banner114

Bilinmeyen bölgeler mutlaka test edilmeli

KTÜ’lü akademisyen Prof. Dr. Sadettin Korkmaz, Osmanlı’nın çöküşünü hızlandıran faktörlerinden birinin petrol olduğuna işaret ederek, “Sınırlar biraz da petrole göre çizilmiştir. Karadeniz’in bizde kalan bölümü Türkiye’nin 5’te 1’i büyüklüğünde. Buraların test edilmesi gerekiyor” dedi

“1987 yılında Sovyetler Birliği dağılmadan önce Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında Karadeniz’den ortaya hat çekildi. O dönem hattın kuzeyinin ekonomik kullanım hakkı Sovyetler Birliğine güney bölümü ise Türkiye’ye kaldı. Dolayısıyla Karadeniz’i tam ortadan bölmüşüz.”

“Denizde kuyunun açılma süresi 6 ay kadar. Bazen 1 yıla kadar uzayabilecek bir süreç söz konusu oluyor. Kuyunun derinliği süreyi etkiliyor. 3 kilometre ila 6 kilometre derinliğindeki kuyunun açılma maliyeti farklıdır.”

“Fatih Sondaj Gemisi son nesil teknolojik donanıma sahip. Deniz tabanından itibaren 10-12 kilometre sondaj yapabiliyor. Yeni nesil sondaj gemisi deniyor bunlara. Denizin ortasında uydular yardımıyla istediğiniz noktada sabitlenebiliyor.”

“Petrolün olup olmadığını ispatlamanın tek yolu da sondajdan geçiyor. 10 kuyudan bir tanesinde petrol çıkarsa çok büyük başarıdır. 20 kuyudan 1’inde bile petrol çıksa bu başarıdır. Bazen 30-40 kuyu açarsınız hiçbirinden petrol çıkmaz. Bu tamamen bir şans.”

“Biz Alp Himalaya kuşağı üzerinde bulunuruz. Bu kuşak tektonik yönden, volkanizma yönünden çok aktif. Jeolojik geçmişi böyle. Dolayısıyla Türkiye’mizin birçok yerinde petrol sızıntıları var. Bunlar vaktiyle petrol yataklarının tektonik hareketlerle, volkanizmalarla bozulduğunu gösteren bir şey.”

“Tarihe şöyle bir göz atarsak Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hızlandıran faktörlerden birisi de Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerinde bulunan büyük petrol yataklarının emperyal güçler tarafından taksim edilmesidir. Bu durum Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü hızlandırmıştır.”

“Ülkemizin enerjiye ihtiyacı var. Enerjinin yüzde 90’ını ithal ediyoruz. Yılda yaklaşık 50- 60 milyar dolar petrol ve doğal gaza veriyoruz. Kendi kaynaklarımızdan maalesef yüzde 5’lik yüzde 7’lik bir oranını karşılayabiliyoruz. Biz bu karşılama oranını yarı yarıya yükseltebilirsek ülkemiz açısından büyük bir kazanç sağlamış oluruz.”

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadettin Korkmaz, Trabzon’daki hazırlıklarını tamamladıktan sonra Ereğli açıklarına varan Fatih Sondaj Gemisi ile yapılacak petrol aramalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Sadettin Korkmaz, Osmanlı’nın çöküşünü hızlandıran faktörlerinden birinin petrol olduğuna işaret ederek, “Sınırlar birazda petrole göre çizilmiştir. Ancak yine de yılda 3 milyon ton ham petrol üretiyoruz. Oldukça bilinmeyen bir bölge var. Karadeniz’in bizde kalan bölümü Türkiye’nin 5’te 1’i büyüklüğünde. Çok büyük bir alan. Kezâ yine Akdeniz var.  Akdeniz’de çok büyük bir alan. Buraların mutlaka test edilmesi gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin petrol ve doğal gaz ihtiyacının yalnızca yüzde 7’lik kısmını kendi öz kaynaklarından karşılayabildiğini dile getiren Prof. Dr. Sadettin Korkmaz, Türkiye’nin doğal kaynaklarını keşfetmesi gerektiğini vurguladı. Karadeniz’deki petrol aramalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Korkmaz, “Fatih Sondaj Gemisi, Batı Karadeniz Bölgesi’nde çalışacak. Ereğli açıklarında bir bölgede Tuna-1 kuyusunu açacak. Batı Karadeniz’de Ereğli açıklarında Türk Petrollerinin doğal gaz üretimi var. Sondaj gemisi Karadeniz’in orta bölgesine yakın bir sahada Tuna bölgesi denilen alanda ilk kuyusunu en kısa sürede açmaya başlayacak.” ifadelerini kullandı.

