banner114
banner146

KTÜ, HEGEM işbirliği güzel oldu

KTÜ ve HEGEM ortaklığı kapsamında geliştirilen ‘İnsan Hakları ve Şiddetle Sivil Mücadele Bilincini Güçlendirici Saha Aktörleri Yetiştirme Projesi’nin lansmanı yapıldı. Proje ile 81 ilde, ilk üç yılda; Adalet Bakanlığı, Şiddetle Mücadele Vakfı ortaklığı ve başta KTÜ olmak üzere Atatürk Üniversitesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Iğdır Üniversitesi, On Dokuz Mayıs Üniversitesi, Sinop Üniversitesi iş birliği ile 100 bin Sosyal Arabulucu, 100 bin İnsan Hakları Danışmanı ve 100 bin Şiddetle Sivil Mücadele Formatörü yetiştirilmesi planlanıyor.

HEGEM Vakfı Başkanı Adem Solak, Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Can, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Trabzon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu, Adalet Bakanlığı ve Sosyal Arabuluculuk Daire Başkanı Ümit İlhan Durmuşoğlu, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Kazaz, HEGEM Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Yahya Mustafa Keskin, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Tetkik Hakimi Hasan Küser, Giresun Üniversitesi Beden Eğitimi Ve Spor Öğretmenliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şevki Kolukısa, Recep Tayyip Üniversitesi’nden Doç. Dr. Eyüp Kulkatıldı.

“HİZMET YAPILARININ OLUŞTURULMASI AMAÇLANMIŞTIR”

Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Hamdullah Çuvalcı, KTÜ ve HEGEM ortaklığı kapsamında geliştirilen ‘İnsan Hakları ve Şiddetle Sivil Mücadele Bilincini Güçlendirici Saha Aktörleri Yetiştirme Projesi’nin amaçlarına değinerek, “KTÜ ile HEGEM Vakfı işbirliği ile başta insan hakları ve şiddetle mücadele, sosyal arabuluculuk olmak üzere birçok alanda ortak çalışmalar yapılması ön görülmektedir. Aile, kadın, çocuk, genç ve risk altında bulunan gruplarla ilgili hizmet modelleri geliştirilecek. Bu bağlamda Gençlik Ve Spor, Sağlık, Adalet, Diyanet İşleri Başkanlığı Bakanlıkları olmak üzere diğer ilgili bakanlıklara yönelik şiddetle sivil mücadele ve arabuluculuk konularında ortak projelerin yürütülmesi ile sertifika projelerinin açılması hedefleniyor. Sahada mücadele verecek şiddetle sivil mücadele aktörleri olarak sosyal arabulucular, şiddetle mücadele formatörleri ve insan hakları danışmanları yetiştirilmesine yönelik hizmet yapılarının oluşturulması amaçlanmıştır.” ifadelerine yer verdi.

“EN BÜYÜK SİVİL TOPLUM PROJELERİNDEN BİRİSİ”

Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanı Umut İlhan Durmuşoğlu, arabuluculuğun önemine dair açıklamalarda bulunarak konuşmasını şu şekilde sürdürdü:  “Bu proje en büyük sivil toplum projelerinden birisi. Yargılamalar sadece ülkemizde değil, tüm dünyada uzun sürmekte. Değişen ve yenilenen dünyayla karşılaştığımızda insanlar için bir alacağına 3, 5 yılda kavuşamamak hayatın gerçekleriyle bağdaşmıyor. Bu hukuk uyuşmazlıkları bir süre sonra ceza davasına dönüşüyor. Ortada bir kira uyuşmazlığı varken, alacak-verecek uyuşmazlığı varken, bir yer tespiti, tarla uyuşmazlığı varken bu uyuşmazlık ceza davasına dönüşebiliyor. Türkiye’de 2013 yılından itibaren hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunu uygulanıyor.

“BÜYÜK ORANDA BAŞARI ELDE EDİLDİ”

İş uyuşmazlıklarında, tüketici davalarında ve ticari davaların bir bölümünde dava yolunu kullanmadan önce bu yolu kullanmak mecburidir. Kısa bir süre olmasına rağmen bir milyondan fazla dosya, arabuluculuk yolu kullanılarak çok büyük bir oranda başarıyla sonuçlandı. Hukuk uyuşmazlıklarındaki işin bu ayağından sonra olayın sosyal boyutunun da değerlendirilmesi gerektiğini düşündük. Türkiye Cumhuriyeti 2019 verilerinde, sadece ceza soruşturması yani savcılık soruşturmasına yansıyan verilerin mağdur ve şüpheli sayısının yaklaşık 23,5 milyona dayandığını görüyoruz.

