banner114

Bildiğinin en iyisini yapmak başarı getirir. Üretim her zaman olmazsa olmazımız değil mi? Peki biz ne üretiyoruz. Hangimiz neyi ne kadar üretiyor.

Meyve ağaçlarına bakım yapmadan meyvelerde Allah ne verdiyse toplayıp yiyor veya kışa saklamaya çalışıyoruz. Dalı budağını hiç kesmeden dibini eşelemeden yani meyve ağaçlarını genç tutmadan bir şeyler bekliyoruz.

Bahçeye diktiğimiz üç beş fasulyeyi, domates biberi tadıyoruz geriye ya kalır ya kalmaz. Patatesler oldu olmadı derken yaz boyu tüketiliyor kışa satın alacak yerler arıyoruz.

Sahi biz ne üretiyoruz. Kocaman kocaman insanlar ve her biri bilge görünümünde ortalıkta dolaşıyor. Biri diğerinin kazancını cebini nasıl çarparım diye hesap ediyor.

Onun ayağını nasıl kaydırırım, nasıl kazandığından kendime pay çıkarırım. Bu zeka bizde çok gelişmiş ve akla hayale gelmeyen planlarımız var.

Eskiden komşunun sıkıntısına nasıl derman oluruz, nasıl yardımcı oluruz diye düşünür kenar köşede uzun zaman bekleyecek birikimlerimizi bizden istenmeden verir ve yardımcı olurduk. Şimdi kimin yastığının altında nesi var nasıl öğreniriz ve nasıl alırız derdindeyiz.

Fikir ve düşünürlerimiz de “havada bulut yok”, “dam üstünde saksağan bur beline kazmayı” ahenginde düşünmekte ve toplumun eksi artısını irdelemeden taraflı düşünmekte.

Eskiden siyaset çok yukarlardaydı ve vatandaş erişemezdi. Evet belki despot davranışlar buna sebepti. Fakat en azından siyasete ulaşmak ve müdahale etmek kolay değildi. Şimdi ayaklar altında bir siyasi ortamda devlet her tarafı kan revan dikenlenmiş bir şekilde elinden gelenin en iyisini yapma gayretinde.

Dış politikada eskiden emredersin deyip ne derlerse yapar öyle giderdik. Onlarda içimizi kemirir posamız bütün zorlukları, fırtınaları yemiş lakin vakur bir şekilde ayakta dururdu.

Şimdi dış politika hırçınlaşmış bir lokmada yutup yok etme hayalini gerçekleştirme adına bütün dünyayı esir alma hesabını gütmekte. Devletimiz de bütün iç kemirgenlere rağmen daha etkin ve bilinçli ayakta durmakta karşı koymakta.

Bu meyanda bir düşünce, bir çözüm, bir gelecek üreten yok herkes neyi nereden çarparım nasıl zayıflatırım, nasıl küçültürüm. Muhalif olup geliştirme derdinde olması gerekenler de hala tiyatro muhalefeti yaparak insanlar gülsün de yapılanı unutsun, görmesin derdinde.

Oysa o eski tiyatro senaristi muhalefet düşüncesi artık etkili değil. Tam aksine her muhalif düşünce ve tavır ya hırçınlaştırıyor ve keskin çizgiler koyuyor. Veya daha etkin bir senaryo ile korku filmleri üretmeye gayret ediyor.

Velhasıl kelam kimse daha ileri bir adımı hesap edip yarına bir güzellik bırakma derdinde değil. Herkes herkese muhalif, herkes herkesin kazandığı peşinde.

Ne beyinler çalışıyor ne de bedenler. Kop-yap yazar çizer, bir güzel düşünce, eser, paragraf yazılmış ise bir zamanlarda onunla idare ediliyor ve temcit pilavı gibi sosyal medyada anılar diye tekrar tekrar millete sunuluyor.

Beyinler bitap bedenler harap olmuş. Bir kovit, bir zamane gençliği, bir sosyal medya bahanesi uydurulup günü kurtarmak ve o günden bir şekilde prim kazanmak, zaman kazanmak büyük başarı sayılıyor.

Birini kandırıp alınan yüz, iki yüz tl ise hiç kızarıp bozarmadan ben onu çarptım diye sohbetlerde en popüler mevzu oluyor.

Beyler bayanlar kimse kimseden ne çarpıyor, nede kimse kimsenin üretimine ayaktaş oluyor. Sadece herkes yavaş yavaş beyin ve bedenini tüketerek intihar ediyor. Her bir beyin ve beden egoları ve tembellikleri uğruna hiçbir işe yaramadan, bir başarı sağlamadan hatta emekli olduğunda şöyle çalıştım diyemeden tükeniyor.

Herkes uyanmalı kötü düşünce ve ahlakı bir kenara koyarak, memleketin bir köşesine de benden bir imza, eser kalsın deyip bir işin ucundan tutmalıyız. “GÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ KURTARALIM”

Selam saygı ve hürmetle

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.