banner114

Bu katliam büyük İsrail projesi için

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’le, Ramazan ayının son günlerinde İsrail’in Filistin’de başlattığı ve çoluk çocuk demeden sürdürdüğü katliamları konuştuk. İsrail’in Büyük Orta Doğu Projesi’ni hayata geçirmek için şiddet eylemlerini sürdürdüğünü kaydeden Başkan Genç, kirli planların hedefinde Türkiye topraklarının da olduğuna işaret etti.  Başkan Genç’in günebakış’ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:  

Sayın Başkan sizinle Kudüs’ü konuşmak istiyoruz. Kudüs çaresiz ve Kudüs’ten feryat sesleri yükseliyor. Gerek İslam dünyası gerekse Batı dünyasının olaya bakışı ortada. Sanki bir tek Türkiye ve Tükler var. Nasıl yorumlayacaksınız?

Ahmet Metin Genç: Kudüs’teki kardeşlerimiz 100 yıldır İsrail’in zulmü altında. Ben yüz yıldır diyorum çünkü orada Siyonist proje 1948’lerden beri küçük adımlarla hayata geçirilmeye çalışıldı. 1948 ve 1967 yıllarından beri derken bugüne kadar bir zulüm var Kudüs’te. Müslüman kanı dökülüyor. Kudüs bizim için kutsal bir mekandır. Cenabı Allah’ın Kuran-ı Kerim’de ayetlerle beraber bir toprağı sınırlandırdığı ve ‘Burası kutsal bir alandır.’ dediği bir alandır. İlk kıblemizdir. O nedenle çok önemlidir. 400 yıldır bütün dinlerin huzur içerisinde, bütün inananların kardeşlik içerisinde ve Türklerin hakimiyetinde yaşadığı bir beldedir. Daha evvel Selahaddin Eyyübi’nin fethiyle beraber, ondan daha öncesinde Hz. Ömer’in fetihleriyle beraber kurtarılan bir coğrafyadır. Hz. Ömer’in mescidi oradadır. 2015 yılında nasip oldu, ziyaret etme fırsatı buldum. Çok kutsallarımız var. Ama her nasılsa bizimle Kudüs arasına sanki bir mesafe konulmuş. Bunu bu Siyonistler başarmışlar. Şimdi bu dönemde toplumda yeni yeni bir duyarlılık görüyorum. Bu da beni mutlu ediyor. 2015 yılı ziyaretimde Mescid-i Aksa’nın hadimlerinden 65 yaşında ismi Muhammet olan bir inşaat mühendisi bizim de mihmandarımızdı. Onun bize söylediği söz kulağımdan hiç çıkmıyor. ‘Buraya yılda 30 bin Türk geliyor, 400 bin Rus geliyor. Bu toprakları kaybeden biz değiliz, bunun sorumlusu sizsiniz. Bu toprakları kaybeden sizlersiniz. Buranın sahibi de sizsiniz. O nedenle çok ve sık gelin. Buraya sadece ziyaret için gelmeniz bile bize müthiş bir güç veriyor. Gelin bu topraklara.’ dedi. Buna bir taraftan mutlu oldum, bir taraftan da çok çok üzüldüm. Çünkü bir şekilde o bağ İsrail politikalarından dolayı kesildi.

Kudüs ve Gazze katliamlarının hadisenin karşısında yalnızca Türk toplumda refleks var. Buna ne dersiniz?

Ahmet Metin Genç: Biraz refleks de sanki bu dönemde intikaya uğradı. Atatürk döneminde müthiş derecede yüksekti. Atatürk’ün bu konuda bir beyanatı var. Sanki son zamanlarda biraz daha artmış durumda. Belki oradaki şiddetin tezahüründen dolayı da olabilir. Ama ben orada oranın hukukunu koruyan, orada taş atan çocukları gördüm, bir de Recep Tayyip Erdoğan’ı gördüm… Maalesef oranın yöneticileri dahil olmak üzere ve daha ziyade Arap toplumları bu konuda sıfırın altında. Bu çok düşündürüyor. Ve bizi şöyle bir tespite getiriyor: “Birleşmiş Milletler, birleşmemiş Müslümanlara veya birleşememiş Müslümanlara galebe çaldığı bir adaletsiz bir dünya düzeni var. Şu andaki dünya düzeni de o. Recep Tayip Erdoğan’ın isyanı da haykırışı da buna yönelik.” İnşallah bu düzenin artık değişmesi lazım. Bu da milletlerin duyarlılığıyla beraber olacak. Türk milleti gibi aynı hassasiyeti o Arap toplumlarının Arap yöneticileri bir farkındalık ortaya koyabilseler… Bir itiraz ortaya koyabilseler… Şu Filistin’deki direnişin yarısını yapabilseler… İş daha başka bir şekile dönüşecek. Ama maalesef Araplar çok duyarsız bir toplum oldu.  İsrail, biraz bunun da vurdumduymazlığıyla hareket ediyor. Şu anda İsrail’in hepsini bağladığını görüyoruz.