“ÖNCELİK BİR ARABULUCULUĞU VASITASIYLA ÇÖZÜLMESİ”

Bu da bir toplum için bir sıkıntı teşkil edeceğini değerlendirdiğimizde artık dünya genelinde alternatif uyuşmazlık çözümleri olarak değerlendirilen yolları, benimse dostane çözüm yollarını özellikle kullanmayı seviyorum. Hatta bir insanın birisiyle uyuşmazlığı olduğunu da arabulucu dediğimiz bu alanda teknikleri öğrenmiş, iki kişiyi bir araya getiren onların kendi göremediği menfaatleri görmesini sağlayan insanlar aracılığıyla bulduğu çözümleri birinci çözüm olarak değerlendiriyorum. Alternatif dediğimiz şey aslında iki insan arasında bir problemi öncelikle kendi arasında bir arabuluculuğu vasıtasıyla çözülmesi, daha sonra yargının karar vermesi olarak değerlendiriyorum.

“İLETİŞİME AÇIK BİREYLER YETİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Bu proje kapsamında özellikle bireylerin yaşadıkları uyuşmazlıklarda sadece kendini savunmaya ve ya başka bir deyişle kendini haklı göstermeye çalışmadıkları iletişime açık bireyler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Ücretsiz vatandaşımıza eğitimler vermeyi amaçlıyoruz. Daha sonra sadece kendi aralarındaki uyuşmazlıklarda değil yaşadığımız bir takım sosyal problemlerde de çok önemli katkıları olacağını değerlendiriyoruz.”

“ŞİDDET VE SUÇ İLE 1’İNCİ SIRADAYIZ”

Proje ile ilgili açıklamalarda bulunan HEGEM Vakfı Başkanı Adem Solak şu ifadelere yer verdi: “Biz bugüne kadar şiddetle mücadele yani HEGEM Vakfı olarak 20’den fazla ilimizin Türkiye düzeyinde sosyal risk haritasını çıkardık. Son beş senede tüm projeleri saydığımızda 33 bilimsel saha çalışamasın da 537 akademisyenle Türkiye’nin bütün illerinin hikayesini masaya koyduk. Ve bunu bakanlıklarla ve üniversitelerle paylaştık. 2019 yılında Cumhuriyet Başsavcılıklarında açık olan dosya sayılarını incelediğimizde 23 buçuk milyondan fazla fail ya da mağdur ile karşılaştım. İslam ülkeleri arasında şiddet ve suç ile 1’inci sıradayız. Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra ise 2’inci sıradayız. Şiddet ekonomi, kalkınma, sağlıkla, güvenlik, kalkınma ve uluslararası gücümüzü ortaya koymayla ilgilidir.

“İLK ŞİDDET KONGRESİ 2016’DA TRABZON’DA YAPILDI”

Saha çalışmalarımızdaki bilim ekiplerinin analizleri,  Adalet Bakanlığı’nın adli belgeleri ve ilgili bakanlıklarla akademisyenler yapılan görüşmelerle buraya kadar geldik. Türkiye’de ilk şiddet kongresi 2016’da Trabzon’da yapıldı. Burada şiddetle sivil mücadelenin miladı başlıyor. 20’den fazla ilde Tunceli, Diyarbakır gibi en zor yerler dahil sahada köylere kadar tüm insanları dinleyerek şiddetin her türüyle ne yapmamamız gerektiğini tartıştık. Trabzon’daki şiddet ile Erzurum ya da Tokat’taki şiddet bir değildir. Nedenleri de oluşumları da farklıdır. Biz şiddet tanımına diğer canlıları da ekledik. Biz meseleyi bütün boyutlarıyla,  bütün disiplinler açısından, bütün bölgeler ve iller açısında tedbirler alıp modeller geliştirmeliyiz. Sahada bu proje ile il iki senede 100 bin insan hakları danışmanı, 100 bin şiddetle mücadele formatörü, 100 bin sosyal arabulucu yetiştirmeyi hedefliyoruz.” ifadelerine yer verdi.

HABER: Kübra Nur KOTAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.