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gülşah Deniz Atalar, “Marmara ölürse peşinden Karadeniz ölür.” dedi. Atalar’ın açıklaması endişe uyandırırken, rahatlatan açıklamayı KTÜ’den Doç. Dr. Coşkun Erüz yaptı. Erüz, “Karadeniz gibi aşırı yağış alan ve aşırı tatlı su girdisi olan bir denizi ancak ve ancak havzaya yağan yağış ve  akarsulardan boşalan  sular, taşıdıkları  kirleticiler ile öldürebilir ya da daimi yaşatır.” diye konuştu. n 6’DA

Marmara’daki deniz salyasının Karadeniz’i yok edebileceği iddiaları TBMM Genel Kuruluna taşındı. İklim Değişikliği ve Politika Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gülşah Deniz Atalar, “Karadeniz sınırlı su yenilemesine sahip ve genetik değişimi az. Dünyanın en büyük oksijensiz su kütlesi. Zaten belli bir derinlikten sonra canlı yaşamıyor. Tuna Nehri yüzünden Batı Balkan ülkelerinin bütün kirliliğinin de taşındığı bir deniz. Özellikle Tuna’dan kaynaklı Karadeniz çok kirleniyor. Bilim insanları Marmara Denizi’ni su canlıları için kuluçkalık, çevre denizler için biyolojik koridor ve genetik materyal havuzu olarak nitelendiriyor. Marmara Denizi alt akıntı yoluyla Karadeniz’e oksijen taşıyor, canlı bir su. Ama şu anda bu müsilaj nedeniyle belki Karadeniz’e de oksijen taşıyamadığımız için Türkiye’nin balık ekonomisinin yüzde 60’ının gerçekleştiği denizin ölmesine sebebiyet verecek bir durum var. Çünkü Marmara Denizi ölürse peşinden Karadeniz de ölür.” açıklamalarıyla endişeye yol açtı.

TBMM’ye taşınan ekolojik krizin Karadeniz’e yansımasını KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Coşkun Erüz, günebakış’a değerlendirdi.  Marmara’daki deniz salyasının Karadeniz’i yok edemeyeceğini kaydeden Doç. Dr. Coşkun Erüz, “Karadeniz, ne yüzey su kütleleri ve ne de besin elementleri açısından Marmara’dan beslenmiyor. Marmara, Karadeniz ve Ege arasında bir iç deniz. Yaklaşık bin 200 metre derinliğe sahip, üstteki ilk 25-30 metrelik tabakası Karadeniz’den gelen sularla beslenir, değişir ve yenilenir. Alttaki 30 metreden sonraki tabakalarsa Akdeniz kökenli, Akdeniz’den Ege’ye ve oradan Marmara’ya dökülen sulardan oluşuyor. Dolayısıyla oksijenli su taşınımı anlamında Marmara Karadeniz’i beslemiyor. Tam tersine Karadeniz, Marmara’yı besliyor. Marmara’daki aşırı bir kirlilik Karadeniz’e dip akıntısı olarak gelecektir ama Karadeniz’in 150 -250 metrelik bir derinlikten sonra ki (yer yer değişir) tabakaları doğal olarak oksijensizdir. Yaklaşık 7 ila 12 bin yıl önce oluşan bir denizdir Karadeniz. Son buzul çağından sonra oluşmuş, gölden denize dönüşmüşmüş bir yapıdır. Bu oluşum sırasında Akdeniz’den gelen tuzlu sular göl olan Karadeniz’in dibini kaplayarak yüksek yoğunluklu dip sularını oluşturdu. Karadeniz’in son buzul çağından sonra deniz olması münasebetiyle Akdeniz’den Marmara’ya Marmara’dan da Karadeniz’e gelen tuzlu ve yoğun sular Karadeniz’in ortalama 150-250 metreden sonraki dip sularını kaplayarak orada birikti. Ancak Karadeniz’in yüzey tabakası dediğimiz yüzeyle 150-200 metreye kadar değişen yüzey tabakasının ise atmosferden gelen oksijenlenme, yağış, nehirlerden gelen tatlı sularla birlikte hemen hemen her yıl kendini yenileme  gibi bir özelliği var. Karadeniz’in dip suları 800 yılda bir yenilenirken, yüzey suları hemen hemen her yıl yenileniyor. Dolayısıyla Karadeniz’in yüzey  su bütçesinin ana kaynağı nehirlerden gelen sular ve atmosferden yağan yağıştır. Marmara’dan gelen sular Karadeniz’i bitirmesi için yüzeydeki oksijenli olan balıkların yaşadığı yüzey tabakaya çıkması gerekir. Hiçbir zaman Karadeniz’in dibindeki sular küçük karışımlar haricinde yüzey tabakaya doğru yükselip taşması gibi bir durum söz konusu değil. Sadece ara tabadaki geçiş sirkülasyonuyla mümkündür. Dolayısıyla Karadeniz’in ölüm ya da kalımı atmosferden gelen yağış, nehirlerden gelen kirletici sularla mümkündür.” ifadelerini kullandı.

KARADENİZ’İN ÖLMESİ YA DA YAŞAMASI…

Karadeniz’in geleceğinde yağışların ve nehirlerden gelen suların temel etken olduğunu kaydeden Doç. Dr. Coşkun Erüz, “Karadeniz’in ölümü de yaşaması çevresindeki akarsuların temiz ve yeterli besleyici element taşıması  ya da aşırı kirletici taşınarak kirletmesine bağlıdır. Bunun yanında petrol taşımacılığı, kanalizasyon ve karalardan denize attığımız katı ve sıvı  atıklar Karadeniz’i etkiliyor. Ama bu Marmara tükendiğinde Karadeniz’i de tüketecek anlamına gelmiyor. Karadeniz hacimsel olarak da Marmara’dan çok daha büyük. Su dengesi de çok farklı. Karadeniz’in suyu boğazdan Marmara’ya doğru akar. Marmara’daki bir ekolojik sorun aynen Karadeniz’e de yansıyacak ve Marmara kendisiyle birlikte Karadeniz’i de öldürecek gibi bir durum söz konusu değil. Mümkünde değil. Karadeniz gibi aşırı yağış alan ve aşırı tatlı su girdisi olan bir denizi ancak ve ancak o bölgeye yağan yağmur, o bölgeye giren suların getirdiği kirleticiler öldürebilir ya da yaşatabilir. Sadece Karadeniz’e göç eden balık ve türlerin geçiş güzergahında olması dolayısı ile göçmen türlerin ekolojisini ve stoklarını etkilemesi söz konusudur… Marmara’yı kaybetmek  gibi bir söylem dahi çok korkunç. Karadeniz ya da Ege’yi etkilemesinden önce mutlaka acil önlem alınarak Marmara’nın  karasal kökenli kirleticilerden arındırılması gerekir.  ” değerlendirmelerinde bulundu.

HABER: Songül MAZLUM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.