“KARADENİZ ORTADAN İKİYE BÖLÜNDÜ”

Akdeniz’deki petrol geriliminin Karadeniz’de yaşanmamasının nedenlerini de paylaşan Korkmaz, “1987 yılında Sovyetler Birliği dağılmadan önce Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında Karadeniz’den ortaya hat çekildi. O dönem hattın kuzeyinin ekonomik kullanım hakkı Sovyetler Birliğine güney bölümü ise Türkiye’ye kaldı. Dolayısıyla Karadeniz’i tam ortadan bölmüşüz. Karadeniz’in güney bölümü Türkiye kaldı. Komşularla herhangi bir sıkıntı olmayacağı düşüncesindeyiz. Tamamen doğal kaynaklara ilişkin paylaşım yapılmıştı.” şeklinde konuştu.

“KUYUNUN DERİNLİĞİ MALİYETİ BELİRLİYOR”

Sondaj faaliyetleri hakkında da bilgi veren Korkmaz, “Karalarda sondaj kuyusunun açılması 3-4 ay sürer yaklaşık bir 1 milyon dolar maliyeti var.  Bu maliyet denizlerde 100 milyon dolara kadar ulaşır. Delinecek katmanların derinliği maliyeti belirliyor. Denizde kuyunun açılma süresi 6 ay kadar. Bazen 1 yıla kadar uzayabilecek bir süreç söz konusu oluyor. Kuyunun derinliği süreyi etkiliyor. 3 kilometre ila 6 kilometre derinliğindeki kuyunun açılma maliyeti farklıdır.” diye konuştu.

“SON NESİL TEKNOLOJİK DONANIMA SAHİP”

Fatih Sondaj Gemisi’nin Türkiye’ye sağladığı avantajları da aktaran Korkmaz, şunları kaydetti: “Fatih Sondaj Gemisi son nesil teknolojik donanıma sahip. Deniz tabanından itibaren 10-12 kilometre sondaj yapabiliyor. Yeni nesil sondaj gemisi deniyor bunlara. Denizin ortasında uydular yardımıyla istediğiniz noktada sabitlenebiliyor. Dünyada bu gemiler daha çok özel şirketlerindir. Bunları kiralıyorsunuz. Bunun maliyeti 100 milyar doları bulabiliyor. Bizim kendi gemimiz olduğu için yarı yarıya maliyet azalıyor. Bir de en önemli şey siz bu sondajı istediğiniz zaman istediğiniz yerde yapabiliyorsunuz. Yabancı şirketlerle, sondaj şirketleriyle çalışırken böyle bir şansınız olmaz. Çünkü hepsinin randevulu çalışma sistemi vardır. Kendi gemimiz olduğumuz için istediğimiz yerde sondaj yapma kabiliyetine sahibiz. Masraflarda yarı yarıya azalıyor. Derin denizlerden petrol çıkarmak ayrı bir teknoloji. Araştırmalar için farklı bir teknoloji, üretim için farklı bir teknoloji gerekiyor. Bulunacak petrol ya boru hatlarıyla karaya taşınır ya da deniz ortasına kurulacak platformla taşınır. Burada hedefimiz önce petrolü bulmak. Üretimi yapılabilir. Önemli olan ekonomik olabilecek bir petrol yatağına ulaşmak.”

“ÖN HAZIRLIKLAR AŞAMASI 3-4 YILI BULUYOR”

Ön hazırlık aşaması hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Korkmaz, “Petrol araştırmalarında sondaj aşamasına geçmeden önce en az 3-4 yıl jeofizik, jeolojik, sismik çalışmalar yapılır. Karalarda sondaj yapmak daha kolay. Doğrudan doğru araziden örnekler alıyorsunuz. Denizde daha çok sismik yöntemlerle katmanların durumunu belirliyoruz. Jeolojik, jeofizik, jeokimyasal çalışmalar 3-4 yıl süren bir çalışma dizisi. Birinin sonucu kötüyse diğer aşamaya geçilmiyor. Bir bölgede hangi noktada petrol olabilir biz bunu çalışmalarımızda belirleyebiliyoruz. O noktada petrolün olup olmadığını ispatlamanın tek yolu da sondajdan geçiyor. 10 kuyudan bir tanesinde petrol çıkarsa çok büyük başarıdır. 20 kuyudan 1’inde bile petrol çıksa bu başarıdır. Bazen 30-40 kuyu açarsınız hiçbirinden petrol çıkmaz. Bu tamamen bir şans.” ifadelerini kullandı.