Hassasiyetten bahsederken şunu söylediniz: ‘Eskiden daha hassastı. O hassasiyet şimdi biraz daha yükseldi.’  O zaman ben şunu sorayım size: O dönemde, o savaşta, Arap-İsrail savaşı dedikleri Müslümanlarla İsrail’in savaşında bugünkü Trabzon Ortahisar Belediye Başkanının bunu dert ettiği bir Türkiye olsaydı…Türkiye o savaşa girer miydi, girmez miydi? Yani o dönemde yüksek dediğiniz hassasiyet yokmuş gibi…

Ahmet Metin Genç: Arap- İsrail savaşı değildi o. Müslümanlara karşı bir savaştı. Onu literatüre öyle yazdılar. Arap-İsrail savaşları, 6 gün savaşları. Sanki Mısır’la beraber diğer Arap ülkeleri gibi yaptılar. O nedenle bence bu tamamen emperyal politika ve birazda Türkiye’nin gücüyle orantılı. Ben geçmiş dönemlerin hükümetlerini bu konuda çok da duyarsızlıkla suçlamıyorum. Yani geçmiş dönem hükümetlerinde de İsrail’in tutumlarına karşı bir reaksiyon olmuştur. Ama bu milletin sesidir.

İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden biriyiz. Nasıl yorumlayacağız?

Ahmet Metin Genç: Doğru ama dediğim gibi durum biraz güçle alakalı. Hepsi güçle mi orantılı? Hayır hepsi güçle de orantılı değil. Bugün Cumhurbaşkanımız ‘Dünya beşten büyüktür’ derken Türkiye o beş hakim ülkeden daha mı güçlü? Değil. Gücün üstünde bir irade de var.O da cesaretten ve imandan geliyor. Zaten tam inanmışsanız o cesaretle sizin dilinizden çıkar zaten. Sonunu hesap etmezsiniz. Öyle bir lider var şu anda başımızda. Onun için hüzünlüyüz tabii ki. Ama bu böyle sürdürülebilir değil. İnşallah oradaki Müslümanların hakkı hukuku korunacak bir çözüme doğru iş evrilir. Geçmişte de hassasiyet vardı ama harekete geçirilemedi.

Eskiden Türk Solu Filistin’le övünürdü. Filistin’i anlatırlardı. Nasıl olduysa Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra Türk Solu Filistin’le artık ilgilenmez oldu. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Ahmet Metin Genç: Çok manidar buluyor. Çok haklısınız. Filistin’le ilgili gösteriler de yapılıyordu. Demek ki o gelenekten kopmuş Türk Solu.  Çünkü sadece bir inanç birlikteliğinden değildi o savunma ve reaksiyon... Bağımsızlığa inanmış oradaki esaret altındaki kardeşlerinin hukukunu savunmak adına verilen bir mücadeleydi. Demek ki kopmuş bu işlerden Türk Solu... Bugünkü solun nerelerle iş birliği yaptığını gördüğümüz zaman onlar da maalesef modunu değiştirdi.

İsrail’in Arap devletleri ile yapmış olduğu İbrahim Antlaşmaları var. Biz Arap toplumlarından tepki bekliyoruz ama bir yandan İsrail ile olan iş birliklerini geliştiriyorlar. Arap toplumlarının yani Müslümanların birlik olmaması, sadece Türkiye’nin İsrail’e karşı tepkisi Filistin için yeterli olmayacak gibi. Uluslararası hukuk nezdinde bir girişim yok mu ya da Türkiye’nin tek başına öncelik edebileceği bir girişim başlatılamaz mı?

Ahmet Metin Genç: Uluslararası hukuk nezdinde Birleşmiş Milletlerin İsrail ile ilgili kendi Güvenlik Konseyi kararları var. Özellikle yerleşim yerlerinin işgalinin sona erdirilmesi, oradaki işgallerin haksız olduğuna karşı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Konseyinin kendi kararları var. Bu kararları icra etse ayrı bir hukuk dayanağına gerek yok. Şu anda Birleşmiş Milletler yok. Orada 5 devlet var. Onlar birleşmemiş Müslümanlara ya da birleşmemiş mazlumların galebe çalıyorlar. Böyle bir düzen var. Buradan adalet çıkmayacak ama ilerisinde bakmak lazım. Olayı lokal yorumlamamalıyız. Türkiye topraklarını da içerisine alan Büyük İsrail Projesi var. Büyük bir hedef de var. Aslında İsrail o hedefe doğru yürüyor. Hemen güneyimizde kurulmak istenen, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör örgütü devleti de emperyal bir politikadır. Bütün bunlara karşı bir duruş sergiliyoruz. Fakat biz bu topraklarda olduğumuz sürece bunlar olamayacak.

Yani İsrail’le bir şekilde Arz-ı Mev’ud iddiası ile karşı karşıya geleceğiz.

Ahmet Metin Genç: Kesinlikle geleceğiz. Son savaşların Türkiye ile olacağı konusunda ciddi görüşler var. Ve bunlar yazılıyor. Birkaç kitapta yazıldı, okundu. Bu kaçınılmaz bir şekilde gelecek. Mısır ile olan ilişkiyi iyi değerlendirmek lazım. Mısır’ın aleyhine olan Mavi Vatan düzenlemelerinde (bildiğimiz kadarıyla 40 bin kilometrelik bir alan) dostluk yeniden gelişiyor. Mısır ile olan diyaloğumuzda yeni bir düzenleme gözüküyor.

Bizimle olan ilişkileri iyi fakat bir yandan da enerji aktarmak için Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İtalya üzerinden sapmak istiyordu. Çok pahalı olduğu için Mısır’a yöneldiler. Mısır ile olan ilişkilerini tekrar geliştiriyorlar. Mısır ile olan adımlarımızı ben çok olumlu buluyorum ve önemsiyorum. Onun için İsrail’in Arzı-e Mev’ud hedefinin bilincinde bir Türkiye’nin hep var olması lazım.  Irak ve Suriye ortada… “Suriye’de, Irak’ta ne işimiz var?” diyenler biraz da İsrail’in Büyük Orta Doğu idealindeki konumuna baksın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.