“YETKİN MÜHENDİSLERİMİZ VAR”

Gemide yapılacak çalışmalara ilişkin de bilgiler aktaran Korkmaz, “Gemide çalışan personel konusunda bilgim yok. Yabancı mıdır, yerli midir bilmiyorum. Ancak Türkiye’de petrol aramalarında TP gerçekten üst düzey bir araştırma kuruluşu. Burada yetişmiş mühendisler var. Karalarda sondaj yapmak çok problem değil. Eskiden 1 yılda yapılan sondaj teknik imkanlarla 3 ayda yapılabiliyor. Ancak geminin teknik kullanımı konusunda çok bilgimiz yok. Sondajı takip edenler jeoloji mühendisleri olacaktır. Kayaçlarda petrol olup olmadığını kontrol edebilecek yetkin mühendislerimiz var. Bu konuda sorun olabileceğini düşünmüyorum.” açıklamalarında bulundu.

“TÜRKİYE’MİZİN BİRÇOK YERİNDE PETROL SIZINTILARI VAR”

Türkiye’de petrol olup olmayacağını değerlendiren Prof. Dr. Korkmaz, “Sık sık ‘İran’da, Irak’ta petrol var. Diğer komşu ülkelerde petrol var. Türkiye’de niye yok?’ sorusunu duyuyorum. Bu konu çok uzun, tartışmaya açık bir konu. Bir kere Türkiye’nin jeolojik yapısı, biz Alp Himalaya kuşağı üzerinde bulunuruz. Bu kuşak tektonik yönden, volkanizma yönünden çok aktif. Jeolojik geçmişi böyle. Dolayısıyla Türkiye’mizin birçok yerinde petrol sızıntıları var. Bunlar vaktiyle petrol yataklarının tektonik hareketlerle, volkanizmalarla bozulduğunu gösteren bir şey.” değerlendirmelerinde bulundu.

“SINIRLAR BİRAZDA PETROLE GÖRE ÇİZİLMİŞTİR”

Petrol konusunda tarihi gelişmelerin de hatırlanması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Korkmaz, “Tarihe şöyle bir göz atarsak Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hızlandıran faktörlerden birisi de Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerinde bulunan büyük petrol yataklarının emperyal güçler tarafından taksim edilmesidir. Bu durum Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü hızlandırmıştır. Irak sınırı uzun yıllar İngiltere yüzünden Cemiyet-i Ahvam’da kalmıştır. Dolayısıyla oradaki petrol yataklarının bir şekilde Irak tarafında kalması sağlanmıştır. Milli sınırlar dışına çıkmıştır. Sınırlar birazda petrole göre çizilmiştir. Ancak kendi ülkemizde yine de yılda 3 milyon ton ham petrol üretiyoruz. Oldukça bilinmeyen bir bölge var. Karadeniz’in bizde kalan bölümü Türkiye’nin 5’te 1’i  büyüklüğünde. Çok büyük bir alan. Kezâ yine Akdeniz var.  Akdeniz’de çok büyük bir alan. Buraların mutlaka test edilmesi gerekiyor.“ şeklinde konuştu.

“ÜLKEMİZİN ENERJİYE İHTİYACI VAR”

Ülkenin enerji ihtiyacına vurgu yapan Korkmaz, “Ülkemizin enerjiye ihtiyacı var. Enerjinin yüzde 90’ını ithal ediyoruz. Yılda yaklaşık 50- 60 milyar dolar petrol ve doğal gaza veriyoruz. Kendi kaynaklarımızdan maalesef yüzde 5’lik yüzde 7’lik bir oranını karşılayabiliyoruz. Biz bu karşılama oranını yarı yarıya yükseltebilirsek ülkemiz açısından büyük bir kazanç sağlamış oluruz. Bunun da yolu bilinmeyen sahaları araştırmaktan geçiyor.”  diyerek açıklamalarını sonlandırdı

HABER: Songül MAZLUM